0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
Enerji Kaynağına Haykırış
İnsanın varlık, biliç ve tükeniş döngüsü
ENERJİNİN KAYNAĞINA HAYKIRIŞ:
İNSANIN VARLIK, BİLİNÇ VE TÜKENİŞ DÖNGÜSÜ
Enerji Kaynaklı Yaratılış Tezi’ne göre insan; yalnızca biyolojik bir varlık değil, enerji taşıyıcısı bir bilinç formudur. İnsan bedeni, nefis ve ruh; bu enerjinin farklı yoğunluk ve işlev katmanlarıdır. Ancak bu çok katmanlı yapı, insanın büyük çoğunluğu tarafından ne idrak edilmekte ne de sorgulanmaktadır.
İnsan, herhangi bir arayışa girmeden, varoluşunu sorgulamadan ve taşıdığı potansiyelin farkına varmadan zaman içinde ilerlerken; enerjisini yavaş ve fark edilmez biçimde tüketen bir varlığa dönüşmektedir. Bu durum, fiziksel bir yok oluştan önce gerçekleşen bilinçsel bir çözülme sürecidir.
Teze göre bu çözülmenin temel nedeni, insanın sahip olduğu mükemmelliği anlamlandıramamasıdır. İnsan, varlığına varlık katmak yerine, kabullenilmiş bir duyarsızlık hâlinde yaşamayı seçtiğinde; bu seçimin bedelini enerji kaybıyla öder. Bu kayıp, bireysel düzeyde tükenişe; toplumsal düzeyde ise kolektif bilinç zayıflamasına yol açar.
İnsan bedeni, yalnızca estetik veya biyolojik bir yapı değildir. Beden; iradenin, bilincin ve enerjinin görünür forma bürünmüş hâlidir. Bu nedenle fiziksel güzellik, Enerji Kaynaklı Yaratılış Tezi açısından bir “üstünlük” değil; sorumluluk göstergesidir. Bu sorumluluğun idrak edilmemesi, bedenin ve iradenin değersizleştirilmesine, adeta “harcanabilir bir nesne”ye dönüştürülmesine neden olur.
İnsan, aynaya baktığında yalnızca bedeni görürse, bilincin merkezine ulaşamaz. Oysa bedenin ardında bilinç; bilincin ardında ise enerjinin mutlak kaynağıyla bağlantılı akıl yer alır. Bu bağlantıyı kurmak zor değildir; fakat irade gerektirir. İrade ise modern insanın en çok kaybettiği yetidir.
Teze göre gerçek hâkimiyet ve vakıf olma durumu; sahip olmakla değil, erişmekle ilgilidir. Sahip olmak, enerjiyi tutmaya çalışmaktır; erişmek ise enerjiyle uyumlanmak ve bütünleşmek anlamına gelir. İnsan, sahip olma dürtüsünü aşamadığı sürece, enerjiyle temas edemez; yalnızca onu tüketir.
Bu noktada “üstün insan” kavramı yeniden tanımlanmalıdır. Üstünlük, bedensel güçte ya da zihinsel hızda değil; enerjinin kaynağıyla bilinçli temas kurabilme kapasitesinde yatar. Aksi hâlde insan, yalnızca iyi tasarlanmış bir biyolojik formdan ibaret kalır.
Enerjinin kaynağı, insanın bilincini genişlettiği; varlık formunu dönüştürdüğü ve evrensel döngüyle uyumlandığı eşiktir. Enerji Kaynaklı Yaratılış Tezi’ne göre insanlık, bu eşiğe tarihsel olarak hiç olmadığı kadar yaklaşmıştır. Ancak aynı anda, bu eşiği geçemeyecek kadar sahip olma arzusuna saplanmış bir insan modeliyle de karşı karşıyadır.
Bu çelişki çözülmedikçe, insanlık form atlamayacak; yalnızca kendi sınırlarına çarpmaya devam edecektir. Enerjinin kaynağına ulaşamayan insan, kaçınılmaz olarak enerjisizliğe; enerjisizlik ise varoluşsal çözülmeye yol açacaktır.