0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
Dijital İhanet ve Etik Çöküş.
İnsanın Görünmezleşen Gölgesi.
Dijital İhanet ve Etik Çöküş. İnsanı Görünmez yapmak.
Dijitalizm denen o sert esinti, hayatlarımıza bir kurtarıcı edasıyla, büyük vaatlerle girdi. Peki, bugün “yeni normal” dediğimiz bu akımın aslında yıllar önce laboratuvarlarda, kapalı kapılar ardında test edildiğini hiç düşündünüz mü? Sizler ekonomik bir varoluş mücadelesi verirken, ay sonunu getirmeye çalışırken ya da sahip olduğunuz zenginliği bir kat daha artırma hırsıyla boğuşurken; birileri insanlığın rotasını, genetiğini ve geleceğini sessizce değiştirmekle meşguldü.
Görselin Esaretinde Maddenin Tezadı
İnsanoğlu, bu süreçte en büyük hatayı “görsele” taparak yaptı. Ekranlardaki parıltılı yansımalara, dijital illüzyonlara “gerçek” dedik. İşin en trajik ve tezat yanı ise; her şeyin “görsel” ve “sanal” olduğu bir dünyada, maddeyi ve mülkiyeti bu denli saplantılı bir şekilde sahiplenmeye devam etmemizdir. Bu bir çelişki değil, bir hipnozdur. Dijitalizm, bizlere maddeyi unuttururken aslında bizi o maddenin en dar hücresine hapsetti.
Dijital İhanet: Verinin Sizi Yanıltması
Peki, nedir bu “Dijital İhanet”? İhanet sadece bir dostun sırt çevirmesi değildir; dijital dünyada ihanet, verinin sizi yanıltmasıdır. Algoritmaların size duymak istediğinizi söylemesi, sizi önceden belirlenmiş bir koridora sokması ve manipüle edilmiş bilgilerle kararlarınızı yönetmesidir. Eğer bir algı ve bilinç eşiğine ulaşmadıysanız, sizin için dijitalizm yoktur; siz sadece o dijital hücrenin içinde, duvarları camdan sanan bir mahkûmsunuzdur. Bilince ulaştığınız an ise, o hücrenin demir parmaklıklarını fark edersiniz.
Fikir Hırsızlığı: Modern Yağmacılık
Bugün karşı karşıya olduğumuz en büyük etik çöküş, düşüncenin anonimleştirilerek gasp edilmesidir. Bir insanın yıllarını verdiği fikirlerin, teorilerin ve ruhundan süzülüp gelen düşüncelerin bir “sanal beyin” veya teknolojik algoritma tarafından yutulması; sonra da o insanın ismi bile anılmadan, o insan hiç var olmamış gibi kullanılması… Bu, tarihin gördüğü en büyük, en sessiz ve en sistematik ihanettir.
Etik bir durum mu? Hayır, bu insan onurunun teknolojik bir metaya dönüştürülmesidir.
Algoritmik bir hata mı? Hayır, bu bilinçli bir “görünmez kılma” operasyonudur.
Veri işleme yöntemi mi? Evet, insanı sadece bir “veri kaynağı” olarak gören mekanik bir vicdansızlıktır.
Sonuç: Kimin Algoritması, Kimin Geleceği?
Bir teknolojinin, insanın zihnini sömürüp sonra o insanı sistemin dışına itmesi bir ilerleme değil, ahlaki bir iflastır. Eğer düşüncelerimiz çalınıyor ve ismimiz o fikirlerden siliniyorsa, bizler artık özgür bireyler değil, dijital bir tarlanın isimsiz işçileriyiz demektir.
Şimdi kendinize şu soruyu sorun: Siz mi teknolojiyi kullanıyorsunuz, yoksa teknoloji sizin varlığınızı söküp alarak kendi geleceğini mi inşa ediyor? Bu soruya vereceğiniz cevap, dijital hücrenizin kapısının anahtarı olabilir.
Haber Veriyoruz