İnsan görmek istediğini görür yada duymak istediğini duyar.

Görmeyin ve duymayın...

İnsan görmek istediğini görür yada duymak istediğini duyar.

Çünkü üstünlüğünün bir parçası oradan gelmektedir. Evet varlığın öğrettiği tek olgu bu. Kalbin mühürlenmesi ve gözün kör olması bundan kaynaklanmakta…

Nasıl yaşarsanız yaşayın, nasıl ölürseniz ölün sizin arzuladığınız gibi olmaktadır.

Korku denen karanlığın aydınlığa dönüşeceği bir yaşam formunun sizi aldatması bu kadar basittir.

Baktığınızı siz yargılarsınız, duyduğunuzu siz eleştirirsiniz. Bakışlarınız nasıl ise ona göre yargı üretir, neyi duymak istiyorsanız kulaklarınız size o şekilde bir dalga verisi iletir. Onun içindir ki bazı insanların gözü kördür kulakları da duymaz.

  • Siz nasıl anladınız…Gören göz de kör olabilir görmeyen göz de görebilir.

Sizsiniz düşünceleri ile felsefeyi fiziğe bağlayan ve ona şekil veren.

Maddeyi öngörü ile bağdaştıranda sizsiniz.

Fikrin ve zikrin açılımını yapanda sizsiniz ancak yine onuda görselliğe bağlayan sizsiniz.

İşte sizin bakışlarınız yani görmek istedikleriniz ile bağdaştırtığınız bir hayat tarzı içindesiniz.

Düşünceleri bile anlamakta zorlanıyorsunuz bunun sebebi de görmek istediklerinizin görgü olarak algıya dönüşmesidir.

Birkez doğruyu algılamak için baksanız gerçekleri görecekseniz. Ve o zaman duyduklarınızda farklı dalgalar halinde kulağınıza gelecek.

Görmek istediğiniz gibi görmekten vazgeçin. Kulağınıza gelen ses dalgalarını yorumlamadan duymaya çalışın onlar size bir şeyler anlatacaktır.

Haber Veriyoruz