0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
Ekranlara Kimler Çıkarılıyor? Halka Kimler Hitap Ediyor?
Medya Kimi Kullanıyor, Neden?
Ekranlara Kimler Çıkarılıyor? Halka Kimler Hitap Ediyor?
Bugün televizyon ekranlarını, dijital platformları ve ana akım medyayı açtığınızda karşınıza çıkan yüzler rastlantı mı? Hayır.
Ekranlara çıkanlar seçilmiş, ama halkın seçtikleri değil; başka seçilmişler. Hitabeti yüksek, sesi baskın, kelimeleriyle zihinlere bilgi değil algı transfer eden kişiler…
Bu kişiler çoğu zaman kendini merkeze alan, konuşurken toplumu değil egosunu büyüten bir dil kullanıyor. Medya da tam olarak bunu istiyor:
Düşünen değil, ikna eden; sorgulatan değil, yönlendiren figürler.
Medya Kimi Kullanıyor, Neden?
Medya; Egosu yüksek, Hayatı yalnızca madde ve çıkar üzerinden okuyan, Toplumu “yönetilecek kitle” olarak gören kişileri tercih ediyor. Çünkü bu tip figürler itiraz üretmez, sistem sorgulamaz, aksine sistemi yeniden üretir. Halka hitap ettiklerini sanırlar; oysa yaptıkları şey, halkın algısını daraltmak ve tek yöne kilitlemektir.
Sorun Kader Değil, Keder.
Toplumun büyük bir kısmı artık olan biteni “kader” diye adlandırıyor. Oysa bu kader değil, açıkça kederdir.
Keder; Düşünme yetisinin törpülenmesi, Zihinlerin yüzeysel bilgilerle doldurulması, Gerçeklikten kopuşun normalleşmesi demektir. İnsanlar kendilerine gösterilene inanıyor. Gösterilmeyeni ise yok sayıyor.
Zayıf İnanç, Kapalı Algı
İnanç sadece bir ritüel değildir; aynı zamanda algının kapısını açan bir güçtür. İnancı zayıflayan birey; Hissetmeyi bırakır, Sorgulamaktan vazgeçer, Gerçek yaşam formunu ne görür ne de hisseder.
Bu yüzden ekranlara gerçekçi bakış açısı bir türlü yerleşmez. Çünkü güçlü bir algı, güçlü bir inanç ister. Bu ikisi yoksa geriye sadece kabulleniş kalır.
Bataklıkta yaşam ve Kabullenmişlik,
Bugün birçok insan bir bataklığın içinde yaşadığının farkında. Ama çıkmak yerine kabul etmeyi seçiyor.
Bu kabullenmişlik; “Böyle gelmiş böyle gider” cümlesinde, “Ben ne yapabilirim ki?” sorusunda, “Kaderimiz bu” teslimiyetinde gizli.
Oysa gerçek şudur: Hiçbir düzen, sorgulanmadan sonsuza kadar ayakta kalamaz.
Ekranlara çıkanlar değişmeden, medya hakikati değil algıyı beslemeye devam ettikçe,hayatın daha iyiye gitmesi mümkün değil.
Gerçek değişim; Düşünen bireyle, Güçlü inançla, Açık algıyla başlar.
Kader diye sunulan şey, çoğu zaman kederin makyajlanmış hâlidir. Bunu fark etmek ise hâlâ bizim elimizde.
Haber Veriyoruz