0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
1. Hücresiz Beyin…
Beyni dekore etmek sizin elinizde.
Yaşamı hücreleştirmeye çalışanlar, bizleri birer hücresiz beyne sahip yaratıklara dönüştürecek. Her insanın boş beyinli olduğunu düşünün: Birer zombi gibi sokaklarda yere baka baka, yalpalayarak yürüyen insanlar…
Daha fazla derine inemeyeceğim. Çünkü derine inen yazarların roman ve hikâyelerini okuduğumda, sadece derinliğin içinde kaybolduğumu gördüm. Sözleri ve cümleleri lastik gibi uzatıp en ince ayrıntısına kadar inmek, roman ve hikâyeleri akıcı kılsa da ben maalesef bunu kabul edemiyorum. Dipte ne olduğunu zaten biliyoruz. Yazarlar dibe kadar inmeye çalışsa da beyin bir yerden sonra kelime bulamıyor ve akıcılığını kaybediyor. Bunu tüm yazarlar çok iyi bilir.
Ben yazarlardan çok okurlara takılıyorum. Onlar her ne kadar “bir beyne sahibiz” deseler de beynin sahibi olduğu kaynağın ne olduğunu anlamak istemiyorlar. Sahip olduğumuz beyin aslında bir mide gibidir: Beslemezseniz çalışmaz. Ona sürekli bir şeyler vermemiz gerekir. Sahip olduğu odacıkları doldurmamız, bazen bu odaları yenilememiz, temizleyip yeniden düzenlememiz gerekir.
Beyin hücrelerimiz, birer odadan farksız bir labirent gibidir. Her odadan başka bir odaya geçiş vardır. Tabii bir de giriş ve çıkış yolları… Beyni dekore etmek sizin elinizde. Ne kadar çok bilgi varsa, o kadar iyi bir dekorasyon.
Gelin görün ki bunu başarmış insanlar şimdi bizim beyin hücrelerimizi dekore ediyorlar. Her odaya bir mutluluk aynası koymak istiyorlar. Her hücrede bir mutluluk… Sebebi nedir? Bir de tabii onların dekore ettiği bir yaşam odası var. Çünkü kendi beyinlerini bu şekilde dekore etmişler. Artık başka beyinleri dekore edip her şeyin ellerinden geçmesini istiyorlar.
Bence bizim beynimizi dekore etmek isteyenlerin beyin hücreleri, dekore edilmekten bozulmuş ve birer hücresiz beyin hâline gelmişler. Onun içindir ki başkaları tarafından beyin hücrelerimin dekore edilmesine izin veremem.
