Kalyon PV’de çalışanlara çipli takip uygulaması.
Güvenlik mi, gözetim mi?
Kalyon PV’de çalışanlara çipli takip uygulaması: Güvenlik mi, gözetim mi?
Ankara’daki Kalyon PV güneş paneli fabrikasında çalışanlara elektronik takip kartları dağıtıldığı, uygulamanın acil durumlarda personelin yerini belirlemek amacıyla başlatıldığı bildirildi. Çalışanlar ise mesai boyunca hareketlerinin takip edilebilmesinden endişe duydu. Sonraki haberlerde uygulamadan vazgeçildiği belirtildi.
Çip iddiasının arkasında ne var?
Evrensel gazetesinin 14 Eylül 2026 tarihli haberine göre Kalyon PV fabrikasının belirli bölümlerinde çalışanlara elektronik takip cihazları dağıtıldı ve uygulama deneme aşamasında yürütüldü.
Haberde çalışanların aktardıklarına göre cihazlar, mesai saatleri içerisinde personelin nerede bulunduğu ve belirli alanlarda ne kadar zaman geçirdiği konusunda bilgi sağlayabiliyordu. Çalışanlara uygulamanın gerekçesi olarak acil durumlarda ve afetlerde yer tespiti yaparak müdahaleyi hızlandırmanın gösterildiği bildirildi.
Burada önemli bir ayrım bulunuyor: Söz konusu cihazlar vücudun içine yerleştirilen mikroçipler değil, taşınan elektronik takip kartlarıdır.
Çalışanlar neden endişeli?
Haberde görüşlerine yer verilen bazı çalışanlar, sistemin yalnızca acil durumlarda kullanılacağına ilişkin güvenceleri yeterli bulmadıklarını ifade etti. Tuvalet, yemek molası, ibadet ve dinlenme sürelerinin de takip edilebileceğinden endişe duyduklarını belirttiler.
Bu kaygıların temelinde, güvenlik amacıyla toplanan verilerin ileride performans değerlendirmesi veya personel denetimi için kullanılıp kullanılmayacağı sorusu bulunuyor.
Ancak çalışanların dile getirdiği endişeler, bu verilerin fiilen işten çıkarma veya cezalandırma amacıyla kullanıldığını tek başına kanıtlamıyor.
Uygulamadan vazgeçildiği bildirildi
Evrensel’in 26 Ekim 2026 tarihli haberinde, Kalyon PV’de bir süre uygulanan takip sisteminden yönetim tarafından vazgeçildiği aktarıldı. Bu bilgi, uygulamanın bugün hâlâ devam ettiğinin kesinleşmediğini gösteriyor.
Hukuki boyutu ne?
Kişisel Verileri Koruma Kurumu, işyerlerinde kişisel verilerin işlenmesinde belirli ve meşru amaç, ölçülülük, veri güvenliği ve çalışanların bilgilendirilmesi gibi ilkelere dikkat çekiyor.
Dolayısıyla iş güvenliği gerekçesiyle kurulan bir sistemin hukuki açıdan değerlendirilmesinde hangi verilerin toplandığı, ne kadar süre saklandığı, kimlerin erişebildiği ve verilerin hangi amaçlarla kullanıldığı belirleyici önem taşıyor.
Asıl soru: Güvenlik sağlanırken mahremiyet korunabilecek mi?
Çalışanların acil durumlarda hızlıca bulunabilmesi hayat kurtarıcı olabilir. Ancak aynı sistemin çalışma saatleri boyunca kişilerin hareketlerini izleme kapasitesine sahip olması, verilerin kullanım sınırlarının açıkça belirlenmesini gerektiriyor.
Teknoloji tek başına ne güvenliğin ne de baskının garantisidir. Belirleyici olan, sistemin hangi amaçla kullanıldığı, çalışanların nasıl bilgilendirildiği ve elde edilen verilerin kimlerin denetiminde tutulduğudur.
Haber Veriyoruz’un değerlendirmesi: Çalışan güvenliği ile çalışanların özel hayatı karşı karşıya getirilmemeli. Bu tür uygulamalarda şeffaflık, açık kurallar ve etkili denetim sağlanmadan yalnızca güvenlik gerekçesinin öne sürülmesi, kamuoyundaki soru işaretlerini ortadan kaldırmaya yetmez.


