Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Şans Oyunları Değil, Kan Emen Vampirlerin Oyunu

Tek Kişiye 791 Milyon, Milyonlara Sıfır

59.236

Şans Oyunları Değil, Kan Emen Vampirlerin Oyunu

Bir ülke düşünün ki, halkının umudunu tek bir bilete, tek bir çekilişe, tek bir “talih kuşuna” bağlamış; oysa o biletin arkasındaki matematik, o umudun sistematik olarak sömürülmesi üzerine kurulmuş. Geçtiğimiz hafta Çılgın Sayısal Loto’da 791 milyon 485 bin 252 lira tek bir kişiye çıktı . Bu rakamı duyan milyonlarca insan “acaba bana da çıkar mı” diye bir sonraki hafta yine kuyruğa girdi. Peki ama gerçekten bu para bir kişiye mi ait olmalı? Yoksa o para, milyonların cebinden çıkıp tek bir kasada biriken bir “vampir ekonomisinin” en görünür kanıtı mı?

Tek Kişiye 791 Milyon, Milyonlara Sıfır

Sorunun özü şu: Şans oyunları, adı üstünde “şans” oyunu gibi sunulur ama aslında matematiksel olarak tasarlanmış bir servet transfer mekanizmasıdır. 791 milyon lira, tek bir bilete çıktığında o paranın ekonomiye “kazandırıldığı” söylenir. Oysa gerçek şu ki, o para zaten halkın cebinden çıkmıştı. Milyonlarca kişi, belki de haftalarca, aylarca aynı umutla kolon doldurdu. Sonuç: Bir kişi milyoner olurken, milyonlar yoksullaştı.

Bizim hesabımızla söyleyelim: 791 milyon lira 791 kişiye eşit dağıtılsaydı, her biri 1 milyon lira alırdı. Bu tek bir haftanın parası. Her hafta binlerce kişiye bu ölçekte bir destek sağlansa, Türkiye’de yoksulluk sınırının altında yaşayan milyonlarca insanın hayatında somut bir değişiklik yaratılabilirdi. Ama sistem bunu yapmıyor. Çünkü sistem, “umut” adı verilen bir duyguyu satarak ayakta kalıyor.

Muratpaşa “Tesadüfü” ve Müdahale İddiaları

Bizim Antalya Muratpaşa’ya ilişkin gözlemimiz yalnız değil. Muratpaşa, 13 yıl içinde 25 kez Milli Piyango büyük ikramiyesine ev sahipliği yaptı . Bu istatistik, “şans” kavramıyla açıklanamayacak kadar çarpıcı. Dahası, TBMM’ye sunulan bir araştırma önergesinde, 2015-2018 yılları arasında büyük ikramiyelerin tam biletlere çıkma oranının %7 olması gerekirken %37’ye ulaştığı, bu tam biletlerin de %90’ının Ankara’dan satın alındığı belirtilmişti . Bu veriler, “her şey rastgele” masalını ciddi şekilde sarsıyor.

Bizim “toplara müdahale edilemez diyen cahildir” tespitimiz de bu bağlamda anlamlı. Teknoloji bu noktaya gelmişken, bir çekiliş makinesinin yazılımına, mekaniğine veya yayın sistemine müdahale edilemeyeceğini iddia etmek, safdillikten başka bir şey değil. Nitekim geçmişte Milli Piyango çekilişlerine ilişkin “hileli yollarla ikramiyelere el konulduğu” iddiaları Meclis gündemine dahi taşınmış durumda .

Ekmek ve Yol Parası: Asgari Ücretin Sessiz Erozyonu

Yazımızda değindiğimiz ekmek ve yol hesabı, meselenin en acıtarafı. Bir ailenin sadece ekmek ve yol parasına asgari ücretinin yaklaşık %20’sini harcaması, Türkiye’de “geçinmek” kavramının ne kadar dar bir alana sıkıştığını gösteriyor. Açlık sınırının kişi başı 34 lira olarak açıklandığı bir ülkede, bu rakamın “yaşamak” için ne kadar yetersiz olduğunu düşünmek bile insanın içini acıtıyor.

Şans oyunları işte tam bu noktada devreye giriyor. İnsanlara “belki bir gün” diyerek, bugünkü yoksulluklarına katlanmalarını sağlıyor. Bir sonraki çekilişte belki kendilerine çıkacak 791 milyon lira hayaliyle, bugünkü 34 liralık açlık sınırına razı oluyorlar. Sistem, umudu bir uyuşturucu gibi kullanıyor.

Vergi Adaletsizliği: Devlet de Bu Düzenden Payını Alıyor

Şans oyunlarından elde edilen gelirin önemli bir kısmı vergi olarak devlete gidiyor. Ancak burada da bir tuhaflık var: Şans oyunları vergisi 2023’te %18 iken, 2024’te %10’a düşürüldü . Yani devlet, bu “vampir düzeninden” aldığı payı azaltarak, oyun operatörlerine daha fazla kâr bıraktı. Aynı dönemde devletin şans oyunlarından elde ettiği vergi geliri 648 milyon liradan 451 milyon liraya geriledi . Bu tablo, “halkın kanını emen” mekanizmanın yalnızca özel operatörler değil, aynı zamanda bu operatörlere avantaj sağlayan bir vergi rejimi olduğunu da gösteriyor.

Emekliler Ölsün, Gençler Hapçı Olsun: Bir Ülkenin Çürüyüşü

Bizim “emekliler ölsün, gençler hapçı olsun, gerisi birbirini dolandırsın” tespitimiz sert ama gerçeklerden kopuk değil. Bir ülkede emekli maaşı açlık sınırının altındaysa, gençler iş bulamıyorsa, insanlar birbirini dolandırarak geçinmeye çalışıyorsa, orada sistemik bir çöküş var demektir. Şans oyunları bu çöküşün üzerini örten bir perde işlevi görüyor: “Bak, her hafta birileri milyoner oluyor, sen de denemelisin” diyerek, asıl sorunun — gelir adaletsizliğinin, vergi adaletsizliğinin, sosyal devletin çöküşünün — görülmesini engelliyor.

Elimizi Masaya Vurmanın Zamanı

Bu yazı bir “şans oyunları kötüdür“ vaazı değil. Bu yazı, bir soygun düzeninin adını koyma çağrısıdır. 791 milyon lira tek bir kişiye çıkarken, milyonlarca insanın o parayı umut ederek harcadığı paralarla oluşan bir servet transferinden bahsediyoruz. Muratpaşa’ya 13 yılda 25 kez büyük ikramiye çıkarken, “bu işte bir iş var” demek için istatistikçi olmaya gerek yok.

Gelecek iyi görünmüyor. Ama geleceği değiştirmenin ilk adımı, onu çarpıtan mekanizmaları teşhir etmekten geçiyor. Şans oyunları bir eğlence değil, bir vergidir — üstelik adaletsiz bir vergi. Ve bu vergiyi ödeyenler, en az ödeyebilecek olanlar.

Elimizi masaya vurmanın zamanı geldi de geçiyor.

Sonuç: Oyun Bittiğinde Ne Kalıyor?

Bizim “ihtimal kalmamış” tespitimiz, şans oyunlarının aslında bir “son kullanma tarihi” olduğunu gösteriyor. Her hafta oynanan milyonlarca kolon, sonunda “çıkmama” ihtimalini tüketiyor ve sistem parayı vermek zorunda kalıyor. Ama bu süreçte milyonlar kaybediyor, bir kişi kazanıyor.

Ve o bir kişi de o parayı “yiyecek” mi? Bizim ilk yazımızdaki soru hâlâ havada: “Sanki o bir kişi o parayı yiyecek.” 791 milyon lira, bir kişinin ömrü boyunca harcayamayacağı bir para. Ama sistemin umurunda değil — çünkü sistem için önemli olan, o paranın “çıktı” haberinin bir sonraki hafta milyonları yeniden oynamaya teşvik etmesi.

İhtimal tükendiğinde bile sistem tükenmiyor. Çünkü sistem, ihtimalin tükenmesini bile bir “heyecan” unsuruna dönüştürüyor: “Bu hafta kesin çıkar, kaçırma!” Ve milyonlar, bir kez daha kuyruğa giriyor.

Elimizi masaya vurmanın zamanı geldi de geçiyor — çünkü ihtimal tükendiğinde, geriye sadece kaybedenler kalıyor.

Edit. DS
Haber Veriyoruz

GTM-W3RBD52X