Tarama Kategorisi

Yazarlar

mehmet arkın gürbüz

Liderlere değil öncülere ihtiyacımız olan bir zamandayız.

İnsanlığın liderlere ihtiyacı yok. Çünkü her insan lider olabilir. Her insan Lider olmak isteyen bilir. Ancak her insan Öncü olamaz. Demek ki lidere değil Öncü'lük yapacak insanlara ihtiyacımız var. Doğruluğu, dürüstlüğü hedef edinmiş samimi, inançlı ve saygıya sevgiye önem veren, varlığı yaratandan dolayı kabul eden ilerlemenin amaç olduğu, geleceği dahada aydınlatacak kişiler bizim öncülerimizdir. İnsanlık var olmaya başladığından beri kaybetmektedir. Çünkü sürekli kendisine bir lider seçmekte ve onun…

Ne oldu bu böceklere…

Hatırlayınız lütfen, evlerimiz her ne kadar betonlaşsa da evimizde veya sokaklarda türlü türlü böceklerle karşılaşırdık. Tamam bunu geçtim ya toprak üstündeki böcekler, oradaki böceklere ne oldu. Yoksa bir takım bilim adamı diye geçinen yaratıklar insanlıktan bir takım şeyleri gizlediler mi? Neden sadece artık sokaklarda evlerde hamam böcekleri görüyoruz veya evimizde sadece parazitler var bunlarıda geçtim bit kadar sinekler türemiş durumda. Neden hamam böcekler yok olmadı? Neden parazitler türedi ve bir çok filmde…

Gerçeğe ulaşmak.

Bize öğretilmeyen nedir? Hayata teşvik ettiğimizde, bize can veren yaratıcının, aslında bizi dünyaya getiren anne babanın, bir eseri olmasına rağmen hazır bir hayata geldiğimiz gerçeğini örtpas edemez. Sizce hep böylemiydi dersiniz...Milyarlarca insanın hayat formunu ziyaret etmesi hazırlanmış olan kurallara uyması ve hayatı sunulduğu gibi kabul etmesi ne kadar normal dersiniz. Peki zaman denen kavramın bedenimize istinaden çalıştığını kabul ederek insanları adlandırmak ve onlara ömür biçmek nelere delalet olabilirdi…

Egosu sınırsız olanlar.

Ego Tatmin edilmesi mümkün olmayan aldıkça etrafı kaplayan çılgın egolu insanlar... Varlığınız insanlık için her ne kadar tehdit olsada eninde sonunda teslimiyetiniz gerçekleşecektir. Ne fark eder bu yüzyılda bu evrende veya gelecek de başka bir yaşam formunda. Tabi çılgınlık sizin kelimeniz ve sizin yaşam formunuz. Ancak bu yaşam formu sadece size ait değil. Onun için egolarınızı tatmin ederken insanları harcamaktan, onları kullanmaktan, onların haklarına ve hukuklarına tecavüzden vazgeçin, lütfen... Biz asla sizin…

Bu hayatın son senaryosudur.

Maalesef suçlu bulunmuyor maske takmayanlar suçlanıyor. Burada bir mantık hatası yok mu? Virüsü kim icat etti ve kim dünyaya saldı. Ben her gün her dakika maske takmak zorunda mıyım. Bulun suçluyu cezalandırın, bulamıyor iseniz bu tamamen maske baskısı yapanların problemidir. -Benim özgür nefes almamı kimse kısıtlayamaz. Eğer özgürce nefes alamayacak isek neden yaşıyoruz ki... Bu virüs senaryosunu yazıp da oynayanlar eminim ki savaşalım desek kaçacak delik ararlar. Nasıl olurda korkak insanlar…

Kalpleri kırmayın…

Kalbim kırıldı bir kere... Hani derler ya kalbim kırıldı, gönlüm acıdı, yüreğim yandı... Benim kalbim bir kez kırıldı ne fark eder sonradan tamir edilmiş veya yeniden bir kalp verilmiş. Hatta kırılmayı bırakın un ufak olmuş durumda. Onu şuan sağlam tutan sahip olduğum inançtır. Ve böyle bir kalbin halen nasıl bu beden de attığını da düşünemiyorum. Düşüncelerim yerlerde gezinirken onların üstüne basanlar bir gün havalanacaklarını düşünüyorlar. Haklılar,  ruhları bir gün gökyüzüne doğru havalanacak ancak sahip…

Senaryo hep aynıydı. Sadece oyuncular değişiyordu.

Aslında senaryo hep aynıydı. Size bu hayatı biçenler bir kez senaryo yazdı onu da ne zaman ve ne kadar yazdıkların öte ne için yazdıkları önemlidir. Reklamlar hep karanlık zihninize aydınlık bir hayat varmış gibi gösterildi. Oyuncular yaşlandı ancak hiç bir zaman unutulmadı. Ve kendi seçtikleri ile yeni insanlar seçerek senaryolarını devam ettirdiler.  Ama siz hayat devam ediyor, dünya değişiyor teknoloji ilerliyor zannettiniz. Zannetmeniz normal çünkü size cam denen bir yansıma ile yıllarca hayat…

Uyanın yeterince uyutuldunuz.

Veri kaynağımız makineler. Makinelerin veri kaynağı yazılmış olan kodlardır. Buda şu demektir gerçeklik gerçekliğini kaybetmek üzeridir. Virüs ile pompalanan veriler bir veri kaynağından tüm dünyaya yayılmaktadır. Sanal bir beyin dünyayı yani insanlığı yönetmeye başlamıştır. İnsanlık yanlızlaştırılmış sosyal ağlar ile düşünceleri ve fikirleri bir hücreye hapsedilmek üzeredir. Geri dönüşü olmayan bir yola girmiş bulunmaktayız. Bu yolun sonunda ya savaş ya da makinelere teslimiyet vardır. Siz yaratıcının bu…

Tarihe geçen bir adaletsizlik daha…

Bugün size bariz ülkemiz de adalet olmadığını ve adaletin tecelli etmediğinden bahsedeceğim ki... Bunu tarihe; benim gibi insanların Adaletsizliklere Uğrayanların Listesi'nde adım geçsin diyerek yazıyorum. Çünkü biliyorum ki milyarlarca insanın hakkına ve hukukuna tecavüz eden bir 'Düzen' dünyaya hakim olmuştur. Bu da gizli küreselleşmenin yıllar önce başladığını ve şimdi resmileştiğini göstermektedir. Ben diğer vatandaşlar gibi sizlere her zaman olduğu gibi isim ve tarih vermeyeceğim. Çünkü bir anlam ifadesi olmadığı gibi…

Karanlık yaklaşıyor…

Karanlık da yolunu bulursan sen bir ışıksın demektir. Zihninde ne kadar derine inersen in orada bulacağın bir şey yoktur. Ancak karanlığı aydınlatmak istiyor isen bir ışık olabilirsin. Onun içindir ki zihin çözülemeyen bir karanlıktır. Onu çözmeye çalışmayın. Eğer zihninizde ilerlemek istiyor iseniz ışık olmaktan başka bir çareniz yoktur. Işık olmak korkuların üzerine yüklenmektir. Her ne olursa olsun bütün korkuları yenmektir. Eğer bilgi bir ışık ise paylaşmalısın. Eğer öğreniyorsan daha fazla öğrenmelisin…

Bil mek nereden geliyor. A den sonra B nin gelmesinin anlamı nedir?

Sorgulama ve Yargılama Varlığın var oluşu sorgusuz ve sualsiz olabilir mi diye hiç düşündünüz mü? Acaba hayvanlar kendini yargılıyor mu? Onların sahip olduğu canda bulunmadığınız sürece bunu anlayamazsınız. Biz ancak kavrayabildiğimiz kadar bilgi üretir bunu mantığa veya mantıksızlığa hatta öngörüye dayandırırız. Bedeli olmayan bir hayata sahip isek neden kurallar var ve neden acı çekiyoruz veya neden mutlu oluyoruz. Varlığımız gerçek bir varlık ise neden ölüyoruz... Öldüğümüzün gerekçesi nedir? Veya…

Hayatınız bir komediye döndü de siz farkında değilsiniz…

Hayatınız bir komediye döndü de siz farkında değilsiniz... Çünkü ağlayacak bir göz yaşı kalmadı. Yüzyıllardır o kadar çok ağladınız ki o kadar çok merhamet beklediniz ki ama hataları hep siz yaptınız. Önünüze ne koydularsa yediniz ve kabul ettiniz. Her hayat formunun sürekli gelip inanç duvarına çarpmasına rağmen siz bunu kavrayamadınız. Kimilerine basit dediniz kimilerini hünkar ilan ettiniz hatta elinizden gelse kimilerine firavun diyecektiniz. Komik olan ise sürekli bu hayat formu bitecek diyerekten de…

Farkında mısın?

Farkın damısın... Zamanın seni sürüklediğini düşünürken aslında kurulan düzenin seni yönlendirdiğini farkında mısın? Soluduğun havanın değiştiğinin farkında mısın? Yediğin yiyeceklerin hormonlandığını, içeceklere farklı maddeler koyulduğunun farkında mısın? Hiç elinden düşürmediğin cep telefonun senin bir kopyanı oluşturduğunun farkında mısın? Sana verilen görevleri, sana verilen hayatı takip etmek için başına oturduğun bilgisayarın aslında senden sürekli bir şeyler çaldığının farkında mısın? Gerçeklerin…

İnsan olmadan birey olamazsınız.

Birey olun Bir eyyyy olmayın. Kelimeler zihninizi doldururken, gözleriniz bedeninizi tatmin ederken, nefsiniz sürekli arzularken bir de sahip olduğunuz insanlık vasıfları var. Buna sizin verdiğiniz eğitim ve bilgiler doğrultusunda birey (Yaşadığınız toplumun en küçük parçası) denmektedir. Ama siz şu an bir ey siniz. Yani seslenildiğinde bakıp hiç bir şey anlamayan bir insan modeli. Düşünün ki bu duruma nasıl geldiniz... Şimdi toprağın altından bedenler çıksa yani sizin deyiminiz ile dedeleriniz hatta atalarınız…

Cep telefonu alarmının zaman değişimi…

Her gün 9:30 da çalan cep telefonumun alarmı bir gün 9:45 çaldı... Düşünüyorum acaba neden? Şimdi telefonumdaki zaman içinde bulunan bir pili kullanarak mı çalışıyor yoksa telefonumda ki işletim sisteminine bağlı olarak mı çalışıyor yoksa şahsıma ait server larda barındırılan bir cep alanım mı var... Sizce hangisi... Tabi ki ilk söylediğim olması gerek diye düşündünüz. Peki o zaman neden cep telefonunuzun zaman pili hiç bir zaman bitmiyor??? Demek ki böyle bir durum söz konusu değil... Gelelim ikinci şıkka eğer…

İnsan Hakları Gününüz Kutlu Olsun…

İnsan Hakları ve Hukuku Gününüz Kutlu Olsun... Tabi hukuku ben ekledim. Bugün İnsan Hakları Günü... Acaba bugün kim hakkını alacak sadece bugün olsa dahi bile... Haklarınızı yerde bırakmayın basıp çiğneyen hatta kullanıp size geri sununlarda olabilir. İnsan Hakkı yaradılış hakkıdır, verilen canın hakkıdır, yaşam formunun size verdiği haktır. İyi kullanın iyi savunun aksi halde sonuçları vahimdir. Sadece bu gün değil İnsan Hakkı nefes alıp verdiğin sürece geçerlidir. Bugün olarak ilan edenler bizi bir nebze…

İnsan görmek istediğini görür yada duymak istediğini duyar.

İnsan görmek istediğini görür yada duymak istediğini duyar. Çünkü üstünlüğünün bir parçası oradan gelmektedir. Evet varlığın öğrettiği tek olgu bu. Kalbin mühürlenmesi ve gözün kör olması bundan kaynaklanmakta... Nasıl yaşarsanız yaşayın, nasıl ölürseniz ölün sizin arzuladığınız gibi olmaktadır. Korku denen karanlığın aydınlığa dönüşeceği bir yaşam formunun sizi aldatması bu kadar basittir. Baktığınızı siz yargılarsınız, duyduğunuzu siz eleştirirsiniz. Bakışlarınız nasıl ise ona göre yargı üretir, neyi duymak…

Öngörü sizin önünüzde gördüğünüz değil…

- Karanlığa bir ışık yak diyeceğim ama o kadar çok kararmış insanlar görüyorum ki, geceleri onları sahip oldukları karanlıklardan dolayı bile göremezsiniz... 'Geceler dedim de bazen geceleri garip garip sesler duyuyorum sanki birileri bir şeyler inşaa ediyor gibi...' Yanlış anlamayın bizde gece iken ABD de gündüz yani biz uyurken onlar çalışıyorlar. Bu da dünyanın ve yaşamın bir kaderi olsa gerek. Bu aralar bir takım insanlar çıkmış sürekli öngörüde bulunuyorlar. Onlara şunu sormak istiyorum sizin çakralarınızı kim…

Enjekte

Enjekte Yaşadığımız şu hayat inanın bize enjekte edildi. Peki nasıl yapıldı? En büyük soru bu... Hani biraz geçmişe gidelim diyeceğim ama benim için geçmiş öldü yarın ne olabilir diye düşünmekteyim. Eğer hayat bize enjekte ediliyor ise bunun nasıl yapıldığını yarın için bulmak belki insanlığın kurtuluş yollarından biri olabilir. Önce düşünmesini öğrenmeliyiz. Düşünmek beynin görmüş olduğu fiziksellikleri sahip olunan hayal düşleri ile birleştirerek kalbin yeni veriler elde etmesidir. Bakınız kalbinizin veri elde…

Yaşamımızın sahnesini terk etmeyen virüsler.

Yaşam sahnesini terk etmeyen virüsler. Siz hayatın gerçek virüslerini asla göremediniz. Gözlerinizin önünde iken şuan göz bebeklerinize inen ve sizin yerinize dünyayı gören virüslerle karşı karşıyasınız. Ama siz bunu ne anlamak ne de kavramak istiyorsunuz. Elinizden alınan bir hayatı algılayamamak aslında sizin varlığınızı değil yokluğunuzu göstermektedir. Bunu bildiğinizde halde yaşama mal olmuş sahneleri halen işgal etmeniz ve yaş tecrübedir diyerek gençleri bir kenara itmeniz, çocuklara ise çocuk diyerek bir…