0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
YOKUZ. Küçük hikayeler ile kandırılan bir beyin. Algılamayan bir zihin.
Var olduğunu mu düşünüyorsun? Büyük bir yanılgı içerisindesiniz.
Sen yaratılmadın. Sen bir enerji sonucu meydana geldin. Hatta tüm insanlık. Bildiğin ve bilmediğin tüm medeniyetler bir enerji sonucu oluştu ve bir enerji sonuncu dönüşecek veya çekilecek.
YOKUZ.
Küçük hikâyelerle kandırılmış bir beyin. Algılamayan, sorgulamayan bir zihin.
Var olduğunu mu sanıyorsun? O zaman bil ki büyük bir yanılgının tam ortasındasın.
Sen yaratılmadın.
Sen bir enerjinin sonucu olarak meydana geldin. Tıpkı tüm insanlık gibi. Bildiğin ve bilmediğin bütün medeniyetler, çağlar boyunca şekillenen her varlık… Hepsi bir enerji yoğunlaşmasından doğdu ve yine bir enerji dağılımıyla dönüşecek ya da tamamen çekilecek.
Bu yüzden insanlığın hiçbir nihai anlamı yoktur — en azından kendi başına, kendinden menkul bir varlık olarak.
Bu süregelen çekişme, ya da senin deyişinle bu savaş, aslında yalnızca Âdem ile İblis arasında yaşanmaktadır. Sen, ben, onlar… Hepimiz bu hikâyede birer teferruattan ibaretiz. Fark etmez: kim olursan ol, ne olursan ol, hangi unvanı taşırsan taşı — tek başına hiçbir şey ifade etmiyorsun.
Çünkü sen (yani insanlık olarak varlığın), bir enerji dalgası olarak belirip yine bir enerji boşalmasıyla yok oluyorsun.
Gerçek anlamda yaratılmış olan tek insan Âdem’dir.
Ona secde etmeyen bir melektir İblis. Ve işte asıl sahne: Yüce Yaratıcı, sevgili kulu Âdem’i test etmeyi diler. İnan ki, varlığının tek varoluş sebebi budur.
Sen ise —evet, şu anda bu satırları okuyan sen— Yaratıcı’nın istemiş olduğu, belli bir döngüye bağlı enerji içinde meydana gelmiş ve aynı enerjiyi kullanarak tekrar yok olacak bir canlısın. Bir alev gibi belirip sönen bir varlık.
Varlığının anlamı —eğer bir anlamı varsa— yalnızca inanmak açısından Âdem’e faydalı olabilir.
Nitekim ki bir zaman gelir, tüm insanlık ona doğru çekilecektir.
Şimdi şunu bir düşün:
Nasıl çekileceğiz?
Bir hiçten gelip, bir hiçe doğru giderken, eğer Âdem’e doğru çekileceksek —yanımızda götüreceğimiz bir şeyler olmalı.
Ve o şey, ancak ve ancak sahip olduğumuz inanç ve o inancın gereklilikleridir.
İnsan olmanın özü ve kaynağı şudur:
Bilinçli olup, varlığının Âdem’e bağlı olduğunu kabul etmek ve onu yaratan bir Yüce Yaratıcı’nın bulunduğunu idrak etmek.
Düşünen insan —işte bu yüzden düşünür.
Çünkü ancak düşünerek bir hiç olmaktan kurtulur.
Ancak düşünerek, enerji döngüsü içinde kaybolup gitmekten sıyrılır ve anlam kazanır.
