Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

İnsan, kendi kurduğu yaşam formunun içinde yaşar…

İnsan, saf bir enerjinin biçim kazanmış hâlidir.

56.458

Düşün; milyarlarca insan aynı dünyada yaşamasına rağmen hayata farklı bakıyor, farklı düşünüyor ve farklı yaşam biçimleri kuruyor.

Bu farklılık yalnızca düşünce tarzından ya da hayata bakış açısından kaynaklanmaz. Asıl sebep, her insanın içinde taşıdığı enerjinin farklı bir titreşime sahip olmasıdır.

İnsan, saf bir enerjinin biçim kazanmış hâlidir.
Bu enerji dağılmak, yayılmak, dönüşmek ve başka enerjilerle uyum sağlayarak varlığını sürdürmek ister.

Fiziksel varlık, bu enerjinin yalnızca görünen yüzüdür.
Beden, enerjinin bilinç seviyesine ulaşabilmesi için kurulmuş bir geçiş alanıdır. Çünkü insan varlığının asıl kaynağı et ve kemikten oluşan beden değil, bilinçtir.

Bize verilen beden, iki titreşim arasında kurulmuş geçici bir köprüdür; varlık ile yokluk, madde ile öz, görünen ile görünmeyen arasında duran bir eşiktir.

Fakat kaynağın ne olduğu, nasıl işlediği ve hangi kudretle var edildiği insan aklının tam anlamıyla kavrayabileceği bir alan değildir.
Bu bilgi yalnızca yaratıcının takdirindedir.

İnsan, asla mutlak kaynağa bütünüyle ulaşamaz; onu ancak hissedebilir, sezebilir ve varlığındaki yansımalarını fark edebilir.

İşte bu yüzden her insan, sahip olduğu enerji yoğunluğuna göre kendisine bir yaşam formu oluşturur.

Bazı enerjiler baskındır; yön verir, etkiler ve çevresindeki diğer enerjileri şekillendirir. Bazıları ise uyum sağlar, dönüşür ve akışa katılır.

Kaynakta; şekillenme, boyut, zaman, etki, tepki, çoğalma, yayılma ve uyum gibi tüm varoluş formları zaten belirlenmiştir.
Tüm ilişkiler, ayrışmalar ve birleşimler büyük düzenin içinde anlam kazanır.

Bu nedenle enerjinin maddeye dönüşme biçimi çeşitlidir.
Renkler, yoğunluklar, frekanslar ve ölçümler bunun dışa vurumudur.

Aslında yaşadığımız dünya da varoluş enerjisinin yoğunlaşmış fiziksel bir boyutundan ibarettir.
Madde dediğimiz şey, enerjinin belirli bir düzende sıkışarak görünür hâle gelmesidir.

Gerçek olan, gözümüzle gördüğümüz değil; tüm görünenlerin ardındaki özdür.

Ve o öz, yoktan var eden yaratıcının bilgisinde saklıdır.

Belki de insanın bütün arayışı, dışarıda cevap ararken içindeki o kaynağın yankısını duymaya çalışmasından ibarettir.

Çünkü insan, aslında aradığı şeyin tam merkezinde yaşamaktadır.

Haber Veriyoruz