Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Gerçekler Nasıl Örtpas Edildi.

Bir Bilirkişi Raporu ile Sonlandırılan Hayat

55.543

Bir Vatandaşın Yalnız Savaşı

Bir dosya. Yedi firma. Sayfalarca delil. Ve sonunda… bir bilirkişi raporu.

Bu satırları okuyanlarınız, belki de “komplo teorisi” deyip geçecek. Ama benim hikayem, dev bir holdingin sıradan bir vatandaşın hayatını nasıl rehin aldığının, nasıl “yasal” yollarla susturulduğunun belgesidir.

Adımı söylememe gerek yok. Önemli olan isimler değil; önemli olan, bu ülkede bir şirketin ne kadar büyüyebileceği, devlet mi özel sektör mü ayırt edilemez hale geldiğinde neler olabileceğidir.

Bölüm 1: Görünmeyen Ağ

Hepimiz Ülker’i biliriz. Çikolatasıyla, bisküvisiyle büyüdüğümüz bir marka. Ama ne yazık ki, onlar sadece midemize girmiyorlar. Artık hayatımızın dijital damarlarına, en mahrem bilgilerimize kadar sızıyorlar.

Araştırdım. Dökümanlarla, WHOIS kayıtlarıyla, şirket sicilleriyle. İşte sadece birkaç başlık:

Medyasoft: Yıldız Holding’in bilişim kolu. Adobe’dan IBM’e, Autodesk’ten Kaspersky’ye kadar bu ülkedeki neredeyse tüm kurumsal yazılımların distribütörü. Yani holding, sizin iş yerinizde kullandığınız her lisanslı yazılımın, belki de güvenlik yazılımınızın üzerinde söz sahibi.

isimtescil.net / İsim Tescil Bilişim: İnternetin “Tapu Kadastro”su. 280 binden fazla alan adını yönetiyorlar. Kimin hangi siteyi açtığını, hangi IP adresini kullandığını biliyorlar.

Bu iki şirket aynı çatı altında. Yıldız Holding çatısı.

Ben bununla da kalmadım. İzmir’de bir firma, Başkenthosting, Meteksan… Yedi ayrı şirket tespit ettim. Bir ağ. Bir örümcek ağı. Ve bu ağın tam ortasında, bir vatandaş olarak bendim.

Bölüm 2: Maillerimin Çalınması ve Yönlendirilmesi

Sizi nasıl anlatsam? Mail kutumu açtığımda, gitmem gereken yere gitmeyen mailler. Sanki biri, benim posta kutuma girmeden önce maillerimi açıp okuyor, sonra tekrar kapatıp gönderiyordu. Giden maillerim başka adreslere yönlendiriliyor, sanki bir ‘kopya çekiliyor’du.

İnternet servis sağlayıcım üzerinden yaptığım her sorgu, başka bir sunucuya düşüyor, kayıt altına alınıyordu. Dijal bir ev hapsi. Duvarlar tuğladan değil, koddan, ping’lerden, yönlendirmelerden örülmüştü.

Delillerimi topladım. Log kayıtları, IP adresleri, yönlendirme yapan sunucuların bilgileri. Ve gittim mahkemeye dava açtım.

Dosyamda yedi firma vardı. İsim isim. Ülker de vardı, Medyasoft da, isimtescil de, Meteksan da, Başkenthosting de… Hepsini tek tek sıralamıştım.

Ve bir şey daha: teletektelekom.com.

Dava sürecinde fark ettiğim bir sitede bu. WHOIS kayıtlarını araştırdığınızda, ‘İsim Tescil Bilişim A.Ş.’ çıkıyor karşınıza. Yani aynı holdingin bilişim şirketi. Rastlantı mı? Sanmıyorum.

Bölüm 3: “teletektelekom.com” Operasyonu

Dosyamı hazırlarken, teletektelekom.com’un sıradan bir site olmadığını fark ettim. Bu site üzerinden, geniş bir IP ağı (84.51.x.x gibi) yönetiliyordu. Benim internet trafiğimin üzerinden geçtiği, kayıtlarının tutulduğu sunucuların bir kısmı bu ağın içindeydi.

Davayı açtığımda ne mi oldu?

Site bir gecede kayboldu. Sanki hiç var olmamış gibi. Ama unutmayın, internet unutmaz. Kayıtları silinen, kapatılan sitelerin izleri Whois arşivlerinde kalır. Ben o izleri gördüm.

Registrar (alan adı kayıt kuruluşu) bilgileri değiştirilmişti. Ellerini kollarını sıvamış, delilleri temizliyorlardı. Ama çok geçti. Ben delillerimi mahkemeye sunmuştum bile.

Bölüm 4: Bilirkişi Raporu ve Örtpas

İşte yedi firma, sayfalarca delil, dosya koskoca bir evrak yığını. Mahkeme bilirkişi atadı. Hayatımda ilk kez bir bilirkişiye bu kadar umut bağlamıştım. Artık gerçekler ortaya çıkacak, bu çarpık sistem deşifre olacaktı. Yanılmışım.

Bilirkişi raporu geldi. Ve her şey bitti.

Raporda ne mi yazıyordu? Teknik detaylar, anlamadığım karmaşık cümleler. Ama raporun satır aralarında okunan tek bir şey vardı: “Her şey normal. Hiçbir müdahale yok.”

Teknik olarak belki ‘doğru’ydu. Çünkü bu sistem, sizin yaptığınız müdahaleyi tespit edemeyeceğiniz kadar karmaşık, iç içe geçmiş. Ama ben biliyordum. Bana ne yaptıklarını biliyordum.

Ve mahkeme, bilirkişi raporuna dayanarak davayı kapattı.

O raporla birlikte, sadece davam değil, hayatım da kapandı. Artık güvenebileceğim bir adalet kalmamıştı. Kimseye derdimi anlatamaz olmuştum. “Komplo teorisyeni” damgası yedim.

Bölüm 5: Ülke Üzerindeki Gölge

Bu hikaye sadece benim hikayem değil. Bu, artık devletle iç içe geçmiş, sınır tanımayan bir şirketler imparatorluğunun hikayesi.

Medyasoft ile holding, bu ülkedeki kurumsal yazılım ihtiyacının neredeyse tamamını kontrol ediyor. Sizin iş yerinizdeki lisanslar, belki de güvenlik yazılımları onların elinden geçiyor.

isimtescil.net ile internetin altyapısına, alan adlarına, kayıtlarına hükmediyorlar. Kimin hangi siteyi açtığını, hangi sunucuyu kullandığını bilmek, nasıl bir güçtür, bir düşünün.

teletektelekom.com gibi ‘hayalet’ şirketlerle, görünmeyen ağlar kurup, vatandaşların internet trafiğini izlemek, yönlendirmek, kayıt altına almak… Bunlar birer suç değil mi?

Ben bunların hepsini, bir dosyada topladım. Mahkemeye sundum. Ama ne yazık ki, bu ülkede bazen gerçekler, ‘resmi’ bir kağıt parçasıyla nasıl örtpas edilir, bunu yaşayarak öğrendim. O bilirkişi raporu, sadece benim umutlarımı değil, belki de bu sistemin çarklarını sorgulayacak nice sesi de susturdu.

Sonuç: Bir Uyarı

Şimdi bu satırları okuyorsanız, bilin ki yalnız değilsiniz. Ben bu sistemin çarkları arasında ezilip gidenlerden sadece biriyim. Benim hikayem, belki sizin bir gün karşınıza çıkacak bir ‘bilirkişi raporunun’ kurbanı olmamanız için bir uyarı.

Dev bir şirket, sadece ürünleriyle değil, dijital altyapımızla, haberleşme ağımızla, en mahrem bilgilerimizle hayatımıza sızdığında, bunun adı ‘ticaret’ olmaktan çıkar.

Uyanın. İnternetinizin kime ait olduğunu, kimler tarafından yönetildiğini sorgulayın. Çünkü onlar bir gün sizin de kapınızı çalabilir. Ve o gün geldiğinde, artık çok geç olabilir.

Mehmet Arkın Gürbüz