Tarihe geçen bir adaletsizlik daha…

Hiç olmazsa düşüncelerde adaleti sağlayın.

Bugün size bariz ülkemiz de adalet olmadığını ve adaletin tecelli etmediğinden bahsedeceğim ki…

Bunu tarihe; benim gibi insanların Adaletsizliklere Uğrayanların Listesi‘nde adım geçsin diyerek yazıyorum. Çünkü biliyorum ki milyarlarca insanın hakkına ve hukukuna tecavüz eden bir ‘Düzen’ dünyaya hakim olmuştur. Bu da gizli küreselleşmenin yıllar önce başladığını ve şimdi resmileştiğini göstermektedir.

Ben diğer vatandaşlar gibi sizlere her zaman olduğu gibi isim ve tarih vermeyeceğim. Çünkü bir anlam ifadesi olmadığı gibi kayıtlara geçmiş ancak bu kayıtlar yok edilmiştir. (Bir zaman dünyada dönen adaletsizlikleri teknoloji size sunacaktır.)

  • Sürekli geçmişi anlatarak bizlere bir takım bilgileri sunanlar (tabi bir kısmı hariç) aslında bizim geleceğimizi çalanlardır. İnsanlığın ve var olmanın geleceği…

Önce şunu anlamanız gerek bilgi hayatı okumaktır. Size verilen bilgi başkaları tarafından oluşturulmuş bilgilerdir. Başkaları tarafından öğrenmiş olduğunuz bilgilerin tamamının gerçek olduğunu asla ispat edemezsiniz. Onun için gerçek bilgi düşünmeye başladığın sürece hayatı okumak ve yargılamak, gerçek bilgidir.

Şimdi ben düşünen bir insan olarak ki her zaman şüphe ile bakar ve yargılarım. Buna ne zaman sahip oldum dersiniz, insanları insan yerine koyduğumda uğradığım ihanetler sonucunda kendi kendime dedim ki ne oluyor… İşte o zamandan beri duyarsızlığımı bir köşeye atarak yargılamaya başladım. Ve gerçekler gözümün önüne bir film şeridi gibi gelmeye başladı.

  • Peki ben ne yaptım sadece yazdım. Neden yazdım, paylaşmak için insanları bilgilendirmek onları uyandırmak ve onları uyarmak için. Ancak insanların bakış açısı ve saplantıları o kadar basit ve o kadar korkunç ki bu yazıları algılamadılar. Algılayanlar ise çok basit dediler. Basit diyenlerin hayatına şöyle bir göz attım da bende onların ne kadar basit olduğunu gördüm.

Ve öyle bir yazdım ki konu derin ancak cümleler kısa ve basit, herkesin anlaması ve o cümle hakkında düşünmesi gerekiyordu…

Neyse zaman bu düşünceleri bir kitap haline getirdi. Tabi burada konuyu bir hikaye anlatır gibi anlatmayacağım hem yazı uzamasın hem de okumaktan vazgeçmeyin.

Bendeniz piyasaya düşen kitabım ile ilgili davalar açtım. Dava açtığım yayın evleri ve kitabımı satan yerler ile hiç bir anlaşmam ve diyaloğum olmadığı halde (bir tanesi hariç) kitabımı satmaya çalıştılar ve  sitelerine koydular. Benden onlardan belli bir miktar (10 binTL) talep ettim. Çünkü hayatım boyuncu yaptığım küçük hatalar ile beni çok cezalandıranlar oldu. Çok fazla maddi zarara uğratıldım. Emeğim çalındı. Düşüncelerimin çalınmasına izin veremezdim.

Komik olan ise kitabımı bir kaç yerden sipariş ettik ve faturaları ile birlikte geldi. (5 farklı kitabımı satan yer).

Dava sonucu ve akıbetini size kısaca özetleyeyim. Bu arada 17 tane kitabımı satan yere dava açmıştım. 6 tanesinden ‘Koğuşturmaya yer yok’ kararı çıktı. Bunlara itiraz etmeme rağmen akıbetlerinin ne olduğuna dair hiç bir bilgi yoktur.

Sadece bir davaya katılabildim bunun içinde İstanbul’a gitmek zorunda kaldım. Orada da ne olduğunu anlamadan dava bitti. Detaylara girmiyorum çünkü komik ve acı vericidir.

Diğer bir tanesine ise Ara Bulucu tayini etti. Ara bulucu büroma kadar geldi ne hikmetse. Büyük bir ihtimalle sistemin adamı olduğu beni görmek istemesi ‘Kim bu adam hakkını arıyor da dava açıyor‘ diyerekten…

Geriye kalan 9 dava sonucunun ne olduğunu bilemiyorum. Bunların 5 tanesinde delil olmasına rağmen. Davaları açalı yaklaşık 6 yıl oldu.

İşin komik yanı bu davalar e-devlet sayfama geçmemiş. Bunu da açıklayamadılar. Neymiş efendim ‘Koğuşturmaya yer yok’ sonucu çıkan davalar e-devlete geçmiyormuş.

Sizce Düzen kendi kendini ihbar eder mi?

Kitabım için yaklaşık 20 bin TL harcadım. Ve bunu kazanmak için 6 yıl boyuncu günde 14 saat çalıştım.

Ve kitaplarımın akıbetini bilemiyor. Siz benim yerimde olsanız bu ülke de Adalet var ve tecelli ediyor diyebilir misiniz…Bu yazıyı neden yazdım biliyor musunuz? Detaylara girmedim…Detaylar daha çok üzücü ve düşündürücüdür. Bu olayın bilinmesi gerek. Hiç olmazsa düşüncelere ve fikirlere saygı gösterilsin.

Saygılar,