0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
Anayasa İşlemiyor… Hukuk Ayaklar Altında
Adalet ceza evine atılmış.
Anayasa İşlemiyor… Hukuk Ayaklar Altında
Bir ülke düşünün ki anayasa maddeleri açıkça ihlal edilmesine rağmen hukuk sistemi tarafından etkili biçimde durdurulamıyor. Türkiye’de bugün yaşanan tablo budur: Anayasa’nın ilk dört maddesi ihlal edilmesine rağmen hukukun üstesinden gelemediğini ya da gelmek istemediğini görüyoruz. Peki bunun sebebi nedir?
Bugün Anayasa Mahkemesi, Yüksek Yargı Denetimi ve Sayıştay gibi kurumların varlığına rağmen Anayasa maddelerinin ihlallerinin derinleşerek sürmesinin arkasında ne yatıyor? Biz, Haber Veriyoruz (haberveriyoruz.com) olarak bu soruyu sorduk, konuyu araştırdık ve bir dizi teori ürettik. Bunlar, hukuk sistemimizin işleyişini anlamamız için göz önünde bulundurulması gereken olgular.
Savcılar ve hakimler gerçek meslek sahipleri mi, yoksa başka bir metreyle mi ölçülüyorlar? Bir iddia: savcılar ve hakimler, adalet öznesi olarak değil, “kurum içi konumlar” olarak mı hareket ediyorlar? Eğer mesleklerinin özündeki bağımsızlık, tarafsızlık ve hesap verebilirlik zayıflamışsa, kararlar güvenilir bir hukukun temel taşlarından sarsılıyor demektir.
Savcılar ve hakimler, işlenmiş bir suçun içinde mi yer alıyorlar? İddia, bağımsız yargının güvenilirliğini tehdit eden bir karanlığı işaret ediyor. Böyle bir durum, kamuoyunda adalet duygusunu derinden sarsar ve “yargı bağımsız mı, yoksa siyasetin veya bazı çıkar odaklarının aracına mı dönüştü?” sorusunu gündeme getirir.
Seçilmiş bir düzen, herkese ne yapacağını yukarıdan mı bildiriyor? Bazı yaklaşımlara göre, ülkenin “düzeni” olarak kabul edilen yapılar, kararları merkezi otorite tarafından belirlenen bir çerçevede yürütüyor olabilir. Bu durumda tüm hakim ve savcılar bu yüksek düzeyden gelen yönergelere tâbi kılınıyor ve bağımsızlık, gerçek anlamını yitiriyor olabilir.
Savcılar ve hakimler kanunları ve yasaları okumuyorlar mı? Görgü kuralları, eğitim ve mesleğin onuru gereği, bir yargıcın cübbesiyle bağdaşmayan bir yaklaşımın sürmesi, tutarlı bir hukukun işlemesini zorlaştırır. Yeminler, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi gibi uluslararası normlar, Türkiye’nin BM ile bağlayıcı yükümlülükleriyle uyum içinde olmalı, uygulanabilir biçimde işler halde tutulmalıdır. Aksi halde, “kutsal cübbe” altındaki sorumluluklar sarsılır.
İtaatçilik ve tek adam rejimine bağlanan bir vicdan Kuvvetli bir eleştiri olarak öne sürülen bu madde, hukukun “üstünün üstüne çıkarılarak” kullanılmasına hizmet eden bir yaklaşımı işaret eder. Kanunlar ve yasalar, tek bir kişinin iradesine bağlı olarak yeniden tanımlanıyorsa, adaletin evrensel ilkesine zarar verir ve toplumun güvenini zedeler.
Peki Yüksek Savcılar ve Hakimler Kurulu (YSHK) ne yapmalı? Hukukta hiyerarşik bir sistemin varlığı, Anayasa ihlallerinin neden hâlâ karşısında duramıyor? Bu sorunun yanıtını ararken, mevcut kurumlar arasındaki ilişkiyi ve işlevleri baştan gözden geçirmek gerektiğini savunuyoruz.․․․
Haber Veriyoruz
