0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
Ekonomik Çöküş mü, Sert Yumuşak İniş mi?
Siyasi Çalkantı ve Kutuplaşma
2023’ten bu yana Türkiye, ekonomide sert bir yavaşlama ve siyasette derinleşen kutuplaşma ile “çöküş” tartışmalarının odağında yer alıyor. Bu dönemi, özellikle ekonomi, dış politika ve iç siyaset eksenlerinde değerlendirmek mümkün. Sizinle bu üç boyutu mercek altına alalım.
📉 Ekonomik Çöküş mü, Sert Yumuşak İniş mi?
2023 seçimlerinin ardından ekonomi politikasında sert bir viraj alındı. Uzun süre düşük faiz politikası izlenirken, 2023 ortasından itibaren enflasyonla mücadele için şok tedavi niteliğinde bir parasal sıkılaştırmaya geçildi . Bu politikanın bedeli ise ağır oldu:
Büyüme Frenlendi: Ekonomik aktivite belirgin şekilde yavaşladı. 2024 ikinci çeyreğinde büyüme neredeyse durma noktasına geldi (%0,1 çeyreklik artış) . 2025’in ise AK Parti iktidarı döneminin vatandaş için en zor yıllarından biri olması bekleniyor .
Enflasyon İnatçı: Enflasyon 2024 ortasında %75 ile zirve yapmış olsa da, 2025 sonu itibarıyla hala %33 gibi çift haneli seviyelerde seyrediyor . Hükümetin 2025 sonu için açıkladığı %14’lük enflasyon hedefi, piyasa beklentilerinin (%28-30) oldukça altında kaldığı için pek inandırıcı bulunmuyor .
Hayat Pahalılaştı: Bu tablonun sokaktaki yansıması, alım gücünün hızla erimesi oldu. 2025 itibarıyla dolar kuru baskılanmış haliyle bile 40-50 TL seviyelerine dayanmış durumda. Vatandaş için temel ihtiyaçlar bile lüks haline gelirken, sosyal medyada dönem “hayatta kalma simülasyonu” olarak adlandırılıyor .
🏛️ Siyasi Çalkantı ve Kutuplaşma
Ekonomik zorluklar, siyasi gerilimlerle birleşince tablo daha da karmaşıklaşıyor. Dr. Ali Soylu’nun analizine göre, mevcut durum bir “çöküş” olarak değerlendiriliyor: “Nisan 2017 tarihinde Türk usulü ucube başkanlık sistemine geçiş ile ‘tek kişi’ye verilen yetkilerle ülke hiç olmadığı kadar kutuplaşmaya ve yanlış kararlar ile fakirleşmeye başladı” .
2023 sonrası bu kutuplaşma yeni bir boyut kazandı. 2024 yerel seçimlerinde ana muhalefet partisinin (CHP) beklenmedik başarısı, iktidar kanadında sert bir tepkiyle karşılandı. 2025 yılında, aralarında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu çok sayıda CHP’li isme yönelik başlatılan yolsuzluk ve terör soruşturmaları, muhalefet ve uluslararası çevreler tarafından “siyasi bir tasfiye operasyonu” olarak yorumlandı ve ülkede büyük protestolara yol açtı .
🌍 Dışarıdan Gelen Sesler: “Çöküş ve Bölünme” Senaryoları
Bu içerdeki buhranlı tablo, dışarıdan da yakından takip ediliyor. Özellikle Washington merkezli düşünce kuruluşlarından gelen analizler, Türkiye’nin geleceğine dair karamsar tablolar çiziyor. Amerikan Girişim Enstitüsü (AEI) kıdemli araştırmacısı Michael Rubin, Ağustos 2025’te kaleme aldığı “Türkiye’nin Çöküşü ve Bölünmesi Kaçınılmaz Görünüyor” başlıklı makalesinde :
Türkiye’de bir iç savaş çıkabileceğini ve uzun süredir devam eden göreli huzurun sona erebileceğini .
Kürtlerin, Filistin örneğinden ilham alarak bir plebisit (halk oylaması) talep edebileceğini ve bunun üniter yapının sonunu getirebileceğini .
Bu sürecin, Türkiye’nin Hamas’a verdiği desteğe bir misilleme olarak da şekillenebileceğini iddia etmektedir .
Bu analizler, Türkiye kamuoyunda büyük yankı uyandırdı ve sıklıkla “Amerika’nın oyunu” olarak yorumlandı .
💎 Özet
2023 sonrası Türkiye, ekonomik daralma, siyasi kutuplaşma ve artan dış baskılar arasında sıkışmış durumda. Ekonomideki sert yavaşlama ve yüksek enflasyon toplumun geniş kesimlerini zorlarken, siyasi alandaki gerilimler ve muhalefete yönelik operasyonlar ülkeyi belirsiz bir geleceğe taşıyor. Bu ortamda, Michael Rubin gibi analistlerin öne sürdüğü “çöküş ve bölünme” senaryoları, her ne kadar spekülatif olsa da, mevcut kırılganlığın bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Kaynak DS
Haber Veriyoruz
