Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Bilim Nerede Duracağını Bilmelidir

İnsan Özünü Korumayan İlerleme, İlerleme Değildir

47.445

Bilim Nerede Duracağını Bilmelidir

İnsan Özünü Korumayan İlerleme, İlerleme Değildir

İlerlemenin Sorgulanması

Bilimin insanlık için çalıştığına inanmak, artık saf bir kabulleniş haline gelmiştir. Oysa bilimsel gelişmelerin pratiğe yansımasına bakıldığında, insanın faydasından çok insanın dönüşümü, hatta insanın yeniden tanımlanması hedeflenmektedir. Bilim, “anlamak” için yola çıkmışken, bugün “müdahale etmek” noktasına dayanmıştır. İşte asıl sorgulanması gereken eşik burasıdır.

Bu metin, bilime karşı bir reddiye değil; bilimin vicdanına yazılmış bir sınır çağrısıdır.

İnsan Çözümlenebilir, Ama Yeniden Yazılamaz

İnsan bedeni çözümlenebilir. Hücreler, organlar, sinir sistemi, beyin… Bunların anlaşılması bilimin doğal görevidir. Ancak anlamak ile oynamak arasında aşılması tehlikeli bir çizgi vardır.

İnsan: Bir deney nesnesi değildir. Genetik bir ham madde değildir. “Yeni tür” üretme arzusunun malzemesi hiç değildir

Hücrenin kökeni sıradan bir biyolojik yapı olmayabilir. Orada, henüz bilimin erişemediği bir ilk düzen, bir kaynak kod bulunuyor olabilir. Bu kaynak kod, insanın kendisine değil, onu var edene ait olabilir.

Ve şu soru kaçınılmazdır: Bir bilim insanı, ürettiği bir yazılımın kaynak koduna izinsiz girilmesini ister mi? Hiçbirisi istemez. O halde insanın, hayvanın ve yaşamın kaynak koduna müdahale etme yetkisini kim verdi?

Teknoloji ve Yazılım: Araç Olmaktan Çıkarsa

Teknoloji ve yazılım, insan için bir araç olarak anlamlıdır. Amaç haline geldiği anda insanı dönüştürmeye başlar.
Bugün yazılım: Davranışı ölçüyor. Alışkanlıkları şekillendiriyor. Bilinci yönlendiriyor. Duyguyu veriye çeviriyor.
İnsan ise: Bir algoritma değildir. Optimize edilecek bir sistem değildir.

Veri setine indirgenecek bir varlık değildir

Eğer teknoloji insan özüne dokunursa, sadece insan zarar görmez. Teknoloji de yozlaşır. Yazılım da anlamını yitirir. Bu, çift taraflı bir kayıptır.

Bilimin Unuttuğu Kavram: Sınır

Gerçek bilim, her şeyi yapabilen değil; nerede duracağını bilen bilimdir.

Bilim:
“Yapabiliyorum” dediği için değil. “Yapmalıyım” dediği yerde ilerlemelidir.
Bugün hâkim olan anlayış şudur:“Mümkünse yapılır.” Bu, bilimin dili değildir. Bu, kontrol arzusunun dilidir.
Oysa bilim bazen durmalıdır. Durmak; geri kalmak değildir. Durmak; korkmak değildir. Durmak; cehalet hiç değildir.
Durmak, sorumluluk almaktır.

Hayvanlar ve Yaşam Formları: Sessiz Uyarı

İnsanla birlikte hayvanlar üzerinde yapılan genetik müdahaleler, yalnızca etik değil, varoluşsal bir sorundur. Çünkü yaşam formları bir zincirin halkalarıdır. Bir halkayla oynamak, bütün sistemi etkiler.

Yaşam: Tasarlanacak bir ürün değil. Güncellenecek bir yazılım değil. Versiyonlanacak bir proje değildir. Bilim, yaşamı koruduğu sürece bilimseldir.

Bilim İnsan İçindir, İnsan Bilim İçin Değil

Bilim gelişmelidir, evet. Ama insanı bozmadan. Hayatı dönüştürmeden. Özü parçalamadan.
İnsanı aşmaya çalışan bilim, kendi meşruiyetini kaybeder.
Çünkü insan özü zarar gördüğünde: Bilimin çalışacağı bir insan kalmaz. Teknolojinin hizmet edeceği bir hayat kalmaz
Bilim, insanı koruduğu sürece ilerlemedir. Aksi hâlde sadece hızlanan bir kayboluştur.

Hakikat Platformu Notu

Bu metin, bilimi reddetmez. Bilimi yerine çağırır. İlerlemenin yönünü, hızını ve sınırını sorgular. Çünkü hakikat, her zaman şunu hatırlatır: Her yapılabilen şey, yapılması gereken değildir.

Hakikat

Enable Notifications OK No thanks