Yapay zekânın askerî amaçlarla kullanılması için uluslararası girişim
BM uluslararası denetim için harekete geçti
Yapay zekânın askerî amaçlarla kullanılması için uluslararası girişim
Yapay zekâ savaşın karar mekanizmasına dönüşüyor: BM uluslararası denetim için harekete geçti
Birleşmiş Milletler bünyesinde askerî yapay zekâ kullanımını ele alacak uluslararası bir forum oluşturuldu. Nükleer erken uyarı sistemlerinden istihbarat faaliyetlerine kadar uzanan kullanım alanları, insanın kritik kararlardaki rolünün azalabileceği yönündeki kaygıları artırıyor.
24 Ekim 2026 | Dünya Haberleri – Görünmeyen Gündem
Yapay zekânın askerî kullanımı uluslararası gündemin merkezinde
Birleşmiş Milletler Silahsızlanma Araştırmaları Enstitüsü (UNIDIR), yapay zekânın askerî alanda kullanımından kaynaklanan riskleri değerlendirmek ve uluslararası iş birliğini geliştirmek amacıyla yeni bir forum oluşturdu. 22 Ekim 2026’da New York’taki Birleşmiş Milletler merkezinde resmî açılışı gerçekleştirilen forum, hükümetleri, savunma teknolojisi şirketlerini, akademisyenleri, sivil toplum kuruluşlarını ve uzmanları ortak bir platformda buluşturmayı hedefliyor.
Girişim, yapay zekânın yalnızca savunma sanayisinde kullanılan bir teknoloji olmaktan çıkarak askerî karar süreçlerine giderek daha fazla dâhil olması üzerine gündeme geldi. BM yetkililerine göre temel mesele, teknolojinin ne kadar geliştiğinden çok, insanın kritik kararlar üzerindeki denetiminin hangi noktada zayıflayabileceği.
Nükleer kararlar ve erken uyarı sistemleri neden önemli?
UNIDIR Direktörü Robin Geiss, yapay zekânın askerî operasyonlarda yaygınlaşmasının insan değerlendirmesine ayrılan alanı daralttığı konusunda uyarıda bulundu. Geiss’in açıklamalarına göre yapay zekâ; erken uyarı sistemleri, istihbarat toplama ve keşif gibi alanlarda giderek daha fazla kullanılıyor.
Bu sistemler büyük miktardaki veriyi kısa sürede analiz ederek karar vericilere destek sağlayabiliyor. Ancak yanlış veya eksik verilerin değerlendirilmesi, sistemlerin ürettiği sonuçların hatalı yorumlanması ya da birden fazla otomatik sistemin birbirini etkileyen kararlar vermesi, ciddi sonuçlar doğurabilecek riskler arasında bulunuyor.
Özellikle nükleer silahlarla ilgili erken uyarı ve değerlendirme süreçlerinde zamanın kısıtlı olması, insanın olayları değerlendirme ve müdahale etme imkânını kritik hâle getiriyor. Bir uyarının yanlış değerlendirilmesi veya otomatik analiz sonuçlarına gereğinden fazla güvenilmesi, uluslararası güvenlik bakımından ağır sonuçlar doğurabilecek senaryolar arasında yer alıyor.
Burada önemli bir ayrım bulunuyor: Yapay zekânın askerî sistemlerde kullanılması, nükleer silahların kullanım kararlarının bugün makineler tarafından bağımsız biçimde verildiği anlamına gelmiyor. BM’nin üzerinde durduğu mesele, teknolojinin gelişmesiyle birlikte insan denetiminin gelecekte nasıl korunacağı ve risklerin nasıl sınırlandırılacağı.
Yapay zekâ savaş alanında hangi amaçlarla kullanılıyor?
Askerî yapay zekâ yalnızca insansız hava araçlarından veya otonom silahlardan ibaret değil. Teknoloji; istihbarat verilerinin incelenmesi, görüntülerin analiz edilmesi, lojistik planlama, bakım faaliyetleri, operasyonların planlanmasına destek verilmesi ve askerî karar vericilere seçenek sunulması gibi farklı alanlarda kullanılabiliyor.
Bununla birlikte, hedeflerin belirlenmesi veya silah sistemlerinin hedef seçimi ve angajman süreçlerinde kullanılması çok daha hassas bir alan oluşturuyor. Bir sistemin hedefi yanlış tanımlaması, teslim olmak isteyen bir kişiyi tehdit olarak değerlendirmesi ya da değişen koşullara uygun tepki verememesi, doğrudan insan hayatını etkileyebilir.
Bu nedenle tartışma yalnızca teknolojik doğrulukla sınırlı değil. Bir sistemin hata yapması hâlinde sorumluluğun kimde olacağı, askerî kararların hangi hukuki çerçevede alınacağı ve insanların ölüm kalım kararlarında ne ölçüde yetkili kalacağı da temel sorular arasında bulunuyor.
Yeni BM forumu ne yapacak?
UNIDIR’nin Haziran 2026’da oluşturduğu Yapay Zekâ, Barış ve Güvenlik Mükemmeliyet Merkezi bünyesinde faaliyet gösterecek forumun amacı, farklı ülkelerde ve kurumlarda yürütülen çalışmaları bir araya getirmek ve sürekli uluslararası diyaloğu desteklemek.
Girişim kapsamında üç önemli çalışma alanı öne çıkıyor:
Uluslararası iş birliği: Hükümetler, araştırmacılar, teknoloji şirketleri ve sivil toplum arasında askerî yapay zekânın risklerine ilişkin bilgi paylaşımını geliştirmek.
Sorumlu teknoloji geliştirme: Savunma teknolojisi şirketleri, yazılım geliştiricileri, alt yükleniciler ve yatırımcılarla çalışarak güvenilirlik, öngörülebilirlik, uluslararası hukuka uyum ve insan hakları konusunda gönüllü davranış ilkeleri geliştirmek.
Silahlı grupların kötüye kullanımını incelemek: Yapay zekânın devlet dışı silahlı gruplar tarafından operasyon planlama, uygulama ve lojistik amaçlarla kullanılmasından kaynaklanan riskleri ele almak.
Bu çalışmaların amacı, teknolojinin gelişmesini tamamen durdurmaktan ziyade, askerî kullanımın doğurabileceği tehlikeleri daha iyi anlamak ve uluslararası düzeyde ortak yaklaşımlar geliştirmek.
Ancak forumun oluşturulması, bağlayıcı bir uluslararası anlaşmanın kabul edildiği veya otonom silahların yasaklandığı anlamına gelmiyor. UNIDIR’nin açıkladığı çerçevede, özellikle sanayi kuruluşlarına yönelik çalışmaların gönüllü ilkeler geliştirmeye odaklanması öngörülüyor. Bu ilkelerin nasıl uygulanacağı ve devletlerin hangi ölçüde ortak kurallar üzerinde uzlaşacağı ise önümüzdeki dönemin önemli başlıklarından biri olacak.
Büyük güçler aynı masada buluşabilecek mi?
Askerî yapay zekâ alanındaki uluslararası iş birliğinin önündeki en önemli sorunlardan biri, ülkeler arasındaki stratejik rekabet. Devletler bir yandan teknolojik üstünlük elde etmek isterken diğer yandan rakiplerinin geliştirdiği sistemlerin oluşturabileceği güvenlik risklerini yönetmeye çalışıyor.
UNIDIR Direktörü Robin Geiss, yapay zekâ konusunda küresel rekabetin uluslararası iş birliğini zorlaştırdığını kabul etmekle birlikte, risklere ilişkin kaygıların farklı jeopolitik blokları aşmaya başladığını belirtiyor.
Enstitünün Yapay Zekâ, Barış ve Güvenlik Mükemmeliyet Merkezi için ABD, Rusya, Çin, Birleşik Krallık ve Fransa’dan finansman sağlandığı da açıklandı. Bu durum, nükleer silahlara sahip büyük güçlerin en azından araştırma ve diyalog düzeyinde aynı çalışma alanına katkı sunduğunu gösteriyor. Ancak finansman desteği, bu ülkelerin askerî yapay zekânın nasıl sınırlandırılacağı konusunda ortak bir anlaşmaya vardıkları anlamına gelmiyor.
İnsan denetimi için bağlayıcı kurallar gerekli mi?
BM Genel Sekreteri António Guterres, daha önce yaptığı açıklamalarda insan denetimi olmadan faaliyet gösteren ölümcül otonom silah sistemlerine yönelik yasak çağrısını yinelemiş ve nükleer silahların kullanımıyla ilgili kararların insanlarda kalması gerektiğini vurgulamıştı.
Bu yaklaşım, uluslararası tartışmanın temel ayrımını ortaya koyuyor: Yapay zekâ, insanlara bilgi sunan ve karar süreçlerini destekleyen bir araç mı olacak, yoksa ölümcül sonuçlar doğurabilecek kararları kendi başına alabilen sistemlerin önünü mü açacak?
Uzmanların ve uluslararası kuruluşların üzerinde durduğu meselelerden biri de mevcut uluslararası insancıl hukukun bu sistemlere nasıl uygulanacağı. Sivillerin korunması, askerî hedeflerle sivillerin birbirinden ayrılması, orantılılık ilkesi ve ihlallerden sorumlu kişilerin belirlenmesi, yapay zekâ kullanılan operasyonlarda da önemini koruyor.
Teknolojinin hızla gelişmesi karşısında kuralların geriden gelmesi, denetim mekanizmalarının yalnızca teknik güvenlik testleriyle sınırlı kalmaması gerektiği tartışmasını güçlendiriyor.
Asıl mesele: Teknoloji gelişirken insanın sorumluluğu korunabilecek mi?
Yapay zekânın askerî alanda kullanılması, ülkelerin savunma kapasitesini ve operasyonel imkânlarını değiştirebilir. Daha hızlı veri analizi, daha erken uyarı ve daha verimli lojistik gibi uygulamalar bazı avantajlar sağlayabilir. Bununla birlikte, hatalı değerlendirmelerin hızla yayılması, otomasyona aşırı güvenilmesi ve kritik kararların insanlar tarafından yeterince incelenmeden uygulanması gibi riskler de bulunuyor.
Bu nedenle uluslararası tartışmanın merkezinde yalnızca makinelerin ne kadar akıllı olduğu değil, onları geliştiren, kullanan ve sonuçlarından sorumlu olan insanların hangi yetki ve denetim mekanizmalarına sahip olacağı sorusu yer alıyor.
Birleşmiş Milletler bünyesinde oluşturulan yeni forum, bu sorulara uluslararası ölçekte yanıt aramak için atılan adımlardan biri. Ancak gerçek bir ilerleme sağlanabilmesi, diyalog platformlarının ötesine geçilerek uygulanabilir kuralların, şeffaflığın ve hesap verebilirliğin güçlendirilmesine bağlı olacak.
Kaynaklar:
Associated Press, 20 Ekim 2026: BM askerî yapay zekâ kullanımına ilişkin yeni girişim başlatıyor
UNIDIR, 22 Ekim 2026: Yapay Zekâ, Barış ve Güvenlik Forumu’nun açılışı
Birleşmiş Milletler, 21 Ekim 2026: Savaşta yapay zekâ insan kararlarını geri plana itebilir
Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği, 24 Eylül 2025: Yapay zekâ ve uluslararası barış ve güvenlik üzerine açıklama

