Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Çok azımız gerçekleri bilerek yaşayacak.

İnsanlık bataklığın içinde olabilir.

2.709

Az bir azınlık doğruları bilecek…

— Hadi birkaç tek atalım bu akşam, biraz gecelere akalım, ne dersin?

— Veya caddeleri sokakları gezelim, karılara kızlara bakalım; belki bir iki tane düşürür, gecemizi şenlendiririz. Olmazsa bir kahve köşesinde kağıtların belini kırar, fayansları dizeriz yeni inşaatlara…

— Olmadı dertleşiriz; sen anlatırsın bu dünyayı, ben sana anlatırım var olmayı…

— Ama dur, sen dünyayı anlatırken bana yalan gelecek, ben sana var olmayı anlatırken paranoya olacağım. Peki, ne yapalım?

Düşünelim, hayal kuralım, hissedelim ve algılayalım.

Gördüğünüz iki gözle eşit bakmanız gerekirken (bazılarında biri aşağıda, biri yukarıda ya da biri kapalı) ve fiziksel kuralların geçici olduğunu bildiğiniz halde, neden hayal, his ve algılama yoluyla bir varoluşu kabul edemiyoruz?

Kalbimiz içimizde, beynimiz başımızda ve kan denen bir sıvı ile hayatta kaldığımızı biliyoruz. Hadi, “kalbinizi çıkarın, bir ilenize alın” desem — et parçasından başka ne göreceksiniz? Ya da beyninizi çıkarıp önünüze koyun desem — belki onda farklı durumlar görebilirsiniz.

Bu fiziksel varoluşun ölümlü olduğu gerçeğini kabul ediyoruz da, “kalbinin sesini dinle” derken ya da “beynini kullan” derken ne yapmamız gerekiyor?

Maalesef az bir azınlık gerçekleri bilecek ve ona göre yaşayacak. Çoğunluk ise bir bataklık içinde ilerleyecek.

Bunun tek bir sebebi olacak: İnsanı, yaradılışı, var olmayı algılayamamak… Varoluşun bir yok oluş olacağını ve kimi yaratılışlar için sonsuzluk hayatı olacağını kabullenememek… Eğer kabulleniyorsanız, neden hâlâ çoğunluk içindesiniz ve gerçeklerden uzaksınız?