Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Heybeliada Ruhban Okulu neden yeniden açılmak isteniyor?

Ruhban Okulu Nedir ve Ne Yapar?

37.899

İstanbul’daki Heybeliada Ruhban Okulu neden açılmak isteniyor.

İstanbul’daki Heybeliada Ruhban Okulu, 1971’de kapatılan ve son dönemde yeniden açılması hem Türkiye içinde hem de uluslararası alanda sıkça tartışılan tarihi bir Ortodoks din eğitimi kurumudur. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in konuya ilişkin açıklamaları ise oldukça temkinli olup, okulun mevcut hukuki statüsünün “din eğitimi yapan bir kurum” olmadığını vurgulamaktadır.

📜 Ruhban Okulu Nedir ve Ne Yapar?

Heybeliada Ruhban Okulu, 1844 yılında Fener Rum Patrikhanesi’ne bağlı olarak din adamı yetiştirmek amacıyla kurulmuştur. Okul, kapatıldığı 1971 yılına kadar hem Osmanlı hem de Cumhuriyet dönemlerinde Ortodoks dünyasının en prestijli eğitim kurumlarından biri olmuş; sadece din adamı değil, aynı zamanda felsefe, edebiyat ve sosyal bilimler alanlarında da eğitim vermiştir. Kurum, tarih boyunca 900’ü aşkın mezun vermiş, bu mezunlardan birçoğu patrik, başpiskopos ve metropolit gibi üst düzey dinî makamlara yükselmiştir.

Okulun kapatılma süreci, 1971 yılında Anayasa Mahkemesi’nin özel yüksekokulların devlete bağlanması yönünde aldığı kararla başlamıştır. Okul yönetiminin bu karara uymayı reddetmesi üzerine teoloji bölümü kapatılmış ve okul fiilen eğitime ara vermiştir. Günümüzde ise bina, hukuken “Heybeliada Rum Erkek Lisesi” statüsünde olup, öğrencisi bulunmamaktadır.

🗣️ MEB Bakanı’nın Açıklamaları ve “Dini Eğitim” Vurgusu

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, konuyla ilgili soru önergelerine verdiği yanıtlarda, okulun yeniden açılmasına yönelik net bir taahhütte bulunmaktan kaçınmıştır. Bakan Tekin’in öne çıkan açıklamaları şunlardır:

“Dini eğitim yapmıyor” vurgusu: Tekin, Heybeliada’da hâlihazırda “Heybeliada Rum Erkek Lisesi” adıyla bir okul bulunduğunu, ancak bu okulun “dini eğitim yapılan bir okul olmayıp” 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında özel ortaöğretim kurumu statüsünde olduğunu belirtmiştir.

Devlet denetimi: Türkiye’de din eğitiminin devletin denetim ve gözetimi altında yapıldığını hatırlatan Tekin, Bakanlığın işlemlerini anayasa ve uluslararası sözleşmeler doğrultusunda yürüttüğünü ifade etmiştir.

Farklı sinyaller: Bakan Tekin, 2026 yılı başlarında yaptığı bir açıklamada ise “Yükseköğretim Kurulu’yla bu konuda bir hazırlığımız var” diyerek, konunun teknik düzeyde ele alındığına dair bir işaret vermiştir.

🤔 Neden Yeniden Açılmak İsteniyor?

Okulun yeniden açılması yönündeki talepler ve çabalar, birbirinden farklı motivasyonları barındırmaktadır:

Dinî ve Kurumsal İhtiyaç: Fener Rum Patrikhanesi, okulun kapatılmasıyla Ortodoks din adamı yetiştirme konusunda ciddi bir boşluk oluştuğunu ve okulun “kurumsal süreklilik” açısından kritik olduğunu savunmaktadır. Patrik Bartholomeos da okulun yeniden açılacağına dair iyimserliğini sık sık dile getirmektedir.

Uluslararası Diplomasi ve AB Süreci: Okulun statüsü, özellikle Türkiye’nin AB üyelik sürecinde ve Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde bir sembol haline gelmiştir. Batılı çevrelerde okulun açılması, Türkiye’nin dinî özgürlükler ve azınlık hakları konusundaki tutumunun bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir.

ABD’nin Rolü ve Diplomatik Baskı: Son dönemde ABD yönetiminin konuya ilgisi dikkat çekmektedir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2025 yılındaki ABD ziyaretinde okulun açılması için “üzerimize düşeni yapmaya hazırız” demesi ve ABD Başkanı Trump’ın bu sözleri olumlu karşılaması, süreci hızlandırmıştır. ABD Ankara Büyükelçisi’nin okulun Eylül 2026’da açılmasını hedeflediklerini belirtmesi, konunun iki ülke arasında bir diplomatik pazarlık unsuru haline geldiği yorumlarına yol açmaktadır.

Yeni Bir Model Arayışı: Okulun klasik bir “ruhban okulu” olarak açılması hukuken zor göründüğü için, “özel statülü butik üniversite” veya “teoloji ağırlıklı akademik merkez” gibi hibrit modeller üzerinde durulmaktadır. Bu modelde okulun, sadece din adamı yetiştiren kapalı bir kurum olmak yerine, uluslararası öğrenci kabul eden, felsefe ve tarih gibi bölümlerin de yer aldığı bir yapıya dönüştürülmesi planlanmaktadır.

Özetle, Ruhban Okulu’nun açılması meselesi; Patrikhanenin din adamı ihtiyacı, Türkiye’nin Batı ile ilişkileri, ABD’nin diplomatik girişimleri ve Türkiye’nin iç hukuki kısıtlamaları arasında şekillenen çok katmanlı bir konudur. Bakan Tekin’in son açıklamaları, hükümetin konuya temkinli yaklaştığını ve mevcut hukuki statüyü (dinî eğitim yapmayan bir lise) vurgulayarak, olası bir açılışın ancak yeni bir yasal çerçeve veya statü ile mümkün olabileceğini ima ettiğini göstermektedir.

Kaynak DS
Haber Veriyoruz

GTM-W3RBD52X