0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
Gençlik Bayramında Gençlerin Tutuklanması
Nasıl Bir Dünya Yönetimi İçerisinde Olduğumuzun Göstergesi Değil mi?
19 Mayıs 1919, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak kurtuluş meşalesini yaktığı ve bu toprakların kaderini değiştiren bağımsızlık mücadelesinin ilk adımıdır. Atatürk, bu anlamlı günü Türk gençliğine armağan ederken, Cumhuriyet’in emanetçilerinin “hürriyet ve istiklâl” aşkıyla dolu bireyler olmasını dilemiştir.
Ancak 2026 yılının 19 Mayıs’ında, bu coğrafyada yaşanan manzara, Atatürk’ün hayal ettiği özgür gençlik tablosunun tam tersi bir görüntü çiziyor. Saraçhane protestoları nedeniyle onlarca gencin hâlâ tutuklu bulunması ve demokratik haklarını kullandıkları için yargılanmaları, yönetim sisteminin geldiği noktayı gözler önüne seriyor.
Bayram Günü Meydanlarda Tutuklama ve Gözaltılar
Tam da bugün, 19 Mayıs 2026 sabahı İstanbul Saraçhane’de toplanan üniversite öğrencileri, “bugün bayram değil, mücadele günü” diyerek tutuklu arkadaşları için bir araya geldi. İTÜ önünden başlayıp Maçka Parkı’na uzanan yürüyüşte gençler, “Gençlik bayramı diyorlar, nerede bu gençler? Demokratik haklarını kullandıkları için tutuklular” sloganlarıyla iktidara seslendi.
Edinilen bilgilere göre, bu eylemde 18 yaşından küçük en az iki kişi gözaltına alındı. Bir üniversite öğrencisi, Marmara Üniversitesi’nde okuyan arkadaşı Ayberk’in sadece Türk bayrağı açtığı için tutuklandığını ve aylardır cezaevinde olduğunu belirtti. Öğrenci, “Ne hükümet karşıtı bir söylemi vardı, ne de şiddet içerikli bir eylemi. Sadece anayasal hakkı olan eylem hakkını kullandı” ifadelerini kullandı.
Gençler Neden Tutuklanıyor? Saraçhane Sürecinin Kronolojisi
Bu tablo bir günlük değil. 19 Mart 2025’te İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan Saraçhane protestoları, Türkiye’nin yakın tarihindeki en büyük gençlik hareketlerinden birine dönüştü. BBC Türkçe’nin aktardığına göre, “Z kuşağı”nın öncülük ettiği bu eylemlerde yüzlerce öğrenci gözaltına alındı, onlarcası tutuklandı.
DW Türkçe’nin haberine göre, 19-26 Mart 2025 arasında en az 1879 kişi gözaltına alındı, bunlardan 300’den fazlası öğrenciydi ve tutuklandı. Türk Tabipleri Birliği’nin açıklamasında ise 300’den fazla öğrencinin tutuklandığı, 42’sinin tutukluluğuna yapılan itirazların reddedildiği belirtildi.
Tutuklama Gerekçeleri ve Savcılığın İddianameleri
Savcılık, öğrenciler hakkında “2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” suçlamasıyla 3 yıla kadar hapis ve siyasi yasak talep ediyor. İddianamelerde gerekçe olarak, İstanbul Valiliği’nin 19-23 Mart 2025 için aldığı “toplantı, gösteri ve basın açıklaması yasağı” gösteriliyor.
Ancak unutulmaması gereken çarpıcı bir detay var: İstanbul 3. İdare Mahkemesi, 17 Aralık 2025’te valiliğin bu yasağını hukuka aykırı bularak iptal etti. Yani öğrencilerin tutuklanmasına dayanak yapılan idari işlem, mahkeme tarafından hukuk dışı ilan edilmiş durumda. İstanbul Barosu da bu kararın ardından 2911 sayılı Kanun temelli davaların derhal sonlandırılması çağrısı yaptı.
Yargı Süreci: Hukuk mu, Siyaset mi?
18 Nisan 2025’te başlayan davalarda toplam 189 kişi (99+90 sanık) hakim karşısına çıktı. Ancak duruşmalar fiziki yetersizlikler, salonların küçük olması ve dosyaların ayrılması gibi nedenlerle Temmuz ve Ekim 2025’e ertelendi.
İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, duruşmadaki konuşmasında şu çarpıcı değerlendirmeyi yaptı:
“Bir torba iddianame ile karşı karşıyayız. Yakalama, gözaltına alma ve tutuklama sürecinde en baştan itibaren yanlış adım atıldı. Hiçbirinin tutuklanma nedeni yoktur. Toplantı, gösteri, yürüyüş izinsiz olabilir. İzinsiz olması polisin şiddet kullanmasını haklı ve meşru kılmaz.”
Kaboğlu ayrıca, kendisinin de adliye önünde yaptığı barışçıl yürüyüş sırasında polis şiddetine uğradığını ve kaburgasının çatladığını söyledi. Baro başkanının bu ifadeleri, hukukun üstünlüğü konusundaki endişeleri daha da derinleştiriyor.
Davalarda 8 gazeteci ve 4 avukatın dosyası ayrıldı; gazeteciler sadece protestoları izledikleri ve görevlerini yaptıkları için “eylemlere katılmak” suçlamasıyla yargılanıyor.
Gençler Anlatıyor: “Gözdağı Vermek İçin Tutuklandık”
Selinay Uzuntel, 22 Mart 2025’te Özgür Özel’in otobüsünden akademik boykot kararını duyuran genç bir kadındı. İki gün sonra tutuklandı, 20 gün hapis yattı ve daha sonra beraat etti. BBC Türkçe’ye konuşan Uzuntel, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bir yanıyla ‘Bir eyleme katıldınız’ diye tutuklanmışız gibi görünüyordu dışarıdan. Ama aslında geleceğimize sahip çıkmak için alanlardaydık ve geleceğimize ilişkin söz söylemeyelim diye gözdağı vermek için bizi tutukladılar. Hayatımda ‘Bu eylemlere katılmasaydım’ dediğim hiçbir an olmadı.”
19 yaşında bir üniversite öğrencisi olan Kerem Karabulut ise eylemlere katıldığı için iki hafta cezaevinde kaldı. Çıktıktan sonra okula devam edemediğini, psikolojik olarak çöküntü yaşadığını ve sonunda okulu bırakmak zorunda kaldığını anlattı. Bugün bir restoranda aşçı olarak çalışıyor. Kerem’in hikayesi, gençlerin sadece özgürlüklerini değil, eğitim hayatlarını ve geleceklerini de kaybettiklerini gösteriyor.
Başka bir öğrenci olan Deniz Dinçer ise gözaltı ve cezaevi sürecinde hijyenik olmayan koşullar nedeniyle enfeksiyon kaptığını, tedavi sırasında cinsel içerikli hakaret ve tacize maruz kaldığını iddia etti.
Atatürk’ün “Gençlik” Vizyonu vs. Bugünün Gerçekliği
Atatürk, 19 Mayıs’ı gençliğe armağan ederken, Cumhuriyet’in bekasını “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesillerin omuzlarında yükseleceğine inanıyordu. Bugün ise gençler, sadece “geleceğimize sahip çıkacağız” dedikleri için yargılanıyor, sadece bayrak açtıkları için tutuklanıyor, sadece kamusal alanda var oldukları için gözaltına alınıyorlar.
Marmara Üniversitesi öğrencisi Yusuf T.’nin sözleri, bu çelişkiyi özetliyor:
“Biz onun için buradayız, ama aynı zamanda bayramımızı kutlamak için de buradayız. Bugünlerde bayram kutlamak bile zorlaştı. Türk olduğumuzu, genç olduğumuzu, bu ülkenin geleceği olduğumuzu hatırlatmak için alanlardayız.”
Saraçhane’de bir dövizde şu yazıyordu: “Bu ülkede yaşanmaz yaa, ben kaçıp kendimi kurtaracağım abi dedikten sonra ben” ve altında tutana gencin fotoğrafı vardı.
Dünya Basını Ne Diyor?
Uluslararası basın kuruluşları (BBC, DW, AFP) olayları yakından takip ediyor. Ancak en dikkat çekici durum, Fransız AFP ajansı muhabiri Yasin Akgül gibi gazetecilerin de protestoları izledikleri için tutuklanması ve yargılanması oldu. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, bu durumu “sahte delillerle yargılama” olarak nitelendirdi.
Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği, Türkiye’deki gözaltı ve tutuklamalara ilişkin endişelerini dile getirmiş, ifade özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı konusunda uyarılarda bulunmuştu.
Sonuç: Bu Tablo Nasıl Bir Dünya Yönetiminin Göstergesi?
19 Mayıs’ta gençlerin tutuklanması, bir ülkenin demokrasi endeksini, insan hakları sicilini ve hukukun üstünlüğüne olan bağlılığını sorgulatan en somut göstergedir.
Bir yönetim sisteminin kendini “çağdaş uygarlık” seviyesiyle ne kadar bağdaştırabildiğini anlamak için, o ülkenin gençlerine nasıl davrandığına bakmak yeterlidir.
Bugün Türkiye’de gençler:
Barışçıl protestolara katıldıkları için tutuklanıyor,
Sadece sosyal medyada fikir beyan ettikleri için soruşturma geçiriyor,
“Diplomasız” sloganı attıkları için anonsla uyarılıyor,
Gelecek kaygısıyla yurtdışına kaçış planları yapıyor,
En temel anayasal hakları olan toplantı ve gösteri özgürlüğünü kullandıkları için cezaevinde gün sayıyor.
Bayramda bile tutuklu arkadaşları için meydanlara dökülen bu gençler, aslında bir ülkenin geleceğine sahip çıkma cesareti gösteriyor. Ve bu cesaret, karanlıkta yakılan bir mum gibi… Ne kadar söndürmeye çalışsalar da, ışığı tüm coğrafyaya yayılıyor.
Atatürk’ün “Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir” sözü bugün yeniden anlam kazanıyor. Çünkü bu gençler, tam da bu vazifeyi yerine getirdikleri için yargılanıyorlar.
Gençlerin tutuklandığı bir ülkede, aslında geleceğin kendisi tutuklanmış demektir.
Kaynakça: Evrensel, BBC Türkçe, DW Türkçe, bianet, Cumhuriyet, Türk Tabipleri Birliği, Wikipedia
Haber Veriyoruz
