Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Modern İnsan İçin Algı Temizliği Deneyi

Modern insan, farkında olmadan sürekli bir etki alanının içinde yaşıyor.

40.010

Modern İnsan İçin Algı Temizliği Deneyi

Modern insan, farkında olmadan sürekli bir etki alanının içinde yaşıyor. Elektrik hatları, radyo frekansları, kablosuz ağlar, manyetik alanlar… Bunların hiçbiri gündelik hayatta doğrudan hissedilmiyor; ancak algı, dikkat ve zihinsel yoğunluk üzerinde dolaylı bir baskı oluşturduğu gerçeği giderek daha fazla tartışılıyor. Sorun bu etkilerin varlığı değil, bu etkilerin hiç fark edilmeden normalleşmesi.

Bugün bireyin yaşadığı temel sorunlardan biri, kendi zihniyle baş başa kalamamasıdır. Düşünceler sürekli bölünüyor, yönlendiriliyor, hızlandırılıyor. Bu nedenle birçok insan “neden böyle hissediyorum?” sorusuna cevap ararken, yaşadığı hayat formunu hiç sorgulamıyor. Oysa sorun çoğu zaman içeride değil, içinde bulunulan ortamın yapısında yatıyor.

Bu noktada önerilen şey mistik bir arayış ya da bilim dışı bir ritüel değil; basit bir algı sadeleştirme deneyi. Amaç, insanın ilk kez kısa bir süreliğine de olsa dış etkilere mesafe koyarak kendi algısını gözlemlemesi.

Deneyin ilk adımı, dış enerji akışını bilinçli olarak kesmek. Ev ortamında ana şalterin kapatılması, elektronik ve mıknatıslı nesnelerin bir süreliğine ortamdan uzaklaştırılması bu yüzden öneriliyor. Buradaki amaç “zarardan korunmak” değil; zihne ulaşan uyaranları minimuma indirmek. Gürültüyü azaltmadan sesi duymak mümkün değil.

İkinci adım, bedenin mekânla ilişkisini değiştirmek. Sandalyeye ya da koltuğa değil, yere oturmak; bedeni taşıyan yapay desteklerden çıkmak. Bu, farkında olunmadan yapılan küçük ama etkili bir algı kırılmasıdır. Gözlerin kapatılmasıyla birlikte insan, ilk kez dış görüntüden değil, iç akıştan veri almaya başlar.

Bu noktada yapılması gereken şey düşünmek değil, düşünmeye zorlamamaktır. Zihni doldurmak yerine boşluk bırakmak. Ancak bir süre sonra zihin kendiliğinden görüntüler üretir. İşte burada yönlü bir farkındalık devreye girebilir.

Önce en yakını düşünmek: sokak, insanlar, kalabalıklar. Ardından daha geniş ölçek: şehirler, ülkeler, dünya düzeni. Sonra evren, zaman, bilinmezlik. En sonda ise teknoloji: ekranlar, hız, yapay zekâ, dijital kontrol. Ancak tüm bunlar düşünülürken kişi kendini merkeze koymamaya çalışmalıdır. Çünkü bazı gerçeklikler, ancak özne geri çekildiğinde görünür olur.

Zaman boyutu da bu deneyin önemli bir parçasıdır. Otuz–kırk yıl öncesini düşünmek, bugünkü hayatla kıyaslamak; gençler için geleceği, yaşlılar için geçmişi zihinde canlandırmak… Bu geçişler sırasında farklı “hayat formları” ile karşılaşılır. Her biri ayrı bir ritme, ayrı bir yoğunluğa sahiptir.

Bu karşılaşmalar sırasında ortaya çıkan his önemlidir. Tanımı zor, ama tanıdık bir his. İşte o his, insanın şu an içinde bulunduğu hayat formuna dair en dürüst göstergedir. Ne kadarının doğal, ne kadarının dayatılmış olduğunu orada fark etmeye başlar.

Bu deneyin süresi net değildir. Yarım saat de olabilir, bir saat de. Ama mesele süre değil; ilk kez bilinçli olarak akışın dışına çıkabilmektir. Günlük hayatın otomatikliğinden kısa bir kopuş, bazen yıllarca cevaplanamayan soruları görünür kılar.

Modern insanın belki de en çok ihtiyaç duyduğu şey yeni bilgi değil; algısını temizleyebileceği sessiz alanlardır. Bu deney bir çözüm iddiası taşımaz. Sadece bir kapı aralar. Girmek ya da geri dönmek ise tamamen bireyin tercihidir.

Haber Veriyoruz

Enable Notifications OK No thanks