Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Türkiye’de Sosyo-Kültürel ve Zihinsel Aşınma Üzerine

Türkiye'de siyaset, sanat ve ekonomi ne yazık ki bir orta oyununa dönüşmüş durumdadır.

34.156

Türkiye’de Sosyo-Kültürel ve Zihinsel Aşınma Üzerine

Türkiye’de siyaset, sanat ve ekonomi ne yazık ki bir orta oyununa dönüşmüş durumdadır.

Bu, son derece acı bir tablodur. Gerçekleri göremeyenlerin çoğunlukta olduğu, görenlerin ise sessizliğe büründüğü bu düzende, her türlü yozlaşmaya tanıklık etmek mümkündür. Toplum, adeta yapay bir yağlı boya tablosunun içinde dans edercesine illüzyonlarla uyutulmaktadır; oysa yalın gerçek, kolektif bir bataklığın içine doğru sürüklenildiğidir.

Bu genel manzara, insanlığın ilkel dönemlerini çağrıştırmaktadır. Gerçi bize öğretilen tarih ve ilk çağ anlatıları da şavelidir; zira geçmişimiz, yalnızca bize dikte edilen anlatılardan ibarettir ve bu bilgilerin ne kadarının mutlak gerçek olduğunu bilmek imkansızdır.

Sığ Bakış Açısı ve Sınırsız Varlık
Bugün gelinen noktada, insanın insana yabancılaştığı ve düşman kesildiği açıkça görülmektedir. Çoğu zaman bu sığ döngünün dışına çıkılamamasının sebebi, hayata son derece dar bir pencereden bakılmasıdır. Halbuki varlık, uyum, paylaşım ve düşünce dünyası sınırsız bir potansiyele sahiptir. İnsanın kendi varoluş formunu ve bu sınırsızlığı kavrayamaması, entelektüel bir körlüğün ve cehaletin sonucudur.

Burada temel bir soruyu sormak gerekir: Okumayan, öğrenmeyen, araştırmayan, gözlemlemeyen ve paylaşımda bulunmayan bir birey, nasıl derinlikli bir bilgiye ulaşabilir?

Elbette insan sadece yaşayarak da deneyim kazanabilir ancak bu durum, nerede ve nasıl yaşadığına göbekten bağlıdır. Her canlı, kendi dar yaşam alanı içinde bir tecrübe edinebilir; fakat bu kısıtlı tecrübe, kişiye ne küresel bir algı ne de felsefi bir öngörü kazandırabilir.

İllüzyonlar ve Zihinsel Taş Devri

Akıllı telefonlar, televizyon ekranları ya da dijital camların arkasından sunulan yapay dünyalar, kitleler tarafından mutlak gerçeklik olarak kabul edilmektedir. Bu durum, insanların sadece kendilerine gösterileni “yaşayarak öğrendiğini” kanıtlar. Peki, bu sunulan illüzyonların ne kadarı gerçektir?

Günümüz insanı, zihinsel ve fikirsel olarak adeta bir “Taş Devri”ne geri dönmüştür. Çünkü toplum, yalnızca önüne konulan somut gerçekliğe ve maddiyata göre hareket etmekte, derinliğini yitirmektedir. Bu acı tablo, insanoğlunun Yaratıcı’ya ve yaratılış gayesine değil; kendi elleriyle ürettiği sisteme, teknolojiye ve fani metalara itaat ettiğini açıkça gözler önüne sermektedir.

Haber Veriyoruz