İstanbul Barosu Genel Kurulu’nda Yumruklu Kavga
Tartışma Nasıl Büyüdü, Sonuçları Ne Olabilir?
İstanbul Barosu Genel Kurulu’nda Yumruklu Kavga: Tartışma Nasıl Büyüdü, Sonuçları Ne Olabilir?
Alt başlık: İstanbul Barosu’nun 128. Olağan Genel Kurulu’nda LGBTİ+ bayrağı ve karşılıklı sloganlarla başlayan gerginlik yumruklu kavgaya dönüştü. Toplantıya ara verilirken, olay baro içindeki görüş ayrılıklarını ve avukatların mesleki sorumluluğunu yeniden gündeme getirdi.
İstanbul Barosu’nun 2026-2028 döneminde görev yapacak yönetimini belirlemek üzere Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen 128. Olağan Genel Kurulu, avukatlar arasında yaşanan yumruklu kavgayla gündeme geldi. Dokuz adayın yarıştığı genel kurulun ilk gününde yaşanan olaylar nedeniyle toplantıya 15 dakika ara verildi. Gerginliğin yatışmasının ardından program, başkan adaylarının konuşmalarıyla devam etti.
Kavga nasıl başladı?
24 Ekim’de düzenlenen genel kurulda, Bağımsız Avukatlar Grubu’nun başkan adayı Avukat Arife Gökkaya Dinç’in konuşmasını tamamlamasının ardından salonda gerginlik yaşandı. Haber kaynaklarına göre bazı katılımcılar LGBTİ+ bayrağı açarak “Nefrete inat, yaşasın hayat” sloganını attı. Başka bir grubun “Kahrolsun PKK” sloganıyla karşılık vermesi üzerine tartışma büyüdü.
Anadolu Ajansı’nın aktardığı habere göre, Dinç’in sahneden inerken merdivenlerde engellendiği iddiası da gerginliğin büyümesinde etkili oldu. Karşılıklı tepkiler kısa sürede fiziksel arbedeye dönüştü ve avukatlar arasında yumruklaşma yaşandı.
Yaşanan olay, farklı görüşlere sahip hukukçuların aynı meslek kuruluşunda bir araya geldiği genel kurulda, sözlü tartışmaların nasıl kontrol edilemez bir noktaya ulaşabildiğini gösterdi.
Tartışmanın arkasında ne var?
Olayın doğrudan nedeni, bayrak açılması ve karşılıklı sloganlar sonrasında büyüyen tartışma olarak aktarılıyor. Ancak yaşananları yalnızca bir bayrak meselesi olarak değerlendirmek, genel kurulda ortaya çıkan görüş ayrılıklarını anlamak için yeterli değil.
LGBTİ+ hakları, toplumsal değerler, milliyetçilik ve terör konusundaki farklı yaklaşımlar, salonda karşı karşıya gelen grupların sloganlarına yansıdı. Bu başlıkların her biri toplumda farklı düşüncelerin ve hassasiyetlerin bulunduğu alanlar. Fakat görüş ayrılıklarının fiziksel şiddete dönüşmesi, tartışmanın içeriğinden bağımsız olarak ayrıca değerlendirilmesi gereken bir durum.
Genel kurul aynı zamanda yeni baro yönetiminin belirleneceği seçim süreciydi. Dokuz adayın yarıştığı bu ortamda farklı avukat gruplarının kendi görüşlerini ortaya koyması beklenebilir. Bununla birlikte, kavganın önceden planlandığını veya belirli bir grubun olayları organize ettiğini gösteren doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.
Türk bayrağı açılması da tartışma yarattı
Genel kurulda yaşanan gerginlik bununla sınırlı kalmadı. Cumhuriyetçi Güç Birliği’nin başkan adayı Prof. Dr. Ümit Kocasakal’ın konuşması sırasında da Türk bayrağı açıldı. Bazı katılımcılar “Ne Mutlu Türk’üm diyene” ve “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganlarını attı.
Bunun üzerine Genel Kurul Başkanlık Divanı, Türk bayrağının salondaki herkesin ortak bayrağı olduğunu belirterek seçim sürecinde bayrağın kullanılmaması yönünde çağrıda bulundu.
Bu gelişme, genel kurulda yalnızca yönetim seçiminin değil, farklı toplumsal ve siyasi sembollerin nasıl kullanılacağına ilişkin tartışmaların da öne çıktığını gösterdi.
Baro yönetimi ve hukuk camiası açısından ne anlama geliyor?
İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu, açılış konuşmasında avukatların mesleki güvencelerine, savunma hakkına ve baroların hukukun üstünlüğünü koruma görevine dikkat çekti. Kaboğlu, baro yönetiminin yargı süreçleriyle karşı karşıya kaldığını belirterek seçimle gelen yönetimlerin demokratik seçimlerle değişmesi gerektiğini vurguladı.
Bu çerçevede genel kurulda yaşanan kavga, yalnızca bir toplantıda çıkan fiziksel tartışma olarak görülmemeli. Barolar, farklı görüşlere sahip avukatların mesleki hakları, savunma özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı gibi ortak konularda bir araya geldiği kurumlardır.
Bu nedenle genel kurulda yaşanan olayların, avukatların birbirleriyle kurduğu mesleki ilişkilere ve baronun kamuoyu nezdindeki görünümüne etkisi de tartışılacaktır.
Olayın sonuçları ne olabilir?
Genel kurul çalışmalarına verilen ara sonrasında programın devam etmesi, toplantının sürdürülebildiğini gösteriyor. Ancak olayın hukuki veya disiplin yönünden herhangi bir sonuca bağlanıp bağlanmadığı konusunda doğrulanmış yeni bir açıklama bulunmadan kesin bir değerlendirme yapmak mümkün değil.
Olayın ardından üç konu önem kazanıyor:
Sorumluluğun belirlenmesi: Fiziksel müdahaleye karışan kişilerin tespiti ve varsa hukuki ya da disiplin süreçlerinin nasıl yürütüleceği.
Genel kurul güvenliği: Farklı görüşlerin ifade edildiği toplantılarda katılımcıların güvenliğinin ve söz hakkının korunması.
Mesleki dayanışma: Görüş ayrılıklarının şiddete dönüşmeden tartışılabilmesi ve baronun ortak mesleki sorumluluklarının korunması.
İstanbul Barosu’nun yeni yönetiminin belirlenmesi için oy verme işleminin 25 Ekim Pazar günü yapılması planlandı. Seçim sonuçları, baronun önümüzdeki iki yıllık dönemde izleyeceği mesleki ve kurumsal yaklaşım açısından önem taşıyor.
Sonuç: Farklı düşünceler şiddetin gerekçesi olamaz
İstanbul Barosu genel kurulunda yaşanan kavga, farklı düşüncelerin bir arada bulunmasının tek başına sorun olmadığını; asıl meselenin bu farklılıkların nasıl ifade edildiği ve yönetildiği olduğunu bir kez daha gündeme getirdi.
Hukuku temsil eden bir meslek kuruluşunda, anlaşmazlıkların çözümünde hukukun ve karşılıklı saygının esas alınması beklenir. Bir görüşe katılmamak, o görüşü eleştirmek veya ona karşı çıkmak demokratik tartışmanın parçasıdır. Ancak fiziksel şiddet, tartışmanın sınırlarını aşarak hem kişilerin güvenliğini hem de ortak çalışma ortamını zedeler.
Genel kurulda yaşananların gerçek sonuçları, olayla ilgili yapılacak açıklamalar ve varsa başlatılacak süreçlerle netleşecek. Şimdilik kesin olarak söylenebilecek olan, farklı sloganlarla görünür hâle gelen gerilimin fiziksel kavgaya dönüştüğü ve toplantının kısa süreliğine kesintiye uğradığıdır.
Kaynaklar: Anadolu Ajansı aktarımı – Memurlar.net, Diken, Cumhuriyet.
- Haber, 25 Ekim 2026 itibarıyla erişilebilen haber kaynaklarına dayanılarak hazırlanmıştır. Olayla ilgili yeni resmî açıklamalar ve seçim sonuçları yayımlandığında güncellenmelidir.


