0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
Mülkiyet Hakkının Kamu Eliyle Tasfiyesi
Türkiye'deki Kamulaştırma Düzenin Acımasız Perde Arkası
ÖZEL HABER / ANALİZ
Türkiye’de anayasal bir hak olan “mülkiyet hakkı”, kamu yararı kılıfı altında her geçen gün daha da güvencesiz hale getiriliyor. Devletin yol, köprü veya altyapı projeleri için uyguladığı kamulaştırma mekanizması, mülk sahibinin hakkını teslim etmekten ziyade, mülkü “kamu gücü zoruyla ucuza kapatma” operasyonuna dönüşmüş durumda. Taşra mahkemelerinden çıkan resmi kararlar, bu çarpık düzenin halkı nasıl bir çaresizliğe ve adaletsizliğe sürüklediğini tüm çıplaklığıyla kanıtlıyor.
Resmî Yargı Kararının İtiraf Ettiği Absürtlük: Metrekaresi 64 Lira!
Selim Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2025 yılında karara bağladığı bir dava (Esas No: 2024/318), sistemin çürümüşlüğünü gözler önüne seren acı bir vesika olarak karşımıza çıkıyor. Karayolları Genel Müdürlüğü, Kars Selim’deki Karakurt Devlet Yolu projesi için vatandaşların tapulu arazilerine gözünü dikiyor.
Karara konu olan 122 ada 53 parseldeki 1.614,69 m²’lik arazinin 738,14 m²’sine yol yapımı amacıyla el konuluyor. Peki, devletin yargı eliyle bu toprağa layık gördüğü bedel ne kadar? Tam olarak 47.336,92 TL! Matematik yalan söylemez: Koskoca devlet, vatandaşın toprağına metrekare başına ortalama 64 TL değer biçiyor! Aynı davada, bir diğer parseldeki (116 ada 13 parsel) 145 metrekarelik alan için ise toplam 9.302 TL reva görülüyor. Türkiye’de bir kilo etin veya metropollerde sıradan bir akşam yemeğinin binlerce liraya ulaştığı ekonomik gerçeklikte, yüzlerce metrekare toprak için biçilen bu bedeller adaletin değil, mülksüzleştirme politikasının bir eseridir.
“Kuru Tarla” Formülü: Vatandaşı Yasal Olarak Sömürmenin Yolu
Peki, mahkeme ve bilirkişiler bu komik rakamları neye dayanarak belirliyor? İşte çarpık düzenin yasal kılıfı mahkeme tutanağında aynen şu sözlerle itiraf ediliyor:
“…taşınmazların tarım arazisi vasfında olup, kuru tarla olarak kabulü ile %5 kapitalizasyon oranının uygulandığı, net gelirinin objektif olarak hesaplanması ikili münavebe yöntemiyle yapıldığı…”
Kamulaştırma Kanunu, eğer bir mülk imar planı dışındaysa, onun serbest piyasadaki gerçek değerini, gelecekteki potansiyelini tamamen yok sayıyor. Tarım İl Müdürlüklerinin kağıt üzerindeki teorik verileriyle, çağdışı kalmış formüllerle yapay bir “net gelir” hesabı üretiliyor. İstanbul’un çeperinde veya Türkiye’nin herhangi bir yerinde aynı büyüklükte bir arazi milyonlarca lira ederken, Anadolu’nun toprağı üzerindeki köylüsüyle, vatandaşıyla birlikte devlet eliyle değersizleştiriliyor. Bu durum bölgesel bir eşitsizlik değil, devlet eliyle yürütülen sistematik bir ekonomik şiddettir.
31 Ortaklı Çaresizlik: Bürokrasi Vatandaşı Nasıl Yıldırıyor?
Dava dosyasında dikkat çeken en büyük dramlardan biri de davalılar listesi. Ankara’dan Bursa’ya, Muğla’dan Kocaeli’ye kadar Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış, aralarında Asime Gürbüz, Ersin Gürbüz, Mehmet Arkın Gürbüz, Ayhan Döşkaya gibi isimlerin de bulunduğu tam 31 vatandaş bu arazinin hissedarı görünüyor.
Mahkemenin hükmettiği o komik 47 bin TL, bu 31 kişi arasında miras hisseleri oranında bölüştürülecek. Kişi başına düşecek olan üç-beş yüz veya birkaç bin lira, bu insanların hakkını aramak için yapacağı noter masrafını, telefon trafiğini, şehirlere arası yol parasını dahi karşılamaktan uzak! Bürokrasi, yarattığı bu karmaşık ve çok ortaklı yapıyı bildiği için, vatandaşı “Değmeyecek bir para için dava masrafı yapmayayım” noktasına getiriyor, insanları bezdirerek mülklerini adeta bedelsiz kamulaştırıyor.
Sonuç: Güçlü Devlet, Haklı Vatandaşın Karşısında Ezici Güç Olmamalıdır!
“Kamu yararı” ilkesi, bir vatandaşın hakkının kamu gücü tarafından çiğnenmesi, gasp edilmesi anlamına gelemez. Yol yapmak devletin asli görevidir; ancak bunu yaparken mülk sahibini mülksüzleştirmek, toprağını yok pahasına elinden almak açık bir Anayasa ihlalidir.
Enflasyonun ve gayrimenkul fiyatlarının fırladığı bu çağda, kamunun kendi vatandaşına 64 lira metrekare fiyatı dayatması yasal olabilir ama asla adil ve ahlaki değildir. Bu karar, Türkiye’deki değerleme ve kamulaştırma sisteminin ne kadar köhneleştiğinin, halkın aleyhine çalışan devasa bir çark haline geldiğinin kanıtıdır. Adalet mekanizması, güçlü kurumların taleplerini onaylayan bir noterlik makamı olmaktan çıkıp, vatandaşın sığınacağı son kale olmak zorundadır.
“Devlet Vatandaşın Toprağına Göz Dikti: Metrekaresi 64 Liraya Kamulaştırma Rezareti!”
“Anayasal Gasp: 1.614 m² Alana 47 Bin TL! 31 Malik Çaresizliğe Mahkum Edildi.”
“Kağıt Üstünde Adalet, Gerçekte Mülksüzleştirme: Kars’tan Yükselen Adalet Çığlığı”
Haber Veriyoruz
