Fabrikada değil hapishanede yaşıyoruz.

Dardanel Ton fabrikası işçisi: Fabrikada değil hapishanede yaşıyoruz

Dardanel Ton fabrikası işçisi: Fabrikada değil hapishanede yaşıyoruz.

Koronavirüs belasına rağmen iş bulduk diye seviniyorduk. Bir ayın sonunda buranın fabrika değil de bir hapishaneyi andırdığını fark ettik.

Ben koronavirüs salgını başlamadan önce yaklaşık 3 yıl işsiz kalan, her gün iş ilanlarını takip eden, Ümraniye’de oturmama rağmen, Pendik- Kurtköy’den, Tuzla Organize Sanayi Bölgesine, hatta evimi taşımayı da göze alarak Gebze’ye kadar sürekli iş arayan bir kadın işçiyim. Eşimden sürekli azar işittim, niye çalışmadığıma dair hakaretlere maruz kaldım. Canımdan bezecek duruma geldim. İMES’te her kapıda asılan panolarda iş ilanlarını takip ettim, DES, KADOSAN, MODOKO sanayi sitelerinin iş ilanlarını takip ederek, iş yeri iş yeri dolaştım. Dudullu OSB’de en az 20’ye yakın fabrikada form doldurdum. Bazen 3 yaşındaki çocuğumu 10 yaşındaki çocuğuma bırakarak, bazen çocuklarımı yanıma alarak iş aramaya devam ettim. Nihayetinde, 44 yaşında bir işçi kadının işe alınacağı ilana rastladım. Burası Dardanel Ton fabrikasıydı.

İşe başladığımda iki vardiya sistemi vardı. Kısa süre içinde yeni işçi alımları ile üç vardiya sistemine geçildi. Şu an yaklaşık 350 işçi çalışıyor. İşçilerin yüzde 95’i kadın. Koronavirüs belasına rağmen iş bulduk diye seviniyorduk. Bir ayın sonunda buranın fabrika değil de bir hapishaneyi andırdığını fark ettik. Bir kere henüz bebeklerini emziren, süt izninde olan arkadaşlarımız vardı. Ama mecburen çalışmak zorundayız. Asgari ücretle evimizi geçindiremiyoruz. 1300 lira kira veriyorum. En düşük 1000 lira kira veriyor arkadaşlarım. Her birimizin 3-4 çocuğu var. Onların beslenmesine, eğitim masraflarına yetmiyor aldığımız ücretler.

Detaylar, Haber Linki