Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Doymak ve Soymak Bilmeyenler…

Ya bugün ayağa kalkarsın ya da oturduğun yerde kalırsın

101.114

Doymak ve Soymak Bilmeyenler…

Ya bugün ayağa kalkarsın ya da oturduğun yerde kalırsın

Her canlının bir doyma sınırı vardır. Karnını doyurur, ihtiyacını karşılar ve yaşamına devam eder. Peki, kendisini akıllı olarak tanımlayan insan neden doymak bilmiyor? Milyonlar yetmiyor, milyarlar yetmiyor. Bir ev yetmiyor, bir servet yetmiyor. Peki, bu doyumsuzluğun bedelini kim ödüyor?

Bir tarafta ay sonunu getiremeyen, çocuğunun ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan insanlar; diğer tarafta her geçen gün daha fazlasını isteyenler var. Sorun zengin olmak değil, başkalarının hakkını hiçe sayarak zenginleşmek. Asıl mesele, birilerinin refahı artarken neden başkalarının yaşamı giderek zorlaşıyor?

İlim ilerliyor, insan neden geride kalıyor?

İnsanlık teknoloji sayesinde akıl almaz imkânlara ulaştı. Bilgiye erişmek artık çok kolay. Ben artık yalnızca bilim demek istemiyorum; çünkü bilginin hangi amaçla kullanıldığı da önemli. Teknoloji ilerliyor ama insanlık aynı hızla ilerliyor mu? İnsanlar birbirine daha mı saygılı, toplumlar daha mı adil?

Her şey gözümüzün önündeyken hâlâ okumak, okula gitmek ve eğitim almak istemeyen çocuklar var. Peki, neden?

Bir genç, yıllarca okuyup emek verse bile geleceğinden emin olamıyorsa; çevresinde dürüst çalışmanın değil, ayrıcalıkların kazandırdığını düşünüyorsa nasıl umutlu olsun? Elbette her sorunun nedeni aynı değil. Ancak gelecek korkusu, bedensel yorgunluk, sağlık sorunları ve değersiz hissetmek insanın mücadele etme isteğini zayıflatabilir.

İnsan, çabasının bir anlamı olduğuna inanmadığında geleceğe dair umudunu da kaybedebilir.

Peki, bu noktaya nasıl geldik?

Duyarsız kalarak, sorgulamaktan vazgeçerek ve zamanla haksızlıkları normal kabul ederek…

Bir başkasının hakkı yenirken sustuk. Geçim sıkıntısı yaşarken şikâyet ettik ama nedenlerini araştırmayı ihmal ettik. Bazen korktuk, bazen de “Böyle gelmiş, böyle gider.” dedik.

Siyasette de isimlere ve sloganlara değil, sonuçlara bakmalıydık. Adalet ve kalkınma vaatlerinin gerçekten karşılık bulup bulmadığını sorgulamalıydık. Çünkü bir yönetimin başarısı, kullandığı kelimelerle değil, insanların hayatında yarattığı sonuçlarla ölçülür.

Doymak bilmeyenleri yalnızca kendi açgözlülükleri ayakta tutmaz. Denetimsiz güç, hesap vermeme kültürü ve toplumun sessizliği de haksızlıkların sürmesine zemin hazırlayabilir.

Bugün susarsak yarın ne olacak?

Çocuklarımıza dürüst olmayı, çalışmayı ve eğitim almayı öğütlüyoruz. Peki, onlara emeğin karşılığını bulduğu, adaletin korunduğu bir dünya bırakabiliyor muyuz?

Gelecek nesiller belki de bize şu soruyu soracak: “Yanlışları gördünüz. Peki, neden değiştirmek için yeterince çaba göstermediniz?”

Elbette herkesin koşulları aynı değil. Bazen susmak bir zorunluluk olabilir. Ancak korku ve umutsuzluk yüzünden hak aramaktan tamamen vazgeçersek haksızlıkların devam etmesini kolaylaştırırız.

Çözüm; okumak, araştırmak, sorgulamak, hakkını hukuki yollarla aramak ve başkasının hakkını da kendi hakkımız kadar önemsemektir.

Çünkü insanın değeri yalnızca sahip olduklarıyla ölçülmez. Nasıl kazandığı, başkalarına nasıl davrandığı ve adaletsizlik karşısında nasıl bir tutum aldığı da önemlidir.

Bugün ayağa kalkmak, her şeyin yarın düzeleceği anlamına gelmez. Ama hiçbir şey yapmadan beklemek de geleceğin kendiliğinden düzeleceği anlamına gelmez.

Unutmayın: Bir toplumun geleceğini yalnızca yönetenler değil, o toplumun neyi kabul ettiği ve neye itiraz ettiği de belirler.

Mesele yalnızca kimin doyduğu, kimin soyulduğu değildir. Mesele, bütün bunlar yaşanırken insanlığımızdan ne kadarını koruyabildiğimizdir.

Mehmet Arkın Gürbüz

GTM-W3RBD52X