Tarama Kategorisi

Yazarlar

mehmet arkın gürbüz

Farkında mısın?

Farkın damısın... Zamanın seni sürüklediğini düşünürken aslında kurulan düzenin seni yönlendirdiğini farkında mısın? Soluduğun havanın değiştiğinin farkında mısın? Yediğin yiyeceklerin hormonlandığını, içeceklere farklı maddeler koyulduğunun farkında mısın? Hiç elinden düşürmediğin cep telefonun senin bir kopyanı oluşturduğunun farkında mısın? Sana verilen görevleri, sana verilen hayatı takip etmek için başına oturduğun bilgisayarın aslında senden sürekli bir şeyler çaldığının farkında mısın? Gerçeklerin…

İnsan olmadan birey olamazsınız.

Birey olun Bir eyyyy olmayın. Kelimeler zihninizi doldururken, gözleriniz bedeninizi tatmin ederken, nefsiniz sürekli arzularken bir de sahip olduğunuz insanlık vasıfları var. Buna sizin verdiğiniz eğitim ve bilgiler doğrultusunda birey (Yaşadığınız toplumun en küçük parçası) denmektedir. Ama siz şu an bir ey siniz. Yani seslenildiğinde bakıp hiç bir şey anlamayan bir insan modeli. Düşünün ki bu duruma nasıl geldiniz... Şimdi toprağın altından bedenler çıksa yani sizin deyiminiz ile dedeleriniz hatta atalarınız…

Cep telefonu alarmının zaman değişimi…

Her gün 9:30 da çalan cep telefonumun alarmı bir gün 9:45 çaldı... Düşünüyorum acaba neden? Şimdi telefonumdaki zaman içinde bulunan bir pili kullanarak mı çalışıyor yoksa telefonumda ki işletim sisteminine bağlı olarak mı çalışıyor yoksa şahsıma ait server larda barındırılan bir cep alanım mı var... Sizce hangisi... Tabi ki ilk söylediğim olması gerek diye düşündünüz. Peki o zaman neden cep telefonunuzun zaman pili hiç bir zaman bitmiyor??? Demek ki böyle bir durum söz konusu değil... Gelelim ikinci şıkka eğer…

İnsan Hakları Gününüz Kutlu Olsun…

İnsan Hakları ve Hukuku Gününüz Kutlu Olsun... Tabi hukuku ben ekledim. Bugün İnsan Hakları Günü... Acaba bugün kim hakkını alacak sadece bugün olsa dahi bile... Haklarınızı yerde bırakmayın basıp çiğneyen hatta kullanıp size geri sununlarda olabilir. İnsan Hakkı yaradılış hakkıdır, verilen canın hakkıdır, yaşam formunun size verdiği haktır. İyi kullanın iyi savunun aksi halde sonuçları vahimdir. Sadece bu gün değil İnsan Hakkı nefes alıp verdiğin sürece geçerlidir. Bugün olarak ilan edenler bizi bir nebze…

İnsan görmek istediğini görür yada duymak istediğini duyar.

İnsan görmek istediğini görür yada duymak istediğini duyar. Çünkü üstünlüğünün bir parçası oradan gelmektedir. Evet varlığın öğrettiği tek olgu bu. Kalbin mühürlenmesi ve gözün kör olması bundan kaynaklanmakta... Nasıl yaşarsanız yaşayın, nasıl ölürseniz ölün sizin arzuladığınız gibi olmaktadır. Korku denen karanlığın aydınlığa dönüşeceği bir yaşam formunun sizi aldatması bu kadar basittir. Baktığınızı siz yargılarsınız, duyduğunuzu siz eleştirirsiniz. Bakışlarınız nasıl ise ona göre yargı üretir, neyi duymak…

Öngörü sizin önünüzde gördüğünüz değil…

- Karanlığa bir ışık yak diyeceğim ama o kadar çok kararmış insanlar görüyorum ki, geceleri onları sahip oldukları karanlıklardan dolayı bile göremezsiniz... 'Geceler dedim de bazen geceleri garip garip sesler duyuyorum sanki birileri bir şeyler inşaa ediyor gibi...' Yanlış anlamayın bizde gece iken ABD de gündüz yani biz uyurken onlar çalışıyorlar. Bu da dünyanın ve yaşamın bir kaderi olsa gerek. Bu aralar bir takım insanlar çıkmış sürekli öngörüde bulunuyorlar. Onlara şunu sormak istiyorum sizin çakralarınızı kim…

Enjekte

Enjekte Yaşadığımız şu hayat inanın bize enjekte edildi. Peki nasıl yapıldı? En büyük soru bu... Hani biraz geçmişe gidelim diyeceğim ama benim için geçmiş öldü yarın ne olabilir diye düşünmekteyim. Eğer hayat bize enjekte ediliyor ise bunun nasıl yapıldığını yarın için bulmak belki insanlığın kurtuluş yollarından biri olabilir. Önce düşünmesini öğrenmeliyiz. Düşünmek beynin görmüş olduğu fiziksellikleri sahip olunan hayal düşleri ile birleştirerek kalbin yeni veriler elde etmesidir. Bakınız kalbinizin veri elde…

Yaşamımızın sahnesini terk etmeyen virüsler.

Yaşam sahnesini terk etmeyen virüsler. Siz hayatın gerçek virüslerini asla göremediniz. Gözlerinizin önünde iken şuan göz bebeklerinize inen ve sizin yerinize dünyayı gören virüslerle karşı karşıyasınız. Ama siz bunu ne anlamak ne de kavramak istiyorsunuz. Elinizden alınan bir hayatı algılayamamak aslında sizin varlığınızı değil yokluğunuzu göstermektedir. Bunu bildiğinizde halde yaşama mal olmuş sahneleri halen işgal etmeniz ve yaş tecrübedir diyerek gençleri bir kenara itmeniz, çocuklara ise çocuk diyerek bir…

Siz siz olamadınız ya, çok acı verici bir takım yaşam formları ile karşılaşan insanoğlu…

Dualar yükselmekte... Siz siz olamadınız ya, çok acı verici bir takım yaşam formları ile karşılaşan insanoğlu, artık haykırışlarını yaratıcıya duyurmak istiyor. İçtiğiniz suyu yudumlarken midenize giden o kaynak değişmek üzere iken gözlerin önündeki perdenin kalkmaması tamamen sizden kaynaklıdır. Ne acıdır ki sürekli zamanı takip etmeniz ve güneşin doğuşunu izlemenizde bir hayal olacak. Bir kapı açılmasını beklemeyin eğer açılacak bir kapı var ise onu siz açacaksınız. Yaşam formu sadece nefes alıp vermek…

Düşünmeyen bulamaz, bulamayan varamaz…

Düşünmeyen bulamaz, bulamayan varamaz... Dünyanın ve insanlığın nasıl yönetildiğini bir düşünün. Düşünemiyor iseniz düşünenleri dinleyin. Çünkü sizde bu dünyadan pas geçen bir suretsiniz. Bir takım durumları öğrenmeyi hak ediyorsunuz. Bilmeniz gerek ki yerlerin, zamanın ve kişilerin hiç bir anlam ifadesi yoktur. Varlığın algılaması ve varması gerçek olan tek olgudur. Eğer siz varlığın bir parçası iseniz ve sahip olduğunuz bu parça bir anlam ifade ediyor ise dünyanın ve insanlığın nasıl yönetildiğini öğrenmeniz…

Dünyanın ve insanlığın geleceği…

Dünyanın ve insanlığın geleceği... İnsanın yaradılış zamanından bu yana söylenen bir çok yalan dünyanın ve insanlığın geleceğini hazırlamıştır. Havva'nın elmayı yemesi yılanın ağacın yanına gelerek Adem'e fısıldaması gibi gerçeği ispat edilemeyen söylemler ile insanlığa sunulan yalan bir geçmiş geleceğin hazırlayıcısı olmuştur. Savaşların bile gerçekçiliği tartışılmaktadır. Gerçeği ancak yaşayan ve doğru söyleyen bilir. Anlatılan zamanda yaşaması bile onun gerçeği anlattığını göstermez. İnsan olma yargısı…

Teknolojinin sunduğu veri ve istatistikler

Herkesin verisi kendi bilgisayarında veya kendi cep telefonundadır... Bir zamanlar topa müdahale var demiştim de siz gülmüştünüz. Ufkunuz ne kadar geniş ise cümlelere ancak o kadar anlam katabilirsiniz. Eğer bir ufkunuz yok ise zaten cümleleri anlamazsınız. Şans diye bir durum yok planlama ve formüller vardır. Popülerite 'Düzen'in yasallaşmış halidir. Yerleşmek ve ele geçirmek hatta kontrolü sağlamak için bir çok madde veya kavramlar ücretsizdir. Ancak sonra ücrete tabi olur. Tüm dünyaya yayılmak ise free kelimesi…

Kaçkez helak oldunuz?

Açıl insan açıl... Bir felaketten diğer bir felakete doğru giden dünya ve insanlık, ne kadar suç işledi ve yaşamın düzenini ne kadar bozdu? Zaman kavramını ve varlığın yoktan var oluşunu çözümlemeye çalışan insan, yaratıcının güçünü ve kudretini anlamamış olsa gerek. Aklın sadece iyiliğe, adalete ve insanlığa çalışması gerekirken, şeytani düzene çalışması ve onun dediklerini yapması insanlığın geldiği noktayı göstermektedir. İster ilim ister bilim ister akıl ister zeka vardığı nokta inançtır yaradılıştan yok…

Programlanmış beyinler…

Programlanmış beyinler... Derin yaşam şekilleri, dip net (deep web), gizli tarikatlar, örgütlenmiş cemaatler, silahlanmış gizli ordular, savaşa hazır robotlar, uydular ile yönetilen teknoloji, formüllenmiş şans oyunları, şeytanın tarikatı ve dünyamızı işgal edecek uzaylılar... İnsan yaratılmışlığı ile henüz bir üstünlük bulamamışken sürekli kendini üstün göstermesi ne kadar enterasan bir durum. Sadece kendi zaman birimi ile tanımlamış olduğu bir dakikalık düşünme ve etrafında 360 derece dönme ile göreceği gerçekleri…

Yaratıcının bize verdiği gerçek hayat formu nerede?

Çağın vebası; gösterilene inanmak ve söylenene göre hareket edip itaat etmek. Bir yüzyıl tanıdım arkası karanlık önü karanlık. Aydınlatılmışlar diye adlandırılan aslında insanlığı karanlığa sürükleyen bir yüzyıl... Geçtim tüm virüsleri ve hastalıkları hatta cehaleti sildim attım işte o zaman gerçekleri gördüm. Gerçek formundan çıkan farklı bir forma bürünen çağın hastalığı olarak görünen o ki 'Gösterilene inanmak ve söylenene itaat etmek...'miş. İnsan artık ininde olan bir hayvan gibi bazı suretlerini kaybetmiş…

Canım sıkılıyor…

Canım sıkılıyor... Gözler görüyor, kulaklar duyuyor. Eller işte o diyor ama maalesef çaresizlik ve korku bedeni zincirlemiş durumda. Sanki bir şeyin onu kırması gerek. Sanki biraz cesaret sanki birazcık gerçek inanç gibi...Peki nedir tetikleyici ve nerede o tetiği çekecek insan... Bu gün yine cuma, arka arkaya gelen cuma mesajları ve eline namazlığı alarak camiye koşanlar...Bu cuma da mal varlığı için dua edin bu cumada günahlarınızın affedilmesi için dua edin...Taki her cuma yaptığınız gibi... Bazı çaresizler ise…

Bilinmişlikten bilenmemezliğe doğru…

Kim bu bizi yönetenler ve Dünyayı yönetmek isteyenler? Şeytanın Tarikatı'nın başında kimler var? Kimler insanlığı dijital köle yapmak istiyor? İnsanlık şeytanın penceleri arasında mı? Şeytaniler bedenimizin derinliklerine ne kadar ilerlediler? Nereden çıktı bu düşünceler ve fikirler diye sorarsanız. En başta şunu belirtmeliyim ki eğer teslimiyetiniz gerçekleşti ise ki nereye teslim olduğunuz önemlidir, gerçekler o kadar berrak ve net bir şekilde beyninize gelir ki siz onu film zannederseniz. Bir kere eğer bireye bir…

Hiçlikten hiçliğe doğru ilerleyen insan…

Evrende bir hiçlik ifade eden insan denen canlının şu hükümlerine bakar mısın? Maddeye öyle bir sarılmış ki onunla yatıyor onunla kalkıyor ve onunla insanlığa hükmediyor. Madde olmasa zerre kadar değeri olmayacak ve değersiz kılınacak. Çünkü beyin para denen kağıt parçasını çok iyi kavramış, artık insan maddeden farksız bir canlı haline gelmiş... Maddeleşen cebi ile birlikte bedeni de maddeleşmiş durumda. Toprak da onu zaten bir madde gibi kabul edip ona göre muamele edecektir. Bedenden önce varlığını bir türlü…

Ölüme teslim olmak!!!

Ölüme teslim ol... Onurunun ve itibarının gölgesinde yaşa ki bu iki olgu sonsuzluk hayatında senin kapı komşun olsun. - Doğru ya senin için önemli olan bu hayat ve bu hayatın verdikleri, saygı duyuyorum. - Beni sorma, ben ne zamanı tanıdım ne de benim için hazırlanan mekanları. Hani diyorum senin şu azrail diye tanımladığın melek var ya gelse karşıma çıksa da 'Eller yukarı...' dese ve ben ellerimi kaldırsam sonra 'Hoşgeldin sonsuzluk hayatına...' dese bir kurşun sıksa anlımın ortasına sonra 'Ölüme Teslimiyet'im…

Artık kabullenmeyin ve biraz duyarlı olun.

Sizden bir cacık olmaz... Buna nasıl karar verdim merak ediyor musun? Tam 40 yıl sonra. Biliyorum çok geç verilmiş bir karar. Bunun nedeni soruyor iseniz insana olan saygım ve sevgimden. Belki bir gün anlar, belki bir zaman düşünür, belki bir an yargılar, belki bir gün yapmak ister... diyerekten hep bekledim. Ama gördüm ki boşuna beklemişim... Hak edilenin yerde olduğunu hak edenin ise olmadığını anladığım da sizden bir cacık olmayacağına karar verdim. Siz çalışana üretene sahip çıkmak ona destek olmak yerine köstek…