0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
Enjekte
Yaşadığımız bu hayat, inanın, bize enjekte edildi.
Asıl soru şu: Bu nasıl yapıldı?
“Biraz geçmişe gidelim” demek isterdim; ancak benim için geçmiş artık hükmünü yitirdi. Asıl düşünmemiz gereken, yarın ne olacağı.
Eğer hayat gerçekten bize enjekte ediliyorsa, bunun yöntemini çözmek; belki de insanlığın kurtuluş yollarından biri olabilir.
Bunun için önce düşünmeyi öğrenmeliyiz.
Düşünmek; beynin algıladığı fizikselliği, insanın sahip olduğu hayal gücüyle birleştirerek kalbin yeni veriler üretmesidir.
Burada özellikle vurgulamak gerekir: Veri elde etmesi gereken organ beyin değil, kalptir.
Ortaya çıkan bu veriler tamamen sizin iç dünyanızdan, hayal gücünüzden doğmalıdır.
Gördüklerinizin, duyduklarınızın ya da size sunulanların bu sürece yön vermemesi gerekir. Aksi hâlde bu, gerçekten düşünüp düşünemediğinizi ortaya koyar.
Gerçek anlamda düşünmeye başladığınızda; varlığın ne kadar sonsuz, ne kadar büyük olduğunu ve sizin bu bütün içinde yalnızca bir zerre olduğunuzu fark edersiniz.
Şimdi şunu düşünün:
Bir zerreden yaratılmış, fakat gerçek varlık —yani yaratıcı— nezdinde üstün kılınmış bir varlık, nasıl olur da böylesi bir hayata mahkûm edilir?
Eğer “mahkûm edilmiş bir hayat” düşüncesi zihninizde belirmeye başladıysa, şunu da fark edersiniz:
Bu hayat, size bir şekilde görsel temalar ve ses dalgaları aracılığıyla enjekte edilmiştir.
Bugün bedeninize, manyetik dalgalar yoluyla ne yapmanız gerektiği fısıldanıyor olabilir. Bunun en güçlü göstergesi, size sunulan hayatı sorgulamadan kabul etmiş olmanızdır.
Elbette, eğer size verilen hayatı olduğu gibi kabul ediyorsanız; burada yazılanları unutabilir ve yaşamınıza devam edebilirsiniz.
Ancak eğer bu hayat size garip geliyor, tatmin etmiyor ve içinizde bir boşluk hissi oluşturuyorsa; bu, bir şekilde verilen hayata adapte edildiğiniz anlamına gelir.
İşte bu noktada mesele artık basit bir “enjekte edilme” durumu olmaktan çıkar.
Bu, toplum içinde yayılan bir enfeksiyon hâline gelmiş bilinç durumudur.