0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
Haram olsun, zehir zıkkım olsun, burnunuzdan gelsin” vs.
İnsanlar eskiden — tabi insan dediğim Müslümanlar — çaresiz kaldıklarında ne derlerdi? “Zehir zıkkım olsun, haram olsun, burnundan gelsin, hayrını görme” vb. Bu sözler, inançsal olarak haklarını ve hukuklarını helal etmiyorlar anlamına geliyordu. Zaten başka ne anlama gelebilir ki?
O zamanlara tekrar geri döndük. Bizi bir zamanlar demokrasi, özgürlük, barış, kalkınma, ilerleme, büyüme, hukuk falan diye kelimelerle kandıranlar o kadar çok sömürdüler ki — ta ki paramızdan altı adet sıfır atıldı, iki kez paramız yenilendi. Ama siz çabuk unuttunuz…
Bir de “hukuk” derler, Anayasa, kanunlar falan filan… Demek ki bunlar da kurulan “Düzen”in bir parçasıymış. Şimdi bunu görüyor ve anlıyoruz.
Artık çaresizlikten tekrar inançsal durumlara sarıldık. Neden mi? Çünkü gördük ki tüm yaşam formundaki hayat faaliyetleri sadece “Düzen”e hitap ediyor. Bizler birer kobay ve deneğiz…
Hakkımızı arayamıyoruz; üstelik hakkımıza tecavüz ediliyor, emeğimiz çalınıyor, birçok maddi açıdan sömürülüyoruz. Ama bu sömürüyü fazla hissetmiyoruz çünkü yavaş yavaş, azıcık azıcık sömürüyorlar.
Siz de zaten bu sömürü sistemini kabul etmişsiniz. Ondan dolayı sömürmelerine izin veriyorsunuz.
İşte çaresizlik bu… Ama kusura bakmayın, ben çaresizliğimin sonucunda sadece şunu diyorum: “Haram olsun, zehir zıkkım olsun, burnunuzdan gelsin, en kısa zamanda iflas edin. Ya da uzaylılar gelsin, ya da büyük bir felaket olsun da aklınız başınıza gelsin.”
Keza bunları söylemek zorundayım. Yoksa aldığımız nefes bile bize zor gelecek bir hayata doğru ilerleyeceğiz. Her şeye “okey” derseniz, her şeyi kabul ederseniz, sonra sizi ele geçirmelerine gerek kalmaz — zaten teslim olmuş olursunuz…
Haklısınız, bu hayat sizin hayatınız… Geleceğe bırakacağınız yaşam, sizin geçmişiniz olacak.
