Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Siyaset Bir Oyun mu? Partiler Değişiyor, Peki Fikirler de mi?

Dün “mümkün değil” denilen şey bugün nasıl mümkün oldu?

40.046

Siyaset Bir Oyun mu? Partiler Değişiyor, Peki Fikirler de mi?

Türkiye’de siyaset uzun zamandır yalnızca seçim sandığında değil, siyasetçilerin parti değiştirmelerinde de tartışılıyor. Son örnek ise İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay oldu.

2024 yerel seçimlerinde CHP’nin adayı olarak yüzde 48,97 oyla İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Tugay, 18 Haziran 2026’da CHP’den istifa etti. Aylarca bağımsız olarak görev yapan Tugay, 7 Ekim 2026’da ise Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden AK Parti rozetini taktı.

Buraya kadar olan bölüm bir haber.
Asıl haber ise bundan sonra başlıyor.
Dün “mümkün değil” denilen şey bugün nasıl mümkün oldu?

Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçmesi yalnızca bir parti değişikliği değil. Çünkü Tugay daha önce bu ihtimali açık biçimde reddetmişti.

Ağustos 2025’te AK Parti’ye geçme ihtimali sorulduğunda “milyonda bir bile bir olasılık yok” diyen Tugay, daha da ileri giderek CHP’den belediye başkanı olmuş bir kişinin “partimi değiştiriyorum” deme hakkı olmadığını düşündüğünü ve böyle bir davranışı “ayıp” bulduğunu söylemişti.

29 Ocak 2026’da ise AK Parti’ye geçmesi halinde annesinin kendisini evlatlıktan reddedeceğini, eşinin ise boşanacağını söylemiş; AK Parti’nin mevcut yönetim anlayışının kendi dünya görüşüyle uyuşmadığını ifade etmişti.

Aradan yalnızca aylar geçti.

Aynı Cemil Tugay, 7 Ekim 2026’da AK Parti’ye katıldı ve Erdoğan’ı “Türkiye Cumhuriyeti’nin son 25 yılına damgasını vurmuş büyük liderimiz” sözleriyle tanımladı. Geçişinin gerekçesini ise yerel yönetim ile merkezi hükümet arasındaki uyum ve İzmir’e daha iyi hizmet verebilme düşüncesi üzerinden açıkladı.

İşte burada vatandaşın sorması gereken soru şudur:

Ne değişti?
Cemil Tugay mı değişti?
AK Parti mi değişti?
CHP mi değişti?

Yoksa siyasete bakışımız mı yanlış?
Bu ilk örnek değil

Türkiye siyasi tarihinde parti değiştiren siyasetçi sayısı oldukça fazla.

Ertuğrul Günay bunun dikkat çekici örneklerinden biri. CHP’de başlayan siyasi hayatının ardından AK Parti’den milletvekili seçildi ve 2007-2013 arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı yaptı.

Mehmet Ali Çelebi ise 2018’de CHP’den milletvekili seçildi, daha sonra Memleket Partisi’ne geçti ve 2022’de AK Parti’ye katıldı. Bugün TBMM kayıtlarında AK Parti İzmir Milletvekili olarak yer alıyor.

Daha yakın tarihte Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu da 2025’te CHP’den istifa ederek AK Parti’ye geçti. Çerçioğlu istifa gerekçesini CHP içerisindeki anti-demokratik uygulamalar, dürüstlük, kamu ahlakı ve hizmet anlayışıyla ilgili yaşadığı sorunlarla açıkladı. Kendisine yönelik “AK Parti’ye geçmeye zorlandığı” iddialarını ise daha sonra reddetti ve bu iddialar nedeniyle Özgür Özel hakkında suç duyurusunda bulundu.

Dolayısıyla burada yalnızca bir kişiyi veya bir partiyi hedef almak doğru olmaz.

Sorun daha büyük. Siyaset gerçekten fikirlerin mücadelesi mi?

Bir insanın düşüncesi değişebilir. Bir parti yanlış yapabilir. Bir siyasetçi yıllar içerisinde dünya görüşünü değiştirebilir. Bunların tamamı demokratik siyasetin içerisinde mümkündür. Fakat siyasetçinin dün söylediği ile bugün yaptığı arasındaki mesafe büyüdükçe, vatandaşın soru sorma hakkı da büyür. Çünkü seçmen yalnızca bir adaya oy vermez. Aynı zamanda o adayın temsil ettiği siyasi çizgiye de oy verir.

İzmir seçmeni 2024’te Cemil Tugay’a oy verdiğinde karşısında CHP adayı vardı. AK Parti adayı Hamza Dağ yüzde 37,06 oy alırken Tugay yüzde 48,97 ile seçildi. Aradaki fark 314 binden fazla oydı.

Bugün ise aynı belediye başkanı AK Parti rozeti taşıyor. Bu durumda sorulması gereken soru yalnızca “Tugay neden AK Parti’ye geçti?” değildir. CHP’ye verilen oy ne oldu? Seçmenin siyasi tercihi değişti mi, yoksa seçmenin oyuyla seçilen siyasetçinin siyasi adresi mi değişti? Peki ya para, makam, korku veya “kaset” iddiaları?

İşte burası çok daha hassas.

Türkiye’de siyasetçilerin parti değiştirmesi söz konusu olduğunda kamuoyunda hemen çeşitli iddialar ortaya çıkabiliyor: makam, ekonomik çıkar, siyasi gelecek, baskı, tehdit, dosya, şantaj veya kaset… Fakat bir iddianın halk arasında konuşulması, onun gerçek olduğu anlamına gelmez.

Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçişinde “gizli bir anlaşma”, “kaset” veya “şantaj” bulunduğunu gösteren kamuya açık ve doğrulanmış bir belge bulunmadığı sürece bunları gerçekmiş gibi yazmak gazetecilik değil, iddia üretmek olur.

Öte yandan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Tugay’ın AK Parti’ye geçişinde baskı ve şantaj bulunduğunu ileri sürdü. AK Parti ve Erdoğan ise bu iddiaları reddetti; Erdoğan, bu tür söylemleri “spekülasyon” olarak nitelendirdi.

Dolayısıyla bugün elimizde kesin olarak bildiğimiz şey şudur: Cemil Tugay CHP’den ayrıldı ve AK Parti’ye katıldı. Bunun siyasi gerekçesini ise Tugay, merkezi hükümet ile yerel yönetim arasında uyum sağlayarak İzmir’e hizmet etmek şeklinde açıklıyor. Bundan sonrası ise araştırılması gereken alandır.

Asıl sorun belki de siyasetçinin değişmesi değil, sistemin bunu normalleştirmesidir

Bir siyasetçi bir partiden diğerine geçtiğinde ona “neden?” diye sormak düşmanlık değildir.

Tam tersine demokrasinin gereğidir. Çünkü siyaset yalnızca koltuk değildir. Siyaset aynı zamanda düşüncedir, dünya görüşüdür, geçmişte söylenen sözlerin sorumluluğudur. Bugün “asla” denilen bir şeyin yarın gerçekleşmesi elbette mümkündür. Ama o zaman vatandaşın önüne çıkıp: “Dün neden böyle düşünüyordum, bugün neden farklı düşünüyorum?” sorusunun cevabını vermek gerekir.

İşte siyaseti bir “oyun” gibi gösteren şey belki de tam olarak budur.

Kurallar değişir. Takımlar değişir. Formalar değişir. Oyuncular değişir. Ama oyun devam eder. Ve sandığın başında kalan ise yine vatandaştır. Bu nedenle mesele Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçmesiyle bitmiyor.

Asıl soru şu:

Siyaset gerçekten fikirlerin ve ideolojilerin mücadelesi mi, yoksa şartlar değiştikçe oyuncuların da forma değiştirdiği büyük bir oyun mu?

Bunu anlamanın yolu siyasetçilerin bugün ne söylediğine değil, dün ne söylediğine de bakmaktan geçiyor. Çünkü siyasetçinin sözü arşivde kalır. Seçmenin hafızası ise sandıkta ortaya çıkar.

Edit ChatGBT
Haber Veriyoruz