Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Türk ve Türkiye Saldırı Altında

Özüne Dönmezsen Gelecekte Ne Türk Ne de Türkiye Olacak

54.571

Türk ve Türkiye Saldırı Altında

Özüne Dönmezsen Gelecekte Ne Türk Ne de Türkiye Olacak

Görünmeyen Bir Kuşatma

Türk insanı, Türk toprağı, Türk kültürü ve Türk ekonomisi… Hepsi ama hepsi çok yönlü bir müdahale ve kuşatma altındadır. Evet, yanlış duymadınız. Türklüğe ve Türkiye’ye yönelik sistematik bir saldırı vardır. Bunu kavrayabilmek için çok derinlere inmeye, karmaşık komplo teorilerine ihtiyacınız yok. Gözlerinizi açıp etrafınıza bakmanız yeterlidir.

Türk insanı psikolojik baskı ve kontrol mekanizmalarıyla kuşatılmakta; Türk topraklarının dört bir yanında yabancı şirketlerce maden aramaları yapılmakta; Türk kültürü, ekranlara dayatılan diziler ve içeriklerle yozlaştırılmakta; Türk ekonomisi ise faiz lobileri, zamlar ve spekülatif saldırılarla sarsılmaktadır.

Bu “düzen” o kadar derin ve sistemli işlemektedir ki, gerçeği kavrayabilmek için uyanık olmak, iyi araştırmak ve sağlam bir analiz yeteneğine sahip olmak gerekir.

Neden Bu Kadar Düşmanlık?

Türkiye’nin gelecekte güçlü olmasını istemeyen birtakım çevreler, topluluklar ve devletler vardır. Türkiye’nin jeopolitik konumunu kıskanan ülkeler, Türk insanının potansiyelini çekemeyen toplumlar mevcuttur. Bunlar acı gerçeklerdir.

Atalarımız “Türk’ün dostu Türk’tür” sözünü boşuna söylememiştir. Tarih boyunca Türk milleti, dost görünen nice yüzlerin ihanetine uğramış; nice müttefik sandığı güçlerin sırtından hançerlenmiştir. Bugün de durum farklı değildir.

Peki neden bu kadar düşmanlık? Neden bu kadar kindarlık? Neden sürekli Türk insanı ve Türkiye ile oynanmaktadır?

Bu soruyu önce kendimize sormalıyız. Eğer ortada bir problem varsa, önce bu problemin çözümünü bulmamız ve problemin başlangıç noktasının bizzat kendimiz olduğunu kabul etmemiz gerekir.

Aynaya Bakma Vakti

Gerçek şudur: En başta gerçeğe yakın hareket etmiyoruz. Korku denen dürtü, hayatımızın neredeyse tamamını ele geçirmiş durumda. Suç işlemeye yatkınız; çünkü doğru ve dürüst olamıyoruz. Tam anlamıyla inançlı değiliz. Samimiyeti, sanki bizi küçük düşürecek bir zayıflık gibi görüyoruz.

Halbuki varlık, gerçeklik üzerine kuruludur. Gerçeklik ise doğruluk, dürüstlük ve samimiyet üzerine inşa edilmiştir. Bu değerleri kaybettiğimiz anda, dünyada “fazlalık” konumuna düşeriz. İşte Türk insanının özünde var olan, ancak sonradan kaybolan bu değerleri görenler, artık bizi bir işe yaramaz, fazlalık olarak görmektedir. Türk’e ve Türklüğe yönelik saldırıların asıl sebebi budur.

Gerçek Hayattan Örnekler

Ekonomik Saldırı: 2018 yılında Türk Lirası, birkaç hafta içinde dolar karşısında %40’a varan değer kaybı yaşadı. Bu, sıradan bir piyasa dalgalanması değildi. Uluslararası spekülatörlerin ve faiz lobilerinin organize saldırısıydı. Sonuç: Esnaf kepenk kapattı, vatandaşın alım gücü eridi, gençler işsiz kaldı. Peki biz ne yaptık? Birbirimizi suçladık, dedikodu yaptık, ama ortak akılla hareket edemedik.

Kültürel Yozlaşma: Bir dönem ekranları kaplayan dizilerde Türk aile yapısı, Türk ahlakı ve Türk tarihi sistematik olarak yozlaştırıldı. Tarihi dizilerde padişahlar sarhoş, harem entrikalarıyla meşgul gösterildi. Genç nesil, kendi tarihine yabancılaştırıldı. Kültür emperyalizmi, tankla tüfekle değil, ekranla ve sosyal medyayla yapıldı.

Toprak ve Maden Talanı: Türkiye’nin dört bir yanında yabancı şirketlere altın, gümüş, bor ve nadir toprak elementleri arama ruhsatları verildi. Doğa katledildi, sular zehirlendi, köylüler topraklarından edildi. Kazanan hep yabancı sermaye oldu; kaybeden ise Anadolu insanı.

Psikolojik Kuşatma: Sosyal medyada algı operasyonları, sokakta kutuplaştırma siyaseti, aile içinde kopuşlar… Türk insanı, birbirine düşürülerek zayıflatılmak istenmektedir. “Böl, parçala, yönet” taktiği, yüzyıllardır uygulanan bir emperyalist yöntemdir.

Çözüm Kendimizde

Eksik bir inançla, yalan dolan ve sahtekârlıkla ilerleyen bir toplum haline geldik. Bunu acilen aşmamız ve özümüze dönmemiz gerekmektedir. Yoksa gelecekte ne Türk kalacak, ne de Türkiye diye bir ülke…

Peki ne yapmalıyız?

Doğruluk ve dürüstlük: Her işimizde, her sözümüzde doğru olmalıyız. Yalanın, sahtekârlığın kısa vadede kazanç getirdiği doğrudur; ancak uzun vadede milleti çökertir.

Samimiyet: Birbirimize karşı samimi olmalıyız. Kardeşlik, samimiyet üzerine kuruludur. Sahte gülümsemelerle değil, gerçek sevgiyle bağlanmalıyız.

İnanç: Tam ve sağlam bir inançla hareket etmeliyiz. İnanç, korkunun panzehiridir. İnançlı insan, korkmaz; korkmayan insan ise esir alınamaz.

Birlik: Bölünmüş bir millet, her zaman yenilmeye mahkûmdur. Siyasi görüşümüz ne olursa olsun, ortak paydamız Türkiye’dir, Türk milletidir.

Uyanıklık: Ekonomik, kültürel ve psikolojik saldırılara karşı bilinçli olmalıyız. Medyayı, sosyal medyayı ve gündemi doğru okumalıyız.

Ya Özümüze Döneceğiz ya da Yok Olacağız

Türk milleti, tarih boyunca nice badireler atlatmış, nice imparatorluklar kurmuş, nice medeniyetler inşa etmiş bir millettir. Bu milletin damarlarında, dünyaya meydan okuyan bir ruh vardır. Ancak bu ruh, ancak özüne döndüğünde ortaya çıkar.

Bugün Türkiye, ekonomik sıkıntılarla, kültürel yozlaşmayla ve psikolojik kuşatmayla karşı karşıyadır. Bu kuşatmayı yaracak olan güç, ne ordudadır, ne silahtadır. Bu güç, milletin kendi özünde, kendi inancında, kendi kardeşliğindedir.

Unutmayalım: Özüne dönmeyen millet, gelecekte ne Türk kalır ne de Türkiye.

“Türk’ün dostu Türk’tür” sözü, bugün her zamankinden daha fazla anlam taşımaktadır. Çünkü düşman kapıda değil, ekranda, cüzdanda, sofrada ve zihindedir. Uyan ey Türk! Uyan ki, geleceğin senin olsun.

Mehmet Arkın Gürbüz
Haber Veriyoruz