0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
İnsanlık Birkaç Kişinin Elinde Olamaz
Dünyaya şöyle bir bakınca insanın içini sızlatmayacak bir manzara var mı?
İnsanlık Birkaç Kişinin Elinde Olamaz
Dünyaya şöyle bir bakınca insanın içini sızlatmayacak bir manzara var mı? Dengesiz birkaç kişinin aldığı kararlar yüzünden on binlerce masum can veriyor. Çocuklar enkaz altında kalıyor, kadınlar evsiz kalıyor, yaşlılar göç yollarında can veriyor. Bütün bunlar olurken bir de bakıyorsunuz ki, “petrol” denen can alıcı bir ham madde yüzünden bambaşka ülkelerin ekonomileri çöküyor, insanlar işsiz kalıyor, gelecek kaygısı her evin kapısını çalıyor. İşte tam da bu noktada şu soru kaçınılmaz hale geliyor: Bunun mantıklı bir açıklaması olması gerekmez mi?
Öyle görünüyor ki, bugün savaşı ve savaşı savunanları halk seçmiş olamaz. Seçilmiş gibi gösterildiler. Peki bu neyi gösteriyor? Şunu gösteriyor: Parayı ve ekonomiyi elinde tutanlar, ülkelerin kaderleriyle adeta oynuyorlar. Bu oyunları tek tek sıralamaya kalksak sayfalar yetmez, hem hiçbir sonuca da varamayız. Ama şu gerçeği görmek zorundayız: Yapılması gereken bazı radikal adımlar, insanlığı bir adım ileri taşıyabilirdi. Belki de kendi çıkarlarından başkasını düşünmeyen bazı yöneticilerin etkisiz hale getirilmesi, insanlık adına gerçek bir iyilik olurdu. Elbette bunu yapacak cesur insanları bulmak gerek. Ne var ki, bulunsa dahi organize olmak neredeyse imkânsız. Çünkü insanlık dinleniyor, gözetleniyor ve izleniyor. Tabii ki bütün insanlık değil.
İşte asıl mesele tam da burada başlıyor: Yılanın deliğine çomak sokanlar, araştıranlar, düşünenler, “neden” ve “nasıl” diye soranlar mercek altında. Zaten çoğunluk uyuşturulmuş durumda. O halde neden bütün insanlık izlensin ki? Sadece onları uyandırabilecek beyinler izleniyor, fikirleri çalınıyor, susturulmaya çalışılıyor. Ve bunu yapanlar, bugün bir ya da birkaç ülkeye savaş açmış, “lider” denilen insan müsveddeleri. Elbette onların da üstünde başkaları var. Uydularla tüm dünyayı izleyenler… Ama şurası unutulmamalı: Onlar da bir gün deşifre olacak. Tıpkı Epstein’ın deşifre edildiği gibi. Çünkü ne kadar gizlenirse gizlensin, gerçeklerin bir gün mutlaka ortaya döküleceğini tarih defalarca göstermiştir.
Düşünsenize: Şeytan dediğiniz varlık bile insan yaradılışını kıskanıp bencillik etti. Peki ya Yaratıcı’nın huzurunda neyi gizleyebilirsiniz? Bir yerden mutlaka patlak verecek bu. İnsanlığa hükmetmeye kalkanlar, eninde sonunda hesap verecek. Hiçbir suç cezasız kalmaz. Bugün savaş açanlar, masumları katledenler bunu bilmiyor olmalı ki bu işe kalkışıyorlar. Tarih bunun nice örnekleriyle dolu: Yozlaşmış iktidarlar, kanlı diktatörlükler, çıkar savaşları… Hepsi bir gün perdeyi kaldırdı. Kimi idam sehpalarında, kimi sürgünde, kimi tarihin tozlu sayfalarında utancıyla baş başa kaldı.
Bu satırlar bugün okunmasa da emin olun, vakti geldiğinde okunacak. Çünkü insanlık tek bir vicdandır ve o vicdan, birkaç kişinin elinde olamayacak kadar büyüktür. Ne kadar uyuşturulmaya, susturulmaya, gözetlenmeye çalışılırsa çalışılsın, hakikat bir gün mutlaka kendine yol bulur. Belki de asıl mesele, bu gerçeği hiç unutmamak: Hiçbir güç, insanlığın ortak vicdanından ve adalet duygusundan sonsuza dek kaçamaz.
Haber Veriyoruz