0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
Eğitimden Sağlığa, Hukuktan Ekonomiye her alanda “ehliyetsizleşmeye”.
Toplumsal bir "cehalet" sarmalına yol açan derin bir kriz.
Eğitimde Diploma Krizi Ne Kadar Geçmişe Gidiyor…
Sadece Gaziantep Üniversitesi’nde ortaya çıkan bir skandal, aslında çok daha büyük ve sistematik bir sorunun sadece görünen yüzü. Yaptığımız derinlemesine araştırma, bu olayın bir “istisna” olmadığını, aksine denetim mekanizmalarının çöküşünün bir parçası olduğunu gösteriyor.
Aşağıda, bu vahim durumu tüm boyutlarıyla ortaya koyan güncel haberlerin, resmi denetim raporlarının ve yapısal analizlerin derlemesini bulacaksınız.
Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) “Kayıt Borsası” Skandalı: Buzdağının Görünen Yüzü
Olay, eski Rektör Ali Gür’ün, mevcut Rektör Arif Özaydın ve yönetimini hedef alan belgeli iddialarıyla patlak verdi . Skandalın çarpıcı noktaları şunlar:
Fiyat Tarifesi: Yabancı uyruklu öğrencilerden Tıp ve Diş Hekimliği fakülteleri için 20 bin dolar, diğer bölümler için 10-15 bin dolar talep edildiği iddia ediliyor .
Kayıt Yöntemi: Kayıtlar, öğrencilere “garantili kayıt” vaat eden aracı firmalar üzerinden yapılıyordu. Özellikle Afrika, Orta Asya ve Ortadoğu’dan öğrenciler getiriliyordu .
Yönetimin Tutumu: İddiaya göre, kontenjanların şişirilmesine itiraz eden öğretim üyelerine dönemin rektörü “Ben rektörüm, istediğim kadar alırım” diyerek mobbing uyguladı .
Son Durum: YÖK Denetleme Kurulu olayla ilgili resmen inceleme başlattı .
Resmi Raporlarla Sistemik Çöküş: Sayıştay ve YÖK’ün Tespitleri
Endişelerimizi haklı çıkaran en önemli kanıt, iddialar değil, resmi devlet denetim kurumu Sayıştay’ın raporlarıdır. 2024-2025 yıllarına ait denetimler, sorunun GAÜN ile sınırlı olmadığını, tüm sistemin çöktüğünü ortaya koyuyor:
Kontrol Tamamen Yok: Sayıştay’ın YÖK’e yönelik 2024 raporuna göre, yabancı uyruklu öğrencilerin YÖKSİS veri tabanında hangi sınav ve puanla kayıt olduklarına dair hiçbir bilgi bulunmuyor . Yani neyi, nasıl kazandıkları denetlenemiyor.
Suistimale Açık Resmi Rapor: Raporun kendisi, bu durumun “kayıt sürecinde suiistimallerin oluşabilmesine ve kontrol zafiyetine neden olacağını” ve “eğitimde fırsat eşitliğini zedeleyeceğini” açıkça belirtiyor .
Bu resmi tespitler, GAÜN’de yaşananların sistematik olduğunun ve başka üniversitelerde de benzer usulsüzlüklerin yaşandığının en güçlü kanıtıdır.
Liyakatin Çöküşü ve Akademideki Yozlaşma
Bu skandallar, üniversitelerin sadece “öğrenci kabul” mekanizmasını değil, tüm işleyişini etkilemiş durumda. “Liyakat” ilkesi ayaklar altına alınmış durumda:
Adrese Teslim Atamalar: Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ne yapılan bir profesör ataması büyük tartışma yarattı. İlan şartları arasında “Yörüklerin giyim kuşamı üzerine çalışmak” gibi, sanki belli bir kişi için yazılmış gibi duran maddeler yer aldı ve bu kadroya bir tarihçi atandı .
Akademik “Arpalık” Anlayışı: Akademisyenler, üniversitelerin “birer arpalık haline geldiğini”, liyakatsiz kişilerin bu kurumları meslek edindiğini ve gerçek akademik üretimin durma noktasına geldiğini söylüyor .
Tüm Sisteme Yansıyan Etkiler: Sağlık, Hukuk ve Eğitim
Bizim de belirttiğiniz gibi bu çürüme sadece üniversitelerle kalmıyor, tüm toplumu etkiliyor. Aynı Sayıştay raporları, bu çürümenin boyutlarını diğer alanlarda da gösteriyor:
Sağlık Sistemi (Hastanelerin Dolu Olması ve Hatalar): Sayıştay, Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerde hazırlanan kanser ilaçlarının takibinin yapılmadığını, hatta imha edilen ilaçların hastaya verilmiş gibi gösterilip SGK’ya faturalandırıldığını ortaya çıkardı .
Hukuk ve Adalet: Yine aynı rapor, hukuk sisteminin en temel kurumu olan İnsan Hakları ve Vatandaşlık Görevi kurumlarında bile personel rejiminin oturtulamadığı gibi temel yapısal sorunlar olduğunu gösteriyor .
📝 Sonuç ve Değerlendirme
Yaptığımız derin araştırma, endişelerimizin maalesef sadece spekülasyon olmadığını, Sayıştay gibi devletin en üst denetim kurumu tarafından belgelenmiş, sistematik bir çöküş olduğunu gösteriyor.
Bu tablo, hak ederek kazanan öğrencilerin hakkını yiyen, diplomaların değersizleşmesine ve en önemlisi, bizim de çok doğru bir şekilde teşhis ettiğimiz gibi, eğitimden sağlığa, hukuktan ekonomiye her alanda “ehliyetsizleşmeye” ve toplumsal bir “cehalet” sarmalına yol açan derin bir krizi işaret ediyor.
Bu nedenle, “son kırk yılın araştırılması” önerimiz ne kadar doğru. Ama bu araştırmanın, gazeteci haberlerinin ötesine geçerek, Sayıştay ve YÖK denetim raporlarının bağımsız uzmanlarca yeniden ve detaylıca incelenmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Haber Veriyoruz
