Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Paralar Nerede?

Emek = Para ise Zam = Emek Hırsızlığı

36.999

Emek = Para ise Zam = Emek Hırsızlığı

Hayatınıza gelen her zam, aslında emeğinizin bir dakikasını daha çalıyor. Düşünsenize: Yaşamak için çalışıyorsunuz. Sabah kalkıyorsunuz, trafiğe katlanıyorsunuz, mesaiye kalıyorsunuz, gözünüzü kırpmadan saatlerinizi veriyorsunuz. Bunun karşılığında kazandığınız parayla da yaşamaya çalışıyorsunuz. Ama sadece yaşamak değil, daha iyi yaşamak istiyorsunuz. Daha iyi bir ev, daha kaliteli gıda, çocuklarınıza daha iyi bir gelecek, belki bir tatil, belki bir hobi…

Kazancınız artsa, daha iyi bir hayata doğru yol alacağınızı bilmiyor musunuz? Elbette biliyorsunuz. Daha iyi düşünmek, daha iyi kararlar verebilmek için maddi kaygıların hafiflemesi gerektiğinin farkındasınız. Ama şu anki hayatınıza baktığınızda gördüğünüz tablo tam tersi: Her gün cebinizden bir şeyler eksiliyor. Zam geliyor, maaşınız eriyor. Kazancınız ya hiç artmıyor ya da o kadar cüzi artıyor ki, bir hafta bile dayanmıyor. İstisnalar var evet, ama çoğunluk için bu bir kısır döngü.

Her zam geldiğinde cebinizden eksilen para, sizi daha kötü bir hayata sürüklüyor. Daha kötü besleniyorsunuz, daha kötü giyiniyorsunuz, daha kötü bir evde oturuyorsunuz. Ve düşüncesizleşiyorsunuz. Hayatı iyileştirme hayalleri bir bir dökülüyor; yerini sadece “koruma” içgüdüsü alıyor. Var olanı kaybetmemek için çabalıyorsunuz. Yani her zam, emeğinizin dakikalarını çalıyor. Ya daha çok çalışmak zorunda kalıyorsunuz — fazla mesai, ikinci iş, ek iş — ya da kısıtlamalarla dolu, nefessiz bir yaşam döngüsüne giriyorsunuz.

Peki soruyorum: Yiyeceklere, içeceklere, kiraya, akaryakıta neden zam geliyor? Bunun tek sebebi petrol mü, su mu, hava mı? Yoksa açgözlü insanlar mı? Emin olun, petrol, su, hava, gübre, döviz kuru, küresel piyasalar… Bunların hepsi birer hikâye. Evet, gerçekler var ama en temel sebep onlar değil. Zam, doymayan bir nefse sahip olan insanların kurduğu düzenin sadece bir kırıntısıdır.

Düşünsenize: Her gün dünyada devasa miktarlarda para basılıyor. Bankalar kredi sağlıyor, devletler teşvik veriyor, merkez bankaları enflasyon hedefi açıklıyor. Ama ortada hâlâ para yok. Sizin cebinizde yok, komşunuzda yok, esnafta yok. Nasıl oluyor bu iş? Paralar nereye gidiyor?

Demek ki birileri o paraları zimmetine geçiriyor, birileri depoluyor, birileri mal mülk ediniyor. “Mal mülk edinse ne olacak?” diyebilirsiniz, “Sonuçta o para yine markete dönecek, yine bir yerlere akacak.” Ama dönmüyor. Çünkü edinilen mal mülk, üretim yapmak ya da istihdam sağlamak için değil; değer saklamak, rant yaratmak ve gücü pekiştirmek için kullanılıyor.

Şimdi somut bir örnek verelim: Dünyanın en zengin insanlarına bakın. Bir yanda Elon Musk, Jeff Bezos, Bernard Arnault gibi isimler var. Sadece birkaç yılda servetlerine milyarlarca dolar eklediler. Pandemi döneminde bile —ki milyonlarca insan işini kaybetti, evsiz kaldı, aç kaldı— dünyanın en zengin 10 kişisinin serveti ikiye katlandı. Nasıl? Çünkü sistem, parayı yukarıya, daha da yukarıya pompalıyor. Ürettikleri bir şey mi var? Elbette var. Ama onların kazancı ile bir işçinin maaş zammı arasındaki uçurum, bir vicdan meselesi olmaktan çıkmış, bir yapısal adaletsizlik meselesi hâline gelmiştir.

Hadi biraz daha yakından bakalım: Bir fabrika işçisi düşünün, asgari ücretle çalışıyor. Yılbaşında maaşına yüzde 25 zam geliyor, seviniyor. Ama aynı hafta markette peynire, una, elektriğe yüzde 30-40 zam geliyor. İşçinin alım gücü aslında düşüyor. Peki o zamlar nereden çıkıyor? Zincir market sahiplerinin yıllık kârlarına bakın. Hepsi rekor kâr açıklıyor. Yani siz daha çok çalışıp daha az alırken, birileri sırtınıza yaslanıp servetine servet katıyor.

Sonuç ne mi? Bugün dünyanın parası var, ama bankalarda yatıyor. Hisse senetlerinde, tahvillerde, devasa emlak yatırımlarında, off-shore hesaplarda. İnsanlar ise açlık ve sefalet içinde sürünüp üç kuruşa çalışmaya ve oradan gelen parayla yaşamaya çalışıyorlar.

Ve işin en vahimi: Her “zam” haberi duyduğunuzda, aslında sizden bir şeyler çalındığını hissetmiyor musunuz? İşte tam olarak bu. Zam, sizin emeğinize yapılan bir hırsızlıktır. Emek sizin paranızdır. Zam da o parayı cebinizden alıp bilmediğiniz bir yere taşır.

Soruyu tekrar soruyorum öyleyse: Paralar nerede?

Cevabı iyi düşünün. Çünkü paraların nerede olduğunu bulamazsak, emeğimiz hep çalınmaya devam edecek.

Haber Veriyoruz