“Ftalat” (Fitalatlar) ve Sağlık Etkileri

Bilimsel Kanıtların Derlenmesi

43.206

“Ftalat” (Fitalatlar) ve Sağlık Etkileri: Bilimsel Kanıtların Derlenmesi

Bahsettiğiniz “ftalat”, Türkçede fitalatlar (phthalates) olarak bilinen bir kimyasal grubudur. Plastikleri yumuşatmak ve kozmetik ürünlerde kokuyu kalıcı kılmak için yaygın olarak kullanılır. Kansere yol açtığı ve testosteronu düşürdüğü yönündeki iddialara gelince: mevcut bilimsel kanıtlar tek bir yönde değil; laboratuvar ortamında hormonları bozduğuna dair işaretler var, ancak gerçek hayatta belirli hastalıklara doğrudan yol açıp açmadığı hâlâ tartışılıyor. Düzenleyici kurumlar, günlük tüketici maruziyetinin genellikle belirgin bir risk oluşturan eşiğin altında olduğunu değerlendiriyor.

İşte mevcut tıbbi ve toksikolojik araştırmalara dayalı ayrıntılı bir derleme.

1. Nedir ve neden her yerde?

Fitalatlar bir “plastikleştirici” sınıfıdır; esas olarak sert polivinil klorür (PVC) plastiği yumuşak ve esnek hale getirmek için kullanılır. Aynı zamanda kozmetik ürünlerde (oje, saç spreyi, sabun gibi) kokunun kalıcı olmasını sağlamak veya ürünün kurumasını önlemek için de kullanılır. Plastikte sıkıca bağlı olmadıkları için zamanla havaya, toza, gıdaya ve suya salınırlar; cilt teması, soluma veya yutma yoluyla vücuda girerler. Vücutta hızla metabolize oldukları için (genellikle 24 saat içinde idrarla atılır), tek bir temas korkutucu değildir; asıl önemli olan “uzun süreli, düşük dozda sürekli maruziyet”tir.

2. “Kadınlarda meme kanseri” riski hakkında

Duyduğumuz söylenti tamamen asılsız değil, ancak sonuç henüz net değil.

Laboratuvar kanıtları (riski destekleyen): 2023’te yapılan bir in vitro çalışma, “gözlemlenebilir olumsuz etki düzeyi”nin bile altındaki çok düşük fitalat dozlarının normal insan meme hücrelerinin çoğalmasını teşvik edebildiğini ve apoptozu baskılayabildiğini gösterdi; bu, mekanizma açısından uzun süreli maruziyetin meme tümörü oluşumuyla ilişkili olabileceğine işaret ediyor. 2024’teki bir başka toksikolojik ağ analizi de fitalatların kritik proteinlere (ESR1, AKT1 gibi) bağlanarak meme kanseri patolojisini etkileyebileceğini öne sürdü.

İnsan epidemiyolojik kanıtları (çelişkili sonuçlar): Gerçek dünyadaki insan çalışmaları tutarlı bir sonuç vermedi. Bazı derlemeler, belirli fitalatlara (dibütil fitalat DBP gibi) yüksek kümülatif maruziyetin östrojen reseptörü pozitif (ER+) meme kanseri riskiyle ilişkili olduğunu belirtse de, Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) bağlı Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı’nın (IARC) özet analizi, birçok meta-analizin DBP metabolitleri ile meme kanseri arasında net bir ilişki bulmadığını açıkça ortaya koyuyor. ABD Kadın Sağlığı Girişimi (WHI) gibi büyük ölçekli prospektif kohortlara dayanan ve yaklaşık 20 yıl takip eden bir çalışmada da idrardaki fitalat metabolitleri ile meme kanseri riski arasında anlamlı bir ilişki gözlenmedi.

Sonuç: “Fitalat içeren kozmetik kullanımı meme kanserine yol açar” demek şu an için mümkün değil. Kanıtlar, özellikle hormon duyarlı meme kanserinde potansiyel, zayıf bir karıştırıcı faktör olabileceğine işaret ediyor, ancak doğrudan güçlü bir kanserojen olduğu söylenemez.

3. “Erkeklerde testosteron düşüklüğü” riski hakkında

Bu nokta, son yıllardaki araştırmalarda özellikle ergenlik döneminde daha fazla veriyle desteklenmiştir.

Kritik pencere: 2026’da Tayvan popülasyonuna dayalı bir kohort çalışması, idrarında DEHP (en yaygın fitalatlardan biri) metaboliti konsantrasyonu yüksek olan ergen erkeklerin toplam testosteron düzeylerinin düşük maruziyet grubuna göre yaklaşık %30 daha düşük olduğunu buldu. Bu negatif ilişki yetişkinlerde daha zayıftı; bu da ergenliğin, endokrin bozucu maddelerin erkek hormon düzeylerini etkilemesi için hassas bir pencere olabileceğine işaret ediyor.

Karışık maruziyetin toplam etkisi: 2025’te ABD’li 12-19 yaş erkekler üzerinde yapılan bir çalışma (NHANES verilerine dayalı), birden fazla endokrin bozucu maddeye (fitalatlar, bisfenol A vb. dahil) karışık maruziyetin toplam testosteron, serbest testosteron gibi biyolojik aktif hormon düzeylerinin düşmesiyle istikrarlı bir ilişki gösterdi.

Hayvan ve yetişkin verileri: Hayvan deneylerinin meta-analizi, dibütil fitalat (DBP) maruziyetinin testosteron konsantrasyonuyla doza bağlı negatif bir ilişki gösterdiğini ortaya koydu (1 mg/kg maruziyet başına testosteron yaklaşık %21,38 düşüyor). Yetişkin kadınlarda yapılan boylamsal çalışmalarda da fitalat metaboliti konsantrasyonunun iki katına çıkmasının testosteron düzeyinde hafif bir düşüşle (yaklaşık %4,5) ilişkili olduğu gözlendi.

Sonuç: “Testosteronu düşürür” iddiasının bilimsel bir dayanağı vardır, özellikle gelişme çağındaki erkekler için. Bir “anti-androjen” madde olarak erkeklik hormonu sentezini ve sinyal iletimini bozar. Ancak bu etkinin, sıradan yetişkinlerin günlük maruziyet düzeyinde klinik anlamda “cinsel işlev bozukluğu” veya “kısırlık” yaratmaya yetip yetmediği konusunda daha fazla uzun vadeli araştırmaya ihtiyaç var.

4. Düzenleyici kurumlar ile risk gerçeği arasındaki denge

Yukarıdaki endişelere rağmen, Almanya Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü (BfR) gibi yetkili kurumlar 2024 değerlendirmesinde şunu belirtiyor: Bilinenlere göre, mevcut fitalat alım düzeyleri yetişkin tüketiciler için önemli bir sağlık riski oluşturmuyor. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) birkaç ana fitalat için “grup tolere edilebilir günlük alım (TDI)” belirledi: 60 kg’lık bir yetişkin için günde 3 miligramın altında (dört maddenin toplamı) alım genellikle güvenli kabul ediliyor.

Ancak bu tamamen göz ardı edilebilir anlamına gelmiyor. Çünkü risk “birikim” ve “özel gruplar” (fetüs, bebekler, ergenler) açısından önemlidir. Fitalatlar plasentadan geçebilir ve bebekler ellerini ve oyuncaklarını ağızlarına götürme alışkanlığı nedeniyle genellikle yetişkinlerden daha yüksek maruziyete sahiptir.

Size pratik öneriler (maruziyeti nasıl azaltırsınız)

Tamamen kaçınmak mümkün olmasa da, aşağıdaki önlemler sizin ve ailenizin vücut yükünü önemli ölçüde azaltabilir:

Kozmetik etiketlerini okuyun: İçerik listesine dikkat edin; parfümlerdeki fitalatlar ayrıca belirtilmeyebilir, ancak açıkça “dietil fitalat (DEP)”, “dibütil fitalat (DBP)” içeren veya doğrudan “fragrance/parfum” yazıp “phthalate-free” (fitalat içermez) belirtmeyen ürünlerden kaçının.

Plastik ürünleri kontrol edin: Yiyecek saklamak veya ısıtmak için tabanında geri dönüşüm işareti “3” veya “PVC” olan plastik kapları kullanmaktan kaçının. Cam, paslanmaz çelik veya “1, 2, 4, 5” işaretli plastikleri tercih edin.

Toza dikkat edin: Fitalatlar toza yapıştığı için, ıslak paspasla zemin silmek, nemli bezle mobilya silmek ve sık sık el yıkamak, toz yoluyla soluma ve yanlışlıkla yutma maruziyetini etkili şekilde azaltır; bu özellikle çocuklu aileler için önemlidir.

Gereksiz parfümlü ürünleri azaltın: Kokusu ne kadar yoğun ve kalıcıysa, genellikle o kadar fazla koku sabitleyici (fitalat içerebilir) anlamına gelir.

Özet: Duyduğumuz söylentiler tamamen asılsız değil; bilim gerçekten de endokrin sistemi bozduğuna dair kanıtlar buldu, özellikle erkeklerde gelişme döneminde testosteronu düşürme konusunda kanıtlar daha güçlü, meme kanseri konusunda ise mekanizma düzeyinde endişeler var ancak insan çalışmalarının sonuçları çelişkili. Ancak mevcut günlük maruziyet düzeylerine göre düzenleyici kurumlar panik yapmaya gerek olmadığını düşünüyor. Mantıklı yaklaşım, endişelenmeden tüketim alışkanlıklarını değiştirerek gereksiz maruziyeti aktif olarak azaltmaktır.

Kaynak. DS
Haber Veriyoruz

GTM-W3RBD52X
…