İnandınız mı yoksa inandırıldınız mı?

Kendinize bu soruyu sorun.

Gerçekten üzücü bir hayat formu ile karşı karşıyayız…

Bunu neden söylüyor ve neden yazıyorum…

İsterseniz etrafınızdaki insanlara sorun hayatlarından memnunlar mı? Çoğu değiliz diyecektir.

  • Memnunuz diyenlerin çoğunluğu ise çıkar ilişkelerine yada sahip oldukları mal varlığı ile ilişkili olarak memnunuz diyeceklerdir.

Mal varlığı demişken çok merak ediyorum dünyadaki topraklar insanlara nasıl paylaştırıldı. Dünya insanlara ait değil ki zaten. Nasıl olurda paylaştırılır…

Çünkü şuan yaşamış olduğumuz hayat formu insanlığın değil bir takım grupların oluşturmuş olduğu yaşam kriterleridir.

Belki bunu kabul etmek sizin için zor gelebilir ancak gerçek budur.

Kendinize şunları sorun;

  • İstediğiniz elbiseyi alabiliyor  musunuz?
  • İstediğiniz bir ülkeye gidebiliyor musunuz?
  • İstediğiniz zaman istediğinizi yiyebiliyor musunuz?
  • Daha doğrusu huzur ve mutluluğu hissedebileceğiniz bir tatil yapabiliyor musunuz?
  • En büyük soru çalışıyorsunuz hakkınızı alabiliyor musunuz?

Anladım. Siz insanlığın bir kaderi var dediniz. Çünkü size kader diye bir olgu öğretildi bu da sahip olduğunuz dine dayandırıldı. Peki o zaman neden bir takım insanların kaderi farklı sizinkinden…Sizce onlar yaratıcıya daha mı yakın, yoksa özeller mi?

Sizce bu konuda yaratıcı ayrımcılıkmı yaptı…

Durun durun, yaratıcı onlara torpil geçti.

Peki o zaman neden…Neden tüm insanlık için eşit değilde bir takım insanlar için güçlü kılındı.

Bence kendinize önce şunu sorun…Siz gerçekten inanan biri misiniz? Yoksa inandırılan birisi misiniz? Bunu anladığınızda ilerleme kaydedeceksiniz…

Haber Veriyoruz