Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Gerçek mi Sahte mi?

Bilim mi Yoksa İlim mi?

50.008

SAHTE Mİ, GERÇEK Mİ?
BİLİM Mİ, İLİM Mİ?

Bilimkurgu gerçekleşiyor mu, yoksa insan aklı yaratılışındaki imkânları mı keşfediyor?

Bir zamanlar bilimkurgu filmlerinde gördüğümüz birçok şey bugün artık laboratuvarlarda konuşuluyor.

Yapay zekâ, insansız sistemler, gelişmiş robotlar, kuantum teknolojileri, beyin-bilgisayar bağlantıları, füzyon enerjisi, kablosuz enerji aktarımı ve uzay teknolojileri…

Dün “olmaz” denilen şeylerin bir bölümü bugün araştırma konusu.

Bu durum ister istemez başka bir soruyu gündeme getiriyor:

Bilimkurgu geleceği mi tahmin ediyor?

Yoksa insan zihni, yaratılışından gelen düşünme ve keşfetme yeteneği sayesinde gelecekte yapabileceği şeyleri önceden hayal mi ediyor?

BİR DİZİDE GÖRDÜĞÜMÜZ ŞEYLER YILLAR SONRA KARŞIMIZA ÇIKIYOR

Marvel evreninin *Agents of S.H.I.E.L.D.* dizisi de bu açıdan dikkat çekici.

Dizide yapay zekâdan gelişmiş silahlara, insan bedeninin teknolojiyle değiştirilmesinden olağanüstü enerji kaynaklarına, uzaylı yaşamından bilinmeyen teknolojilerin incelenmesine kadar pek çok konu işleniyordu.

Bugün bunların tamamının gerçekleştiğini söylemek mümkün değil. Ancak bazı fikirlerin gerçek bilim ve teknoloji alanında karşılık bulması dikkat çekici. Burada kolayca “Filmde anlatıldı, demek ki gerçekti” sonucuna ulaşmak mümkün. Fakat bu bilimsel olarak doğru bir yaklaşım değil. Çünkü bilimkurgu yazarları da kendi dönemlerindeki bilimsel gelişmelerden, askerî araştırmalardan, teknoloji trendlerinden ve insanlığın geleceğe ilişkin hayallerinden yararlanıyor.

Yani bazen gelecek tahmin edilmiş olabilir. Bazen ise gelecek, zaten insan aklının önünde duran bir ihtimalin hikâyeleştirilmiş hâli olabilir.

Peki ya gizli teknolojiler?

Burada konu daha da karmaşık. Devletlerin kamuoyuna açıklamadığı askerî teknolojilerin varlığı bir komplo teorisi değil, tarih boyunca bilinen bir gerçek.

Radar, uydu sistemleri, elektronik harp, stealth teknolojileri ve çeşitli askerî projelerin önemli bölümleri yıllarca gizli tutuldu.

Bugün de kamuoyunun bilmediği araştırmaların yürütülüyor olması şaşırtıcı değil.

Ancak buradan “insanlığın sınırsız enerji teknolojisini bulduğu” veya “dünya dışı bir araç ele geçirildiği ve teknolojisinin tersine mühendislikle çözüldüğü” sonucuna ulaşamayız.

Bu konularda ciddi iddialar bulunuyor. Fakat iddia ile kanıt aynı şey değil.

Özellikle UAP dosyalarında açıklanamayan olayların bulunması, bunların otomatik olarak dünya dışı teknoloji olduğu anlamına gelmiyor.

ASIL DEĞİŞEN ŞEY: GERÇEĞİ AYIRT ETMEK

Belki de insanlığın karşı karşıya olduğu en büyük değişim burada.
Yapay zekâ sayesinde artık gerçek bir görüntü sahte sanılabilir.
Sahte bir görüntü gerçek sanılabilir.
Bir insanın söylemediği bir söz söylenmiş gibi gösterilebilir.
Hiç yaşanmamış bir olay yaşanmış gibi milyonlara ulaştırılabilir.

Üstelik bunun için artık büyük bir televizyon stüdyosuna, film şirketine veya milyonlarca dolarlık prodüksiyona ihtiyaç olmayabilir.

Gerçeklik algısı teknolojinin kendisi tarafından değiştiriliyor.

Ve bu noktada klasik “haber” anlayışı da değişmek zorunda. Çünkü geleceğin en önemli gazetecilik sorularından biri belki de:

“Bu haber doğru mu?”

sorusundan önce, Bunun gerçekten yaşandığını nasıl biliyoruz?” olacak.

BİLİM Mİ, İLİM Mİ?

Burada daha farklı bir tartışmanın kapısı açılıyor. Bilim, gözlemleyebildiğimiz, ölçebildiğimiz ve sınayabildiğimiz gerçekliği anlamaya çalışıyor. İlim kavramı ise bundan daha geniş bir düşünce alanına işaret edebilir:

Bilginin kendisi nedir?
İnsan neyi bilebilir?
Varlık nedir?
Akıl nereden gelir?
Ve insanın keşfetme yeteneğinin sınırı var mıdır?**

Belki de insanın teknoloji üretmesi yalnızca matematik, fizik ve mühendislikten ibaret değildir.

İnsan önce hayal ediyor.

Sonra düşünüyor. Sonra araştırıyor. Sonra ölçüyor. Sonra yapıyor.

Bir zamanlar yalnızca hayal olan şey, yeterli bilgi ve teknoloji oluştuğunda gerçeğe dönüşüyor. O halde bilimkurguya yalnızca “uydurma” demek de kolaycılık olabilir. Çünkü bilimkurgu bazen geleceğin kendisini değil,

**insan aklının gelecekte ulaşabileceği ihtimalleri gösteriyor olabilir.**

BELKİ DE ASIL SORU BU DEĞİL

“Uzaylılar geldi mi?”
“Gizli teknoloji var mı?”
“Bilimkurgu gerçekleşiyor mu?”
Bunların her biri önemli sorular.

Fakat daha büyük bir soru var: İnsanlık kendi yaratılışında bulunan akıl, merak ve keşfetme yeteneğinin sınırlarını mı keşfediyor? Yoksa gerçekten bildiğimiz gerçekliğin arkasında henüz anlayamadığımız başka bir teknoloji ve başka bir bilgi katmanı mı bulunuyor?

Bugün bunun cevabını bilmiyoruz.

Bilmediğimiz bir şeyi gerçek ilan etmek doğru olmadığı gibi, henüz açıklayamadığımız bir şeyi imkânsız ilan etmek de bilimsel bir yaklaşım olmayabilir.

Belki de önümüzdeki yılların en büyük mücadelesi teknoloji üretmek değil; gerçek ile sahteyi, bilgi ile manipülasyonu, bilim ile iddiayı birbirinden ayırabilmek olacak.

Çünkü artık bilimkurgu ile gerçeklik arasındaki çizgi giderek inceliyor. Ve insanlığın önünde belki de hiç olmadığı kadar büyük bir soru duruyor:

SAHTE Mİ, GERÇEK Mİ?
BİLİM Mİ, İLİM Mİ?

YOKSA İNSAN, YARATILIŞIYLA VERİLEN AKLIN ULAŞABİLECEĞİ SINIRLARI MI KEŞFEDİYOR?

Haber Veriyoruz — Gerçeğe Yakın Tek Haber Ajansı