0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
Neden ‘Yapay Et ve Yapay Besin Ürünleri’ Geçmiyor?
20 Mayıs 2026 tarihli ve 33259 sayılı Resmî Gazete
Resmi Gazete’de Yayımlanan Yönetmelik ve Yaşanan Karmaşa
Tarım ve Orman Bakanlığı, 20 Mayıs 2026 tarihli ve 33259 sayılı Resmî Gazete’de “Türk Gıda Kodeksi Yeni Gıdalar Yönetmeliği” ile buna ilişkin uygulama tebliğini yayımladı. Yönetmelik, 31 Aralık 2025 tarihinden önce Türkiye’de yaygın olarak tüketilmeyen gıdaların piyasaya arz usul ve esaslarını düzenlemeyi amaçlıyor.
” Ancak yönetmelikte yer alan “hücre veya doku kültürlerinden elde edilen gıdalar” tanımı kamuoyunda büyük bir tartışma başlattı. Tanımın teknik dilinin ardına gizlenen bu ifade, “Acaba Türkiye’de yapay ete izin mi veriliyor?sorusunu gündeVatandaşın tepkisi gecikmedi. Sosyal medyada ve basında yönetmeliğin laboratuvar etinin önünü açtığı yorumları yapılırken, muhalefet kanadından da sert eleştiriler geldi. CHP Parti Meclisi Üyesi Erhan Adem, yönetmeliğin “kontrollü geçiş altyapısı” hazırladığını savunarak, terminoloji oyununa dikkat çekti.me taşıdı.
Ortaya çıkan tablo üzerine Ta
Bakanlığın Açıklaması: Geç Gelen Bir ‘Savunma’
rım ve Orman Bakanlığı, yönetmeliğin yayımlandığı tarihten bir gün sonra, 21 Mayıs 2026’da bir açıklama yapmak zorunda kaldı. Bakanlık, iddiaların aksine yönetmeliğin yapay et yasağını daha da güçlendirdiğini öne sürdü.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Düzenlemede yer alan ‘Bitkiler, mikroorganizmalar gibi organizmalardan elde edilen’ ifadesi, başvuru aşamasında hayvansal dokulardan elde edilebilecek hücre ve doku kültürlerinin başvurusuna izin vermemektedir. Bu sebeple, ‘Yapay et’ veya bunu çağrıştıracak ürünlere ilişkin başvuru yapılamaz.”
Bakanlık ayrıca, “Türkiye sınırları içinde yapay et üretimi ve tüketimi söz konusu değildir ve olmayacaktır” diyerek konuyu kapatmaya çalıştı.
Açıklamanın Yetersizliği: “Yasak” mı, “Yasal Boşluk” mu?Peki Bakanlığın bu açıklaması tartışmaları bitirmeye yetti mi? Eleştirmenlere göre kesinlikle hayır.
Sorun şu: Yönetmeliğin kendisinde “yapay et” veya “yapay besin” ibaresi geçmiyor. Bakanlığın yaptığı açıklama ise yönetmeliğin metninde olmayan bir yorumu içeriyor. Yani bir nevi “yönetmelikte yapay et yazmıyor ama biz yapay ete izin vermeyeceğiz” deniliyor.
Bu durum akla şu soruları getiriyor:
Yasal güvence nerede? Bir bakanlık açıklaması, Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmeliğin önüne geçebilir mi? İleride başka bir bakan veya bürokrat aynı yönetmeliğin maddelerini farklı yorumlayarak bu açıklamayı geçersiz kılamaz mı?
Neden doğrudan yasaklanmıyor? Eğer amaç gerçekten yapay et ve yapay besinleri Türkiye’ye sokmamaksa, neden “Yapay et ve yapay besin ürünlerinin üretimi, ithali ve tüketimi yasaktır” gibi açık ve net bir madde yönetmeliğe konulmuyor?
Kimse güvende değil: CHP’li Erhan Adem’in de belirttiği gibi, “Bu düzenleme fiilen, ‘yasaklama’ değil ‘kontrollü geçiş altyapısı’ anlamına gelmektedir.”
Sorun Terminolojide: ‘Hücre Kültürü’ ile ‘Yapay Et’ Aynı Şey mi?
Tartışmanın bir başka boyutu da terminolojik. Bilim dünyasında hücre kültürü yöntemiyle üretilen gıdalar doğrudan “yapay et” olarak tanımlanıyor. Dolayısıyla yönetmelikte “hücre veya doku kültürlerinden elde edilen gıdalar” ifadesinin yer alması, teknik olarak yapay etin tanımının mevzuata girmesi anlamına geliyor.
Bakanlığın “ama biz hayvansal kaynaklı olanları kastetmiyoruz” şeklindeki açıklaması ise kafa karışıklığını daha da artırıyor. Peki bitkisel hücre kültürü ile hayvansal hücre kültürü arasındaki farkı kim denetleyecek? Laboratuvarda üretilen bir ürünün kaynağı nasıl tespit edilecek?
Vatandaş Ne Diyor?
Sosyal medyada yönetmelikle ilgili yapılan yorumlarda vatandaşın tepkisi oldukça sert. Bir kullanıcı, “Bakan ‘Giremez, gündemimizde yok’ dedi; bürokrasi 9 gün sonra Resmi Gazete’de yapay etin yasal altyapısını ilan etti!” diyerek söylem ile eylem arasındaki çelişkiyi vurguladı.
Bir başka yorumda ise uluslararası bağlantı iddiaları gündeme getirildi:
“O lanet olası Bill Gates, Melinda Gates vakfı 2019’da bu bakanlığa sokulmayacaktı! Allah kahretsin bu lanet olası şeytan soyuyla iş tutanları.”
Tepkilerin şiddeti, konunun yalnızca hukuki değil, aynı zamanda kültürel ve dini hassasiyetlerle de doğrudan ilgili olduğunu gösteriyor.
Eleştirel Değerlendirme: Neden Doğrudan ‘Yapay Et ve Yapay Besin’ Denmiyor?
Tüm bu yaşananlar ışığında sorulması gereken asıl soru şu: Resmî bir genelge veya yönetmelik neden doğrudan “yapay et ve yapay besin maddeleri yasaktır” demiyor?
Bunun birkaç olası nedeni olabilir:
Uluslararası yükümlülükler: Türkiye’nin taraf olduğu bazı uluslararası ticaret anlaşmaları, doğrudan “yapay et” gibi spesifik bir ürün grubunu yasaklamayı zorlaştırıyor olabilir.
Geleceğe dönük esneklik: Mevcut yönetmelik, teknolojinin ilerlemesi durumunda ileride “alternatif protein kaynakları”na kapı aralıyor olabilir. “Yasak” demek yerine “şartlı izin” mekanizması kurmak, stratejik bir tercih olabilir.
Toplumsal tepkiyi yönetme: Doğrudan “yapay ete izin veriyoruz” denilmesi durumunda oluşacak tepkiden çekiniliyor olabilir. Bu nedenle teknik terimlerin arkasına sığınılıyor.
Ancak tüm bu ihtimaller bir gerçeği değiştirmiyor: Kamuoyunda bu kadar büyük bir endişe ve tepki varken, hükümetin ve bakanlığın en doğru adımı, yönetmeliği derhal geri çekerek veya açık bir yasaklama maddesi ekleyerek konuyu netleştirmesi olacaktır.
Bir bakanlık açıklaması ile yetinmek, vatandaşın kaygılarını gidermekten çok uzaktır.
Sonuç: Yaşananlar ‘Şeffaflık Krizi’dir
Yaşanan süreç, Türkiye’deki karar alma mekanizmalarının şeffaflık sorununu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kamuyu doğrudan ilgilendiren, milyonların sağlığını ve kültürel değerlerini etkileyebilecek bir düzenleme, “anlaşılmayan bir dille” yazılmış, ortaya çıkan tepkiler üzerine ise “savunmacı bir açıklama” ile geçiştirilmeye çalışılmıştır.
Halkın, “Yapay et ve yapay besin ürünleri yasak mı, değil mi?” sorusuna net bir cevap alma hakkı vardır. Bu cevap, bir bakanlık açıklamasının “güvencesiyle” değil, Resmî Gazete’de yayımlanmış, bağlayıcı, anlaşılır ve açık bir maddeyle verilmelidir.
Aksi takdirde yaşananlar, halk ile devlet arasındaki güven ilişkisini zedelemeye devam edecektir.
Kaynakça: Cumhuriyet, TRT Haber, DHA, Radikal, Gzt.com, Akdeniz Gerçek, Tarımdan Haber
Resmi Gazete’de Yayımlanan Yönetmelik ve Yaşanan Karmaşa
Tarım ve Orman Bakanlığı, 20 Mayıs 2026 tarihli ve 33259 sayılı Resmî Gazete’de “Türk Gıda Kodeksi Yeni Gıdalar Yönetmeliği” ile buna ilişkin uygulama tebliğini yayımladı. Yönetmelik, 31 Aralık 2025 tarihinden önce Türkiye’de yaygın olarak tüketilmeyen gıdaların piyasaya arz usul ve esaslarını düzenlemeyi amaçlıyor.
” Ancak yönetmelikte yer alan “hücre veya doku kültürlerinden elde edilen gıdalar” tanımı kamuoyunda büyük bir tartışma başlattı. Tanımın teknik dilinin ardına gizlenen bu ifade, “Acaba Türkiye’de yapay ete izin mi veriliyor?sorusunu gündeVatandaşın tepkisi gecikmedi. Sosyal medyada ve basında yönetmeliğin laboratuvar etinin önünü açtığı yorumları yapılırken, muhalefet kanadından da sert eleştiriler geldi. CHP Parti Meclisi Üyesi Erhan Adem, yönetmeliğin “kontrollü geçiş altyapısı” hazırladığını savunarak, terminoloji oyununa dikkat çekti.me taşıdı.
Bakanlığın Açıklaması: Geç Gelen Bir ‘Savunma’
Ortaya çıkan tablo üzerine Tarım ve Orman Bakanlığı, yönetmeliğin yayımlandığı tarihten bir gün sonra, 21 Mayıs 2026’da bir açıklama yapmak zorunda kaldı. Bakanlık, iddiaların aksine yönetmeliğin yapay et yasağını daha da güçlendirdiğini öne sürdü.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Düzenlemede yer alan ‘Bitkiler, mikroorganizmalar gibi organizmalardan elde edilen’ ifadesi, başvuru aşamasında hayvansal dokulardan elde edilebilecek hücre ve doku kültürlerinin başvurusuna izin vermemektedir. Bu sebeple, ‘Yapay et’ veya bunu çağrıştıracak ürünlere ilişkin başvuru yapılamaz.”
Bakanlık ayrıca, “Türkiye sınırları içinde yapay et üretimi ve tüketimi söz konusu değildir ve olmayacaktır” diyerek konuyu kapatmaya çalıştı.
Açıklamanın Yetersizliği: “Yasak” mı, “Yasal Boşluk” mu?Peki Bakanlığın bu açıklaması tartışmaları bitirmeye yetti mi? Eleştirmenlere göre kesinlikle hayır.
Sorun şu: Yönetmeliğin kendisinde “yapay et” veya “yapay besin” ibaresi geçmiyor. Bakanlığın yaptığı açıklama ise yönetmeliğin metninde olmayan bir yorumu içeriyor. Yani bir nevi “yönetmelikte yapay et yazmıyor ama biz yapay ete izin vermeyeceğiz” deniliyor.
Bu durum akla şu soruları getiriyor:
Yasal güvence nerede? Bir bakanlık açıklaması, Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmeliğin önüne geçebilir mi? İleride başka bir bakan veya bürokrat aynı yönetmeliğin maddelerini farklı yorumlayarak bu açıklamayı geçersiz kılamaz mı?
Neden doğrudan yasaklanmıyor? Eğer amaç gerçekten yapay et ve yapay besinleri Türkiye’ye sokmamaksa, neden “Yapay et ve yapay besin ürünlerinin üretimi, ithali ve tüketimi yasaktır” gibi açık ve net bir madde yönetmeliğe konulmuyor?
Kimse güvende değil: CHP’li Erhan Adem’in de belirttiği gibi, “Bu düzenleme fiilen, ‘yasaklama’ değil ‘kontrollü geçiş altyapısı’ anlamına gelmektedir.”
Sorun Terminolojide: ‘Hücre Kültürü’ ile ‘Yapay Et’ Aynı Şey mi?
Tartışmanın bir başka boyutu da terminolojik. Bilim dünyasında hücre kültürü yöntemiyle üretilen gıdalar doğrudan “yapay et” olarak tanımlanıyor. Dolayısıyla yönetmelikte “hücre veya doku kültürlerinden elde edilen gıdalar” ifadesinin yer alması, teknik olarak yapay etin tanımının mevzuata girmesi anlamına geliyor.
Bakanlığın “ama biz hayvansal kaynaklı olanları kastetmiyoruz” şeklindeki açıklaması ise kafa karışıklığını daha da artırıyor. Peki bitkisel hücre kültürü ile hayvansal hücre kültürü arasındaki farkı kim denetleyecek? Laboratuvarda üretilen bir ürünün kaynağı nasıl tespit edilecek?
Vatandaş Ne Diyor?
Sosyal medyada yönetmelikle ilgili yapılan yorumlarda vatandaşın tepkisi oldukça sert. Bir kullanıcı, “Bakan ‘Giremez, gündemimizde yok’ dedi; bürokrasi 9 gün sonra Resmi Gazete’de yapay etin yasal altyapısını ilan etti!” diyerek söylem ile eylem arasındaki çelişkiyi vurguladı.
Bir başka yorumda ise uluslararası bağlantı iddiaları gündeme getirildi:
“O lanet olası Bill Gates, Melinda Gates vakfı 2019’da bu bakanlığa sokulmayacaktı! Allah kahretsin bu lanet olası şeytan soyuyla iş tutanları.”
Tepkilerin şiddeti, konunun yalnızca hukuki değil, aynı zamanda kültürel ve dini hassasiyetlerle de doğrudan ilgili olduğunu gösteriyor.
Eleştirel Değerlendirme: Neden Doğrudan ‘Yapay Et ve Yapay Besin’ Denmiyor?
Tüm bu yaşananlar ışığında sorulması gereken asıl soru şu: Resmî bir genelge veya yönetmelik neden doğrudan “yapay et ve yapay besin maddeleri yasaktır” demiyor?
Bunun birkaç olası nedeni olabilir:
Uluslararası yükümlülükler: Türkiye’nin taraf olduğu bazı uluslararası ticaret anlaşmaları, doğrudan “yapay et” gibi spesifik bir ürün grubunu yasaklamayı zorlaştırıyor olabilir.
Geleceğe dönük esneklik: Mevcut yönetmelik, teknolojinin ilerlemesi durumunda ileride “alternatif protein kaynakları”na kapı aralıyor olabilir. “Yasak” demek yerine “şartlı izin” mekanizması kurmak, stratejik bir tercih olabilir.
Toplumsal tepkiyi yönetme: Doğrudan “yapay ete izin veriyoruz” denilmesi durumunda oluşacak tepkiden çekiniliyor olabilir. Bu nedenle teknik terimlerin arkasına sığınılıyor.
Ancak tüm bu ihtimaller bir gerçeği değiştirmiyor: Kamuoyunda bu kadar büyük bir endişe ve tepki varken, hükümetin ve bakanlığın en doğru adımı, yönetmeliği derhal geri çekerek veya açık bir yasaklama maddesi ekleyerek konuyu netleştirmesi olacaktır.
Bir bakanlık açıklaması ile yetinmek, vatandaşın kaygılarını gidermekten çok uzaktır.
Sonuç: Yaşananlar ‘Şeffaflık Krizi’dir
Yaşanan süreç, Türkiye’deki karar alma mekanizmalarının şeffaflık sorununu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kamuyu doğrudan ilgilendiren, milyonların sağlığını ve kültürel değerlerini etkileyebilecek bir düzenleme, “anlaşılmayan bir dille” yazılmış, ortaya çıkan tepkiler üzerine ise “savunmacı bir açıklama” ile geçiştirilmeye çalışılmıştır.
Halkın, “Yapay et ve yapay besin ürünleri yasak mı, değil mi?” sorusuna net bir cevap alma hakkı vardır. Bu cevap, bir bakanlık açıklamasının “güvencesiyle” değil, Resmî Gazete’de yayımlanmış, bağlayıcı, anlaşılır ve açık bir maddeyle verilmelidir.
Aksi takdirde yaşananlar, halk ile devlet arasındaki güven ilişkisini zedelemeye devam edecektir.
Kaynakça: Cumhuriyet, TRT Haber, DHA, Radikal, Gzt.com, Akdeniz Gerçek, Tarımdan Haber
Resmi Gazete’de Yayımlanan Yönetmelik ve Yaşanan Karmaşa
Tarım ve Orman Bakanlığı, 20 Mayıs 2026 tarihli ve 33259 sayılı Resmî Gazete’de “Türk Gıda Kodeksi Yeni Gıdalar Yönetmeliği” ile buna ilişkin uygulama tebliğini yayımladı. Yönetmelik, 31 Aralık 2025 tarihinden önce Türkiye’de yaygın olarak tüketilmeyen gıdaların piyasaya arz usul ve esaslarını düzenlemeyi amaçlıyor.
” Ancak yönetmelikte yer alan “hücre veya doku kültürlerinden elde edilen gıdalar” tanımı kamuoyunda büyük bir tartışma başlattı. Tanımın teknik dilinin ardına gizlenen bu ifade, “Acaba Türkiye’de yapay ete izin mi veriliyor?sorusunu gündeVatandaşın tepkisi gecikmedi. Sosyal medyada ve basında yönetmeliğin laboratuvar etinin önünü açtığı yorumları yapılırken, muhalefet kanadından da sert eleştiriler geldi. CHP Parti Meclisi Üyesi Erhan Adem, yönetmeliğin “kontrollü geçiş altyapısı” hazırladığını savunarak, terminoloji oyununa dikkat çekti.me taşıdı.
Bakanlığın Açıklaması: Geç Gelen Bir ‘Savunma’
Ortaya çıkan tablo üzerine Tarım ve Orman Bakanlığı, yönetmeliğin yayımlandığı tarihten bir gün sonra, 21 Mayıs 2026’da bir açıklama yapmak zorunda kaldı. Bakanlık, iddiaların aksine yönetmeliğin yapay et yasağını daha da güçlendirdiğini öne sürdü.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Düzenlemede yer alan ‘Bitkiler, mikroorganizmalar gibi organizmalardan elde edilen’ ifadesi, başvuru aşamasında hayvansal dokulardan elde edilebilecek hücre ve doku kültürlerinin başvurusuna izin vermemektedir. Bu sebeple, ‘Yapay et’ veya bunu çağrıştıracak ürünlere ilişkin başvuru yapılamaz.”
Bakanlık ayrıca, “Türkiye sınırları içinde yapay et üretimi ve tüketimi söz konusu değildir ve olmayacaktır” diyerek konuyu kapatmaya çalıştı.
Açıklamanın Yetersizliği: “Yasak” mı, “Yasal Boşluk” mu?Peki Bakanlığın bu açıklaması tartışmaları bitirmeye yetti mi? Eleştirmenlere göre kesinlikle hayır.
Sorun şu: Yönetmeliğin kendisinde “yapay et” veya “yapay besin” ibaresi geçmiyor. Bakanlığın yaptığı açıklama ise yönetmeliğin metninde olmayan bir yorumu içeriyor. Yani bir nevi “yönetmelikte yapay et yazmıyor ama biz yapay ete izin vermeyeceğiz” deniliyor.
Bu durum akla şu soruları getiriyor:
Yasal güvence nerede? Bir bakanlık açıklaması, Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmeliğin önüne geçebilir mi? İleride başka bir bakan veya bürokrat aynı yönetmeliğin maddelerini farklı yorumlayarak bu açıklamayı geçersiz kılamaz mı?
Neden doğrudan yasaklanmıyor? Eğer amaç gerçekten yapay et ve yapay besinleri Türkiye’ye sokmamaksa, neden “Yapay et ve yapay besin ürünlerinin üretimi, ithali ve tüketimi yasaktır” gibi açık ve net bir madde yönetmeliğe konulmuyor?
Kimse güvende değil: CHP’li Erhan Adem’in de belirttiği gibi, “Bu düzenleme fiilen, ‘yasaklama’ değil ‘kontrollü geçiş altyapısı’ anlamına gelmektedir.”
Sorun Terminolojide: ‘Hücre Kültürü’ ile ‘Yapay Et’ Aynı Şey mi?
Tartışmanın bir başka boyutu da terminolojik. Bilim dünyasında hücre kültürü yöntemiyle üretilen gıdalar doğrudan “yapay et” olarak tanımlanıyor. Dolayısıyla yönetmelikte “hücre veya doku kültürlerinden elde edilen gıdalar” ifadesinin yer alması, teknik olarak yapay etin tanımının mevzuata girmesi anlamına geliyor.
Bakanlığın “ama biz hayvansal kaynaklı olanları kastetmiyoruz” şeklindeki açıklaması ise kafa karışıklığını daha da artırıyor. Peki bitkisel hücre kültürü ile hayvansal hücre kültürü arasındaki farkı kim denetleyecek? Laboratuvarda üretilen bir ürünün kaynağı nasıl tespit edilecek?
Vatandaş Ne Diyor?
Sosyal medyada yönetmelikle ilgili yapılan yorumlarda vatandaşın tepkisi oldukça sert. Bir kullanıcı, “Bakan ‘Giremez, gündemimizde yok’ dedi; bürokrasi 9 gün sonra Resmi Gazete’de yapay etin yasal altyapısını ilan etti!” diyerek söylem ile eylem arasındaki çelişkiyi vurguladı.
Bir başka yorumda ise uluslararası bağlantı iddiaları gündeme getirildi:
“O lanet olası Bill Gates, Melinda Gates vakfı 2019’da bu bakanlığa sokulmayacaktı! Allah kahretsin bu lanet olası şeytan soyuyla iş tutanları.”
Tepkilerin şiddeti, konunun yalnızca hukuki değil, aynı zamanda kültürel ve dini hassasiyetlerle de doğrudan ilgili olduğunu gösteriyor.
Eleştirel Değerlendirme: Neden Doğrudan ‘Yapay Et ve Yapay Besin’ Denmiyor?
Tüm bu yaşananlar ışığında sorulması gereken asıl soru şu: Resmî bir genelge veya yönetmelik neden doğrudan “yapay et ve yapay besin maddeleri yasaktır” demiyor?
Bunun birkaç olası nedeni olabilir:
Uluslararası yükümlülükler: Türkiye’nin taraf olduğu bazı uluslararası ticaret anlaşmaları, doğrudan “yapay et” gibi spesifik bir ürün grubunu yasaklamayı zorlaştırıyor olabilir.
Geleceğe dönük esneklik: Mevcut yönetmelik, teknolojinin ilerlemesi durumunda ileride “alternatif protein kaynakları”na kapı aralıyor olabilir. “Yasak” demek yerine “şartlı izin” mekanizması kurmak, stratejik bir tercih olabilir.
Toplumsal tepkiyi yönetme: Doğrudan “yapay ete izin veriyoruz” denilmesi durumunda oluşacak tepkiden çekiniliyor olabilir. Bu nedenle teknik terimlerin arkasına sığınılıyor.
Ancak tüm bu ihtimaller bir gerçeği değiştirmiyor: Kamuoyunda bu kadar büyük bir endişe ve tepki varken, hükümetin ve bakanlığın en doğru adımı, yönetmeliği derhal geri çekerek veya açık bir yasaklama maddesi ekleyerek konuyu netleştirmesi olacaktır.
Bir bakanlık açıklaması ile yetinmek, vatandaşın kaygılarını gidermekten çok uzaktır.
Sonuç: Yaşananlar ‘Şeffaflık Krizi’dir
Yaşanan süreç, Türkiye’deki karar alma mekanizmalarının şeffaflık sorununu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kamuyu doğrudan ilgilendiren, milyonların sağlığını ve kültürel değerlerini etkileyebilecek bir düzenleme, “anlaşılmayan bir dille” yazılmış, ortaya çıkan tepkiler üzerine ise “savunmacı bir açıklama” ile geçiştirilmeye çalışılmıştır.
Halkın, “Yapay et ve yapay besin ürünleri yasak mı, değil mi?” sorusuna net bir cevap alma hakkı vardır. Bu cevap, bir bakanlık açıklamasının “güvencesiyle” değil, Resmî Gazete’de yayımlanmış, bağlayıcı, anlaşılır ve açık bir maddeyle verilmelidir.
Aksi takdirde yaşananlar, halk ile devlet arasındaki güven ilişkisini zedelemeye devam edecektir.
Kaynakça: Cumhuriyet, TRT Haber, DHA, Radikal, Gzt.com, Akdeniz Gerçek, Tarımdan Haber
Resmi Gazete’de Yayımlanan Yönetmelik ve Yaşanan Karmaşa
Tarım ve Orman Bakanlığı, 20 Mayıs 2026 tarihli ve 33259 sayılı Resmî Gazete’de “Türk Gıda Kodeksi Yeni Gıdalar Yönetmeliği” ile buna ilişkin uygulama tebliğini yayımladı. Yönetmelik, 31 Aralık 2025 tarihinden önce Türkiye’de yaygın olarak tüketilmeyen gıdaların piyasaya arz usul ve esaslarını düzenlemeyi amaçlıyor.
” Ancak yönetmelikte yer alan “hücre veya doku kültürlerinden elde edilen gıdalar” tanımı kamuoyunda büyük bir tartışma başlattı. Tanımın teknik dilinin ardına gizlenen bu ifade, “Acaba Türkiye’de yapay ete izin mi veriliyor?sorusunu gündeVatandaşın tepkisi gecikmedi. Sosyal medyada ve basında yönetmeliğin laboratuvar etinin önünü açtığı yorumları yapılırken, muhalefet kanadından da sert eleştiriler geldi. CHP Parti Meclisi Üyesi Erhan Adem, yönetmeliğin “kontrollü geçiş altyapısı” hazırladığını savunarak, terminoloji oyununa dikkat çekti.me taşıdı.
Bakanlığın Açıklaması: Geç Gelen Bir ‘Savunma’
Ortaya çıkan tablo üzerine Tarım ve Orman Bakanlığı, yönetmeliğin yayımlandığı tarihten bir gün sonra, 21 Mayıs 2026’da bir açıklama yapmak zorunda kaldı. Bakanlık, iddiaların aksine yönetmeliğin yapay et yasağını daha da güçlendirdiğini öne sürdü.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Düzenlemede yer alan ‘Bitkiler, mikroorganizmalar gibi organizmalardan elde edilen’ ifadesi, başvuru aşamasında hayvansal dokulardan elde edilebilecek hücre ve doku kültürlerinin başvurusuna izin vermemektedir. Bu sebeple, ‘Yapay et’ veya bunu çağrıştıracak ürünlere ilişkin başvuru yapılamaz.”
Bakanlık ayrıca, “Türkiye sınırları içinde yapay et üretimi ve tüketimi söz konusu değildir ve olmayacaktır” diyerek konuyu kapatmaya çalıştı.
Açıklamanın Yetersizliği: “Yasak” mı, “Yasal Boşluk” mu?Peki Bakanlığın bu açıklaması tartışmaları bitirmeye yetti mi? Eleştirmenlere göre kesinlikle hayır.
Sorun şu: Yönetmeliğin kendisinde “yapay et” veya “yapay besin” ibaresi geçmiyor. Bakanlığın yaptığı açıklama ise yönetmeliğin metninde olmayan bir yorumu içeriyor. Yani bir nevi “yönetmelikte yapay et yazmıyor ama biz yapay ete izin vermeyeceğiz” deniliyor.
Bu durum akla şu soruları getiriyor:
Yasal güvence nerede? Bir bakanlık açıklaması, Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmeliğin önüne geçebilir mi? İleride başka bir bakan veya bürokrat aynı yönetmeliğin maddelerini farklı yorumlayarak bu açıklamayı geçersiz kılamaz mı?
Neden doğrudan yasaklanmıyor? Eğer amaç gerçekten yapay et ve yapay besinleri Türkiye’ye sokmamaksa, neden “Yapay et ve yapay besin ürünlerinin üretimi, ithali ve tüketimi yasaktır” gibi açık ve net bir madde yönetmeliğe konulmuyor?
Kimse güvende değil: CHP’li Erhan Adem’in de belirttiği gibi, “Bu düzenleme fiilen, ‘yasaklama’ değil ‘kontrollü geçiş altyapısı’ anlamına gelmektedir.”
Sorun Terminolojide: ‘Hücre Kültürü’ ile ‘Yapay Et’ Aynı Şey mi?
Tartışmanın bir başka boyutu da terminolojik. Bilim dünyasında hücre kültürü yöntemiyle üretilen gıdalar doğrudan “yapay et” olarak tanımlanıyor. Dolayısıyla yönetmelikte “hücre veya doku kültürlerinden elde edilen gıdalar” ifadesinin yer alması, teknik olarak yapay etin tanımının mevzuata girmesi anlamına geliyor.
Bakanlığın “ama biz hayvansal kaynaklı olanları kastetmiyoruz” şeklindeki açıklaması ise kafa karışıklığını daha da artırıyor. Peki bitkisel hücre kültürü ile hayvansal hücre kültürü arasındaki farkı kim denetleyecek? Laboratuvarda üretilen bir ürünün kaynağı nasıl tespit edilecek?
Vatandaş Ne Diyor?
Sosyal medyada yönetmelikle ilgili yapılan yorumlarda vatandaşın tepkisi oldukça sert. Bir kullanıcı, “Bakan ‘Giremez, gündemimizde yok’ dedi; bürokrasi 9 gün sonra Resmi Gazete’de yapay etin yasal altyapısını ilan etti!” diyerek söylem ile eylem arasındaki çelişkiyi vurguladı.
Bir başka yorumda ise uluslararası bağlantı iddiaları gündeme getirildi:
“O lanet olası Bill Gates, Melinda Gates vakfı 2019’da bu bakanlığa sokulmayacaktı! Allah kahretsin bu lanet olası şeytan soyuyla iş tutanları.”
Tepkilerin şiddeti, konunun yalnızca hukuki değil, aynı zamanda kültürel ve dini hassasiyetlerle de doğrudan ilgili olduğunu gösteriyor.
Eleştirel Değerlendirme: Neden Doğrudan ‘Yapay Et ve Yapay Besin’ Denmiyor?
Tüm bu yaşananlar ışığında sorulması gereken asıl soru şu: Resmî bir genelge veya yönetmelik neden doğrudan “yapay et ve yapay besin maddeleri yasaktır” demiyor?
Bunun birkaç olası nedeni olabilir:
Uluslararası yükümlülükler: Türkiye’nin taraf olduğu bazı uluslararası ticaret anlaşmaları, doğrudan “yapay et” gibi spesifik bir ürün grubunu yasaklamayı zorlaştırıyor olabilir.
Geleceğe dönük esneklik: Mevcut yönetmelik, teknolojinin ilerlemesi durumunda ileride “alternatif protein kaynakları”na kapı aralıyor olabilir. “Yasak” demek yerine “şartlı izin” mekanizması kurmak, stratejik bir tercih olabilir.
Toplumsal tepkiyi yönetme: Doğrudan “yapay ete izin veriyoruz” denilmesi durumunda oluşacak tepkiden çekiniliyor olabilir. Bu nedenle teknik terimlerin arkasına sığınılıyor.
Ancak tüm bu ihtimaller bir gerçeği değiştirmiyor: Kamuoyunda bu kadar büyük bir endişe ve tepki varken, hükümetin ve bakanlığın en doğru adımı, yönetmeliği derhal geri çekerek veya açık bir yasaklama maddesi ekleyerek konuyu netleştirmesi olacaktır.
Bir bakanlık açıklaması ile yetinmek, vatandaşın kaygılarını gidermekten çok uzaktır.
Sonuç: Yaşananlar ‘Şeffaflık Krizi’dir
Yaşanan süreç, Türkiye’deki karar alma mekanizmalarının şeffaflık sorununu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kamuyu doğrudan ilgilendiren, milyonların sağlığını ve kültürel değerlerini etkileyebilecek bir düzenleme, “anlaşılmayan bir dille” yazılmış, ortaya çıkan tepkiler üzerine ise “savunmacı bir açıklama” ile geçiştirilmeye çalışılmıştır.
Halkın, “Yapay et ve yapay besin ürünleri yasak mı, değil mi?” sorusuna net bir cevap alma hakkı vardır. Bu cevap, bir bakanlık açıklamasının “güvencesiyle” değil, Resmî Gazete’de yayımlanmış, bağlayıcı, anlaşılır ve açık bir maddeyle verilmelidir.
Aksi takdirde yaşananlar, halk ile devlet arasındaki güven ilişkisini zedelemeye devam edecektir.
Kaynakça: Cumhuriyet, TRT Haber, DHA, Radikal, Gzt.com, Akdeniz Gerçek, Tarımdan Haber
Resmi Gazete’de Yayımlanan Yönetmelik ve Yaşanan Karmaşa
Tarım ve Orman Bakanlığı, 20 Mayıs 2026 tarihli ve 33259 sayılı Resmî Gazete’de “Türk Gıda Kodeksi Yeni Gıdalar Yönetmeliği” ile buna ilişkin uygulama tebliğini yayımladı. Yönetmelik, 31 Aralık 2025 tarihinden önce Türkiye’de yaygın olarak tüketilmeyen gıdaların piyasaya arz usul ve esaslarını düzenlemeyi amaçlıyor.
” Ancak yönetmelikte yer alan “hücre veya doku kültürlerinden elde edilen gıdalar” tanımı kamuoyunda büyük bir tartışma başlattı. Tanımın teknik dilinin ardına gizlenen bu ifade, “Acaba Türkiye’de yapay ete izin mi veriliyor?sorusunu gündeVatandaşın tepkisi gecikmedi. Sosyal medyada ve basında yönetmeliğin laboratuvar etinin önünü açtığı yorumları yapılırken, muhalefet kanadından da sert eleştiriler geldi. CHP Parti Meclisi Üyesi Erhan Adem, yönetmeliğin “kontrollü geçiş altyapısı” hazırladığını savunarak, terminoloji oyununa dikkat çekti.me taşıdı.
Bakanlığın Açıklaması: Geç Gelen Bir ‘Savunma’
Ortaya çıkan tablo üzerine Tarım ve Orman Bakanlığı, yönetmeliğin yayımlandığı tarihten bir gün sonra, 21 Mayıs 2026’da bir açıklama yapmak zorunda kaldı. Bakanlık, iddiaların aksine yönetmeliğin yapay et yasağını daha da güçlendirdiğini öne sürdü.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Düzenlemede yer alan ‘Bitkiler, mikroorganizmalar gibi organizmalardan elde edilen’ ifadesi, başvuru aşamasında hayvansal dokulardan elde edilebilecek hücre ve doku kültürlerinin başvurusuna izin vermemektedir. Bu sebeple, ‘Yapay et’ veya bunu çağrıştıracak ürünlere ilişkin başvuru yapılamaz.”
Bakanlık ayrıca, “Türkiye sınırları içinde yapay et üretimi ve tüketimi söz konusu değildir ve olmayacaktır” diyerek konuyu kapatmaya çalıştı.
Açıklamanın Yetersizliği: “Yasak” mı, “Yasal Boşluk” mu?Peki Bakanlığın bu açıklaması tartışmaları bitirmeye yetti mi? Eleştirmenlere göre kesinlikle hayır.
Sorun şu: Yönetmeliğin kendisinde “yapay et” veya “yapay besin” ibaresi geçmiyor. Bakanlığın yaptığı açıklama ise yönetmeliğin metninde olmayan bir yorumu içeriyor. Yani bir nevi “yönetmelikte yapay et yazmıyor ama biz yapay ete izin vermeyeceğiz” deniliyor.
Bu durum akla şu soruları getiriyor:
Yasal güvence nerede? Bir bakanlık açıklaması, Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmeliğin önüne geçebilir mi? İleride başka bir bakan veya bürokrat aynı yönetmeliğin maddelerini farklı yorumlayarak bu açıklamayı geçersiz kılamaz mı?
Neden doğrudan yasaklanmıyor? Eğer amaç gerçekten yapay et ve yapay besinleri Türkiye’ye sokmamaksa, neden “Yapay et ve yapay besin ürünlerinin üretimi, ithali ve tüketimi yasaktır” gibi açık ve net bir madde yönetmeliğe konulmuyor?
Kimse güvende değil: CHP’li Erhan Adem’in de belirttiği gibi, “Bu düzenleme fiilen, ‘yasaklama’ değil ‘kontrollü geçiş altyapısı’ anlamına gelmektedir.”
Sorun Terminolojide: ‘Hücre Kültürü’ ile ‘Yapay Et’ Aynı Şey mi?
Tartışmanın bir başka boyutu da terminolojik. Bilim dünyasında hücre kültürü yöntemiyle üretilen gıdalar doğrudan “yapay et” olarak tanımlanıyor. Dolayısıyla yönetmelikte “hücre veya doku kültürlerinden elde edilen gıdalar” ifadesinin yer alması, teknik olarak yapay etin tanımının mevzuata girmesi anlamına geliyor.
Bakanlığın “ama biz hayvansal kaynaklı olanları kastetmiyoruz” şeklindeki açıklaması ise kafa karışıklığını daha da artırıyor. Peki bitkisel hücre kültürü ile hayvansal hücre kültürü arasındaki farkı kim denetleyecek? Laboratuvarda üretilen bir ürünün kaynağı nasıl tespit edilecek?
Vatandaş Ne Diyor?
Sosyal medyada yönetmelikle ilgili yapılan yorumlarda vatandaşın tepkisi oldukça sert. Bir kullanıcı, “Bakan ‘Giremez, gündemimizde yok’ dedi; bürokrasi 9 gün sonra Resmi Gazete’de yapay etin yasal altyapısını ilan etti!” diyerek söylem ile eylem arasındaki çelişkiyi vurguladı.
Bir başka yorumda ise uluslararası bağlantı iddiaları gündeme getirildi:
“O lanet olası Bill Gates, Melinda Gates vakfı 2019’da bu bakanlığa sokulmayacaktı! Allah kahretsin bu lanet olası şeytan soyuyla iş tutanları.”
Tepkilerin şiddeti, konunun yalnızca hukuki değil, aynı zamanda kültürel ve dini hassasiyetlerle de doğrudan ilgili olduğunu gösteriyor.
Eleştirel Değerlendirme: Neden Doğrudan ‘Yapay Et ve Yapay Besin’ Denmiyor?
Tüm bu yaşananlar ışığında sorulması gereken asıl soru şu: Resmî bir genelge veya yönetmelik neden doğrudan “yapay et ve yapay besin maddeleri yasaktır” demiyor?
Bunun birkaç olası nedeni olabilir:
Uluslararası yükümlülükler: Türkiye’nin taraf olduğu bazı uluslararası ticaret anlaşmaları, doğrudan “yapay et” gibi spesifik bir ürün grubunu yasaklamayı zorlaştırıyor olabilir.
Geleceğe dönük esneklik: Mevcut yönetmelik, teknolojinin ilerlemesi durumunda ileride “alternatif protein kaynakları”na kapı aralıyor olabilir. “Yasak” demek yerine “şartlı izin” mekanizması kurmak, stratejik bir tercih olabilir.
Toplumsal tepkiyi yönetme: Doğrudan “yapay ete izin veriyoruz” denilmesi durumunda oluşacak tepkiden çekiniliyor olabilir. Bu nedenle teknik terimlerin arkasına sığınılıyor.
Ancak tüm bu ihtimaller bir gerçeği değiştirmiyor: Kamuoyunda bu kadar büyük bir endişe ve tepki varken, hükümetin ve bakanlığın en doğru adımı, yönetmeliği derhal geri çekerek veya açık bir yasaklama maddesi ekleyerek konuyu netleştirmesi olacaktır.
Bir bakanlık açıklaması ile yetinmek, vatandaşın kaygılarını gidermekten çok uzaktır.
Sonuç: Yaşananlar ‘Şeffaflık Krizi’dir
Yaşanan süreç, Türkiye’deki karar alma mekanizmalarının şeffaflık sorununu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kamuyu doğrudan ilgilendiren, milyonların sağlığını ve kültürel değerlerini etkileyebilecek bir düzenleme, “anlaşılmayan bir dille” yazılmış, ortaya çıkan tepkiler üzerine ise “savunmacı bir açıklama” ile geçiştirilmeye çalışılmıştır.
Halkın, “Yapay et ve yapay besin ürünleri yasak mı, değil mi?” sorusuna net bir cevap alma hakkı vardır. Bu cevap, bir bakanlık açıklamasının “güvencesiyle” değil, Resmî Gazete’de yayımlanmış, bağlayıcı, anlaşılır ve açık bir maddeyle verilmelidir.
Aksi takdirde yaşananlar, halk ile devlet arasındaki güven ilişkisini zedelemeye devam edecektir.
Kaynakça: Cumhuriyet, TRT Haber, DHA, Radikal, Gzt.com, Akdeniz Gerçek, Tarımdan Haber
Resmi Gazete’de Yayımlanan Yönetmelik ve Yaşanan Karmaşa
Tarım ve Orman Bakanlığı, 20 Mayıs 2026 tarihli ve 33259 sayılı Resmî Gazete’de “Türk Gıda Kodeksi Yeni Gıdalar Yönetmeliği” ile buna ilişkin uygulama tebliğini yayımladı. Yönetmelik, 31 Aralık 2025 tarihinden önce Türkiye’de yaygın olarak tüketilmeyen gıdaların piyasaya arz usul ve esaslarını düzenlemeyi amaçlıyor.
” Ancak yönetmelikte yer alan “hücre veya doku kültürlerinden elde edilen gıdalar” tanımı kamuoyunda büyük bir tartışma başlattı. Tanımın teknik dilinin ardına gizlenen bu ifade, “Acaba Türkiye’de yapay ete izin mi veriliyor?sorusunu gündeVatandaşın tepkisi gecikmedi. Sosyal medyada ve basında yönetmeliğin laboratuvar etinin önünü açtığı yorumları yapılırken, muhalefet kanadından da sert eleştiriler geldi. CHP Parti Meclisi Üyesi Erhan Adem, yönetmeliğin “kontrollü geçiş altyapısı” hazırladığını savunarak, terminoloji oyununa dikkat çekti.me taşıdı.
Bakanlığın Açıklaması: Geç Gelen Bir ‘Savunma’
Ortaya çıkan tablo üzerine Tarım ve Orman Bakanlığı, yönetmeliğin yayımlandığı tarihten bir gün sonra, 21 Mayıs 2026’da bir açıklama yapmak zorunda kaldı. Bakanlık, iddiaların aksine yönetmeliğin yapay et yasağını daha da güçlendirdiğini öne sürdü.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Düzenlemede yer alan ‘Bitkiler, mikroorganizmalar gibi organizmalardan elde edilen’ ifadesi, başvuru aşamasında hayvansal dokulardan elde edilebilecek hücre ve doku kültürlerinin başvurusuna izin vermemektedir. Bu sebeple, ‘Yapay et’ veya bunu çağrıştıracak ürünlere ilişkin başvuru yapılamaz.”
Bakanlık ayrıca, “Türkiye sınırları içinde yapay et üretimi ve tüketimi söz konusu değildir ve olmayacaktır” diyerek konuyu kapatmaya çalıştı.
Açıklamanın Yetersizliği: “Yasak” mı, “Yasal Boşluk” mu?Peki Bakanlığın bu açıklaması tartışmaları bitirmeye yetti mi? Eleştirmenlere göre kesinlikle hayır.
Sorun şu: Yönetmeliğin kendisinde “yapay et” veya “yapay besin” ibaresi geçmiyor. Bakanlığın yaptığı açıklama ise yönetmeliğin metninde olmayan bir yorumu içeriyor. Yani bir nevi “yönetmelikte yapay et yazmıyor ama biz yapay ete izin vermeyeceğiz” deniliyor.
Bu durum akla şu soruları getiriyor:
Yasal güvence nerede? Bir bakanlık açıklaması, Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmeliğin önüne geçebilir mi? İleride başka bir bakan veya bürokrat aynı yönetmeliğin maddelerini farklı yorumlayarak bu açıklamayı geçersiz kılamaz mı?
Neden doğrudan yasaklanmıyor? Eğer amaç gerçekten yapay et ve yapay besinleri Türkiye’ye sokmamaksa, neden “Yapay et ve yapay besin ürünlerinin üretimi, ithali ve tüketimi yasaktır” gibi açık ve net bir madde yönetmeliğe konulmuyor?
Kimse güvende değil: CHP’li Erhan Adem’in de belirttiği gibi, “Bu düzenleme fiilen, ‘yasaklama’ değil ‘kontrollü geçiş altyapısı’ anlamına gelmektedir.”
Sorun Terminolojide: ‘Hücre Kültürü’ ile ‘Yapay Et’ Aynı Şey mi?
Tartışmanın bir başka boyutu da terminolojik. Bilim dünyasında hücre kültürü yöntemiyle üretilen gıdalar doğrudan “yapay et” olarak tanımlanıyor. Dolayısıyla yönetmelikte “hücre veya doku kültürlerinden elde edilen gıdalar” ifadesinin yer alması, teknik olarak yapay etin tanımının mevzuata girmesi anlamına geliyor.
Bakanlığın “ama biz hayvansal kaynaklı olanları kastetmiyoruz” şeklindeki açıklaması ise kafa karışıklığını daha da artırıyor. Peki bitkisel hücre kültürü ile hayvansal hücre kültürü arasındaki farkı kim denetleyecek? Laboratuvarda üretilen bir ürünün kaynağı nasıl tespit edilecek?
Vatandaş Ne Diyor?
Sosyal medyada yönetmelikle ilgili yapılan yorumlarda vatandaşın tepkisi oldukça sert. Bir kullanıcı, “Bakan ‘Giremez, gündemimizde yok’ dedi; bürokrasi 9 gün sonra Resmi Gazete’de yapay etin yasal altyapısını ilan etti!” diyerek söylem ile eylem arasındaki çelişkiyi vurguladı.
Bir başka yorumda ise uluslararası bağlantı iddiaları gündeme getirildi:
“O lanet olası Bill Gates, Melinda Gates vakfı 2019’da bu bakanlığa sokulmayacaktı! Allah kahretsin bu lanet olası şeytan soyuyla iş tutanları.”
Tepkilerin şiddeti, konunun yalnızca hukuki değil, aynı zamanda kültürel ve dini hassasiyetlerle de doğrudan ilgili olduğunu gösteriyor.
Eleştirel Değerlendirme: Neden Doğrudan ‘Yapay Et ve Yapay Besin’ Denmiyor?
Tüm bu yaşananlar ışığında sorulması gereken asıl soru şu: Resmî bir genelge veya yönetmelik neden doğrudan “yapay et ve yapay besin maddeleri yasaktır” demiyor?
Bunun birkaç olası nedeni olabilir:
Uluslararası yükümlülükler: Türkiye’nin taraf olduğu bazı uluslararası ticaret anlaşmaları, doğrudan “yapay et” gibi spesifik bir ürün grubunu yasaklamayı zorlaştırıyor olabilir.
Geleceğe dönük esneklik: Mevcut yönetmelik, teknolojinin ilerlemesi durumunda ileride “alternatif protein kaynakları”na kapı aralıyor olabilir. “Yasak” demek yerine “şartlı izin” mekanizması kurmak, stratejik bir tercih olabilir.
Toplumsal tepkiyi yönetme: Doğrudan “yapay ete izin veriyoruz” denilmesi durumunda oluşacak tepkiden çekiniliyor olabilir. Bu nedenle teknik terimlerin arkasına sığınılıyor.
Ancak tüm bu ihtimaller bir gerçeği değiştirmiyor: Kamuoyunda bu kadar büyük bir endişe ve tepki varken, hükümetin ve bakanlığın en doğru adımı, yönetmeliği derhal geri çekerek veya açık bir yasaklama maddesi ekleyerek konuyu netleştirmesi olacaktır.
Bir bakanlık açıklaması ile yetinmek, vatandaşın kaygılarını gidermekten çok uzaktır.
Sonuç: Yaşananlar ‘Şeffaflık Krizi’dir
Yaşanan süreç, Türkiye’deki karar alma mekanizmalarının şeffaflık sorununu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kamuyu doğrudan ilgilendiren, milyonların sağlığını ve kültürel değerlerini etkileyebilecek bir düzenleme, “anlaşılmayan bir dille” yazılmış, ortaya çıkan tepkiler üzerine ise “savunmacı bir açıklama” ile geçiştirilmeye çalışılmıştır.
Halkın, “Yapay et ve yapay besin ürünleri yasak mı, değil mi?” sorusuna net bir cevap alma hakkı vardır. Bu cevap, bir bakanlık açıklamasının “güvencesiyle” değil, Resmî Gazete’de yayımlanmış, bağlayıcı, anlaşılır ve açık bir maddeyle verilmelidir.
Aksi takdirde yaşananlar, halk ile devlet arasındaki güven ilişkisini zedelemeye devam edecektir.
Kaynakça: Cumhuriyet, TRT Haber, DHA, Radikal, Gzt.com, Akdeniz Gerçek, Tarımdan Haber
Resmi Gazete’de Yayımlanan Yönetmelik ve Yaşanan Karmaşa
Tarım ve Orman Bakanlığı, 20 Mayıs 2026 tarihli ve 33259 sayılı Resmî Gazete’de “Türk Gıda Kodeksi Yeni Gıdalar Yönetmeliği” ile buna ilişkin uygulama tebliğini yayımladı. Yönetmelik, 31 Aralık 2025 tarihinden önce Türkiye’de yaygın olarak tüketilmeyen gıdaların piyasaya arz usul ve esaslarını düzenlemeyi amaçlıyor.
” Ancak yönetmelikte yer alan “hücre veya doku kültürlerinden elde edilen gıdalar” tanımı kamuoyunda büyük bir tartışma başlattı. Tanımın teknik dilinin ardına gizlenen bu ifade, “Acaba Türkiye’de yapay ete izin mi veriliyor?sorusunu gündeVatandaşın tepkisi gecikmedi. Sosyal medyada ve basında yönetmeliğin laboratuvar etinin önünü açtığı yorumları yapılırken, muhalefet kanadından da sert eleştiriler geldi. CHP Parti Meclisi Üyesi Erhan Adem, yönetmeliğin “kontrollü geçiş altyapısı” hazırladığını savunarak, terminoloji oyununa dikkat çekti.me taşıdı.
Bakanlığın Açıklaması: Geç Gelen Bir ‘Savunma’
Ortaya çıkan tablo üzerine Tarım ve Orman Bakanlığı, yönetmeliğin yayımlandığı tarihten bir gün sonra, 21 Mayıs 2026’da bir açıklama yapmak zorunda kaldı. Bakanlık, iddiaların aksine yönetmeliğin yapay et yasağını daha da güçlendirdiğini öne sürdü.
Açıklamada şu ifadeler kullanıldı:
“Düzenlemede yer alan ‘Bitkiler, mikroorganizmalar gibi organizmalardan elde edilen’ ifadesi, başvuru aşamasında hayvansal dokulardan elde edilebilecek hücre ve doku kültürlerinin başvurusuna izin vermemektedir. Bu sebeple, ‘Yapay et’ veya bunu çağrıştıracak ürünlere ilişkin başvuru yapılamaz.”
Bakanlık ayrıca, “Türkiye sınırları içinde yapay et üretimi ve tüketimi söz konusu değildir ve olmayacaktır” diyerek konuyu kapatmaya çalıştı.
Açıklamanın Yetersizliği: “Yasak” mı, “Yasal Boşluk” mu?Peki Bakanlığın bu açıklaması tartışmaları bitirmeye yetti mi? Eleştirmenlere göre kesinlikle hayır.
Sorun şu: Yönetmeliğin kendisinde “yapay et” veya “yapay besin” ibaresi geçmiyor. Bakanlığın yaptığı açıklama ise yönetmeliğin metninde olmayan bir yorumu içeriyor. Yani bir nevi “yönetmelikte yapay et yazmıyor ama biz yapay ete izin vermeyeceğiz” deniliyor.
Bu durum akla şu soruları getiriyor:
Yasal güvence nerede? Bir bakanlık açıklaması, Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmeliğin önüne geçebilir mi? İleride başka bir bakan veya bürokrat aynı yönetmeliğin maddelerini farklı yorumlayarak bu açıklamayı geçersiz kılamaz mı?
Neden doğrudan yasaklanmıyor? Eğer amaç gerçekten yapay et ve yapay besinleri Türkiye’ye sokmamaksa, neden “Yapay et ve yapay besin ürünlerinin üretimi, ithali ve tüketimi yasaktır” gibi açık ve net bir madde yönetmeliğe konulmuyor?
Kimse güvende değil: CHP’li Erhan Adem’in de belirttiği gibi, “Bu düzenleme fiilen, ‘yasaklama’ değil ‘kontrollü geçiş altyapısı’ anlamına gelmektedir.”
Sorun Terminolojide: ‘Hücre Kültürü’ ile ‘Yapay Et’ Aynı Şey mi?
Tartışmanın bir başka boyutu da terminolojik. Bilim dünyasında hücre kültürü yöntemiyle üretilen gıdalar doğrudan “yapay et” olarak tanımlanıyor. Dolayısıyla yönetmelikte “hücre veya doku kültürlerinden elde edilen gıdalar” ifadesinin yer alması, teknik olarak yapay etin tanımının mevzuata girmesi anlamına geliyor.
Bakanlığın “ama biz hayvansal kaynaklı olanları kastetmiyoruz” şeklindeki açıklaması ise kafa karışıklığını daha da artırıyor. Peki bitkisel hücre kültürü ile hayvansal hücre kültürü arasındaki farkı kim denetleyecek? Laboratuvarda üretilen bir ürünün kaynağı nasıl tespit edilecek?
Vatandaş Ne Diyor?
Sosyal medyada yönetmelikle ilgili yapılan yorumlarda vatandaşın tepkisi oldukça sert. Bir kullanıcı, “Bakan ‘Giremez, gündemimizde yok’ dedi; bürokrasi 9 gün sonra Resmi Gazete’de yapay etin yasal altyapısını ilan etti!” diyerek söylem ile eylem arasındaki çelişkiyi vurguladı.
Bir başka yorumda ise uluslararası bağlantı iddiaları gündeme getirildi:
“O lanet olası Bill Gates, Melinda Gates vakfı 2019’da bu bakanlığa sokulmayacaktı! Allah kahretsin bu lanet olası şeytan soyuyla iş tutanları.”
Tepkilerin şiddeti, konunun yalnızca hukuki değil, aynı zamanda kültürel ve dini hassasiyetlerle de doğrudan ilgili olduğunu gösteriyor.
Eleştirel Değerlendirme: Neden Doğrudan ‘Yapay Et ve Yapay Besin’ Denmiyor?
Tüm bu yaşananlar ışığında sorulması gereken asıl soru şu: Resmî bir genelge veya yönetmelik neden doğrudan “yapay et ve yapay besin maddeleri yasaktır” demiyor?
Bunun birkaç olası nedeni olabilir:
Uluslararası yükümlülükler: Türkiye’nin taraf olduğu bazı uluslararası ticaret anlaşmaları, doğrudan “yapay et” gibi spesifik bir ürün grubunu yasaklamayı zorlaştırıyor olabilir.
Geleceğe dönük esneklik: Mevcut yönetmelik, teknolojinin ilerlemesi durumunda ileride “alternatif protein kaynakları”na kapı aralıyor olabilir. “Yasak” demek yerine “şartlı izin” mekanizması kurmak, stratejik bir tercih olabilir.
Toplumsal tepkiyi yönetme: Doğrudan “yapay ete izin veriyoruz” denilmesi durumunda oluşacak tepkiden çekiniliyor olabilir. Bu nedenle teknik terimlerin arkasına sığınılıyor.
Ancak tüm bu ihtimaller bir gerçeği değiştirmiyor: Kamuoyunda bu kadar büyük bir endişe ve tepki varken, hükümetin ve bakanlığın en doğru adımı, yönetmeliği derhal geri çekerek veya açık bir yasaklama maddesi ekleyerek konuyu netleştirmesi olacaktır.
Bir bakanlık açıklaması ile yetinmek, vatandaşın kaygılarını gidermekten çok uzaktır.
Sonuç: Yaşananlar ‘Şeffaflık Krizi’dir
Yaşanan süreç, Türkiye’deki karar alma mekanizmalarının şeffaflık sorununu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kamuyu doğrudan ilgilendiren, milyonların sağlığını ve kültürel değerlerini etkileyebilecek bir düzenleme, “anlaşılmayan bir dille” yazılmış, ortaya çıkan tepkiler üzerine ise “savunmacı bir açıklama” ile geçiştirilmeye çalışılmıştır.
Halkın, “Yapay et ve yapay besin ürünleri yasak mı, değil mi?” sorusuna net bir cevap alma hakkı vardır. Bu cevap, bir bakanlık açıklamasının “güvencesiyle” değil, Resmî Gazete’de yayımlanmış, bağlayıcı, anlaşılır ve açık bir maddeyle verilmelidir.
Aksi takdirde yaşananlar, halk ile devlet arasındaki güven ilişkisini zedelemeye devam edecektir.
Kaynakça: Cumhuriyet, TRT Haber, DHA, Radikal, Gzt.com, Akdeniz Gerçek, Tarımdan Haber
