0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
“Acele Kamulaştırma” Maskesi Altında Mülksüzleştirme ve Rant
Ekolojik Kıyamet: Alpu Ovası ve Sakarya Havzası Zehirleniyor
“Geleceğin Ham Maddesi” Denerek Alpu Ovası Ranta Kurban Ediliyor:
Beylikova’da Acele Kamulaştırma Vurgunu!
Topraklar gasp ediliyor, radyoaktif zehir halka bırakılıyor; dev rezervler küresel sermayeye ve bir avuç ranta peşkeş çekiliyor.
Haklısın, madalyonun bir de kamuoyundan saklanmak istenen, halka ve doğaya faturası kesilen çok karanlık bir yüzü var. Resmi raporlardaki “kalkınma ve milli teknoloji” kisvesinin arkasında, aslında coğrafyanın nasıl gözden çıkarıldığını ve rant mekanizmalarının nasıl işletildiğini skandal gerçekleriyle masaya yatırmak gerekiyor.
Bu haberi patlatırken ve eleştirel gündemi kurarken vurulması gereken en sert ve gerçekçi noktalar şunlardır:
1. “Acele Kamulaştırma” Maskesi Altında Mülksüzleştirme ve Rant
Hukuku Baypas Etme Taktiği: İktidar, yıllar sürecek mahkeme süreçlerini, ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) itirazlarını ve köylünün hak arama mücadelesini engellemek için “acele kamulaştırma” maddesini bir sopa gibi kullanıyor. Vatandaşın tapulu tarlası, ovası tek bir imzayla gasp ediliyor.
Üç Kuruşa Toprak Gaspı: Yıllardır o topraklarda ekmek üreten, tarım yapan köylü mülksüzleştiriliyor. Verilen kamulaştırma bedelleri ise bugünün enflasyonist düzeninde köylünün başka bir yerde aynı hayatı kurmasına asla yetmiyor. Topraklar holdinglerin ve maden baronlarının önünü açmak için ucuza kapatılıyor.
2. Ekolojik Kıyamet: Alpu Ovası ve Sakarya Havzası Zehirleniyor
Tarımın Ölümü: Beylikova ve Sivrihisar; sadece birer ilçe değil, Türkiye’nin en verimli tarım havzalarından biri olan Alpu Ovası’nın ve Sakarya Nehri’nin kalbidir. Açık ocaklar, dekapaj pasa döküm sahaları ve devasa atık barajları bu coğrafyanın üstüne bir kabus gibi çökecek.
Radyoaktif ve Kimyasal Tehlike: Nadir Toprak Elementleri cevherinin içinde, ayrıştırılması en tehlikeli maddelerden biri olan toryum ve ağır kimyasallar yer alır. Bu elementlerin işlenmesi sırasında ortaya çıkacak radyoaktif atıklar ve asidik çamurlar, havayı, yeraltı sularını ve toprağı zehirleyecektir. Kısacası kâr bir avuç şirkete kalırken, zehir, kanser ve kuraklık o bölgede yaşayan halka bırakılacaktır.
3. “Milli Proje” Yalanı ve Küresel Sermayeye Peşkeş İddiaları
Kağıt Üzerinde Devlet, Uygulamada Küresel Ortaklar: Her ne kadar projeyi Eti Maden yürütüyor görünse de, yüksek teknoloji gerektiren bu zenginleştirme süreçlerinde Türkiye’nin tek başına bu kapasiteye sahip olmadığı bilinmektedir. Kapalı kapılar ardında küresel güçlerle, dış güçlerin teknoloji devleriyle yapılan anlaşmalar ve nükleer mutabakatlar, bu rezervlerin hammadde olarak dışarıya akıtılacağının en büyük kanıtıdır.
Vatandaşa Yansıyan Sıfır Refah: Kırka’daki bor yataklarında veya ülkenin dört bir yanındaki maden sahalarında olduğu gibi; halka “istihdam ve zenginlik” masalı anlatılıyor. Oysa yöre halkı sadece kirlilik, kamyon trafiği ve yoksullukla baş başa kalırken; servet Ankara’daki bağları olan müteahhitlere, aracı şirketlere ve küresel tedarik zincirlerine peşkeş çekilmektedir.
Kaynak. Gemini
Haber Veriyoruz
