Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

“Emekçinin Bir Günü Bile Gasp Ediliyor”

Utanç verici bir zaman diliminden geçiyoruz.

53.212

“Emekçinin Bir Günü Bile Gasp Ediliyor”

Utanç verici bir zaman diliminden geçiyoruz. Emekçinin hakkı yenirken, hakkını arayan emekçi suçlanıyor, gözaltına alınıyor, tutuklanıyor.

Bırakın yürüsünler. Bırakın kutlasınlar. Çünkü yürüyenler, bu ülkeyi alın teriyle inşa eden, ekmeğini taştan çıkaran insanlar.

Yazıklar olsun…

Emekçinin bir günü bile gasp ediliyor. Yılın sadece bir günü, kendi bayramı olan 1 Mayıs’ta bile sesini duyuramıyor.

Utanç verici. Gerçekten utanç verici.

Eğer emekçilerin yerinde olsam, organize olur, iş bırakırım. Yılın bir günü bana bayramım olmayacaksa, beni yönetenler bunu fazlasıyla hak ediyorlar demektir.

Peki polise, jandarmaya ne demeli?
“Emir kuluyuz” diyerek işin içinden sıyrılıyorlar. Sanki kendileri işçi değilmiş gibi…

Oysa onlar da bu düzenin parçası. Onlar da alın teriyle geçiniyor. Ama verdikleri her emir, çoğu zaman kendi sınıfına sıkılan bir kurşuna dönüşüyor. Kendi kendilerine, kendi kardeşlerine yabancılaşıyorlar.

Gerçek adalet emir almaz. Adalet, bir fiildir; kimseye hesap sormadan, korkmadan, kayırmadan yerine getirilir.

Peki ya zengin sürücülere ne demeli?

Bir gün o direksiyonun başına geçmese ne olur? Çalışan emekçiye destek verse, ara sokaklardan gitse, biraz sabretse ne olur?

Trafik zaten İstanbul’da her gün felç. Bugün biraz daha felç olsa ne değişir? Ama vicdanlar felç olmasa, belki bir şeyler değişir.

Ve medya…
Bu medya… İşte asıl mesele bu.

Bütün bu uyduları etkisiz hale getirebilsek, belki halklar uyanacak. Belki küçük küçük topluluklar bir araya gelecek ve birbirine soracak: “Bize neler oluyor?”

İşte o zaman belki bir şeyler değişir.

İşte bu yüzden her zaman derim:

İnsanlığa hükmedenler var. Ve bunu ekonomik güçle yapıyorlar. Yani madde ile.

Eğer insanoğluna madde hükmediyorsa, bu aynı zamanda insanoğlunun maddeye taptığını gösterir.

Ve eğer durum buysa, kitapların neden gönderildiğini, peygamberlerin neden seçildiğini de çok net anlamış oluyoruz.

Çünkü her peygamber, kendi döneminde maddeye tapanlara, güce tapanlara, pula tapanlara karşı çıktı. Ve hepsi aynı şeyi söyledi:

“Kul olma, insan ol.”

Bir toplumun medeniyet seviyesi, en çok işçisine nasıl davrandığıyla ölçülür. Bugün Türkiye’de bir işçinin 1 Mayıs’ta Taksim’de yürümesi neredeyse bir “suç” haline geldiyse, bu ülkenin demokrasi ve özgürlük karnesi maalesef çok kötüdür.

Polis ve jandarma konusunda da haklısınız: “Emir kuluyuz” bahanesi, tarih boyunca en büyük zulümlerin arkasına sığınılan bir sığınaktır. Oysa her birey, özellikle de güç sahibi olan her birey, emir ile ahlak arasında bir seçim yapmak zorundadır.

Ve şu kesin: Hiçbir kitap, hiçbir peygamber, insanın insana kulluk etmesini öğütlemez. Tam tersine, öğütlenen şey adalettir, vicdandır, paylaşmaktır.

Maddeye tapmak, putperestliğin en modern ve en sinsi şeklidir. Ve bu tapınma, her 1 Mayıs’ta bir kez daha yüzümüze vurulmaktadır.

Umarım bir gün, bu ülkenin emekçileri gerçekten özgürce alanlara çıkabilir. Umarım o gün geldiğinde, bugün sessiz kalanların utancı yüzlerinden okunur.

Mehmet Arkın Gürbüz