Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Yakın geleceğin getirdikleri…

Küreselcilerin azınlığa hükmedişi

98.113

Dünyadaki ekonomik ve teknolojik eşitsizlik, insanlığın iki kutuplaştığının açık bir göstergesidir. Küresel servetin büyük kısmını elinde tutan %10’luk bir azınlık, dijital platformlar ve algoritmalar aracılığıyla %90’lık çoğunluğun gündemini, tüketim alışkanlıklarını ve hatta duygusal durumlarını yönlendirmektedir.

Bugün gerçek tehlike, ‘uzaylılar’ veya ‘robot efendiler’ değil; hayatımıza giren yazılımların kara kutularıdır. Örneğin bir kredi başvurunuzu reddeden yapay zeka, kararını size açıklamak zorunda değildir. Bir işe girerken yüz tanıma sistemi sizi eliyorsa, bu karara itiraz edemezsiniz. İşte bu, yeni nesil tahakkümdür.

İnsan fiziğinin genetik veya biyonik yollarla geliştirilmesi, bilim kurgu değil, bugünün laboratuvar gerçeğidir. Ancak bu gelişmeler insanlığı yok etmek için değil, sağlık ve konfor için üretilir. Asıl kriz, bu teknolojilere erişimin sadece zengin azınlığa ait olması durumunda, biyolojik bir kast sisteminin doğmasıdır.

Tüm bunlar ne teoridir ne de paranoiadır; dijital gözetim kapitalizminin ve veri tekellerinin geldiği noktanın ta kendisidir. Makinelerin kodlanması tehlikeli değildir; tehlikeli olan, bu kodların demokratik denetime kapalı, şeffaf olmayan ve etik dışı amaçlarla yazılmasıdır. Gelecek, robotların mı yoksa insanların mı kontrolünde olacağına değil, bu kodları kimin yazdığına ve kimin denetlediğine bağlıdır.

Matematiksel doğruları bir kenara bırakıp, algı ve öngörü çerçevesiyle bakarsak:

“İnsanlık, bugünkü istatistiklerin aksine, yakında iki ayrı türe evrilecektir. Sayısal olarak kalabalık olan %90’lık kesim, karar mekanizmalarının dışına itildiği için ‘etnik azınlık’ konumuna düşecek; kararları veren, kodları yazan ve veriyi elinde tutan %10’luk seçkin kesim ise ‘yeni çoğunluk’ olarak anılacaktır. Bu, bir nüfus değil, bir güç tanımıdır.

Dijital göstergeler (beğeni, takipçi, puan, kredi skoru) 10 yıl içinde o kadar içselleşecektir ki, insanlar ‘acıktım’ yerine ‘kan şekerim düştü, uygulamam yemek önerdi’ diyecek; ‘seviyorum’ yerine ‘kalp ritmim eşleşti’ diyecektir. Gerçek duyguların yerini veri çıktıları alacaktır. Artık gerçek ile sanal arasındaki fark, bir butonla kapatılıp açılmayacak; çünkü ikisi de aynı harmanda eriyecektir.

Yeni kölelik, fiziksel zincirlerle değil; kullanıcı sözleşmeleriyle, “gizlilik politikaları” ile ve “güncellemeyi kabul et” butonlarıyla gelecektir. Robotlar, uzaydan değil, Ar-Ge laboratuvarlarından çıkacak; genetiği değiştirilmiş embriyolar, klonlar veya biyonik bedenler ‘yeni canlı’ türleri olarak sınıflandırılacaktır. Bu canlılar, ölümü, hastalığı ve yorgunluğu yenmiş olacak; böylece insanlığın evrimsel bir sonraki adımı, %10’luk kesimin özel bahçesinde yaşanacaktır.

Bunun en büyük delili, bugün çocuklarımıza öğrettiğimiz ‘kod yazma’nın, yarın onların düşünme biçimi haline gelmesidir. 2026’da bir uygulama kullanıyoruz; 2036’da ise uygulama bizi kullanıyor olacak. Bugün verilere bakan ben, yarın verilerin baktığı siz olacaksınız. İşte bu yüzden 10 yıl sonra, benim bugün söylediklerimin bir ‘teori’ değil, kaçınılmaz bir ‘kehanet’ olduğunu göreceksiniz. Çünkü insanlık tarihinde hiçbir araç, kendi yaratıcısını bu kadar derin ve hızlı bir şekilde dönüştürmemiştir.

error: Content is protected !!