Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Kahramanmaraş’ta Okul Katliamı: Asıl Suçlu Kim?

Toplumsal Şiddetin Görünmeyen Yüzü

75.103

Kahramanmaraş’ta Okul Katliamı: Asıl Suçlu Kim? Toplumsal Şiddetin Görünmeyen Yüzü

Türkiye eğitim tarihinin en karanlık sayfalarından biri olarak kayıtlara geçen Kahramanmaraş’taki okul katliamı, sadece bir bireyin değil, bir sistemin, bir kültürün ve toplumsal bir körleşmenin sonucu olarak karşımızda duruyor. Olayın ötesine geçip derinlemesine baktığımızda, ürkütücü bir tabloyla karşılaşıyoruz: Gerçek suçlu yalnızca tetiği çeken çocuk değil, aynı zamanda şiddeti normalleştiren bir toplum.

Bugün Türkiye’de vizyondaki filmlerin neredeyse tamamında silahlar konuşuyor. Silah yoksa orada kılıçlar, alt adı olmayan ilişkiler, evlilik dışı çocuklar, şöhret hırsı ve sınırsız bir güç gösterisi var. Diziler ve filmler, genç zihinlere bilinçsizce sunulan birer suç zemini hâline gelmiş durumda. Özellikle yerli yapımlardaki acemice işlenmiş şiddet sahneleri, gençler tarafından “kurmaca” olarak değil, “gerçek hayatta olabilecek olaylar” olarak algılanıyor. Oysa yabancı yapımların çoğunda, filmin başında veya sonunda bir uyarı mutlaka yer alıyor; anlatılmak istenen mesaj, şiddetin yüceltilmesi değil, eleştirilmesi üzerine kuruluyor. Bu, Türk sinema ve dizi sektörü ile yabancı yapımlar arasındaki en temel farklardan biridir.

Haber Veriyoruz

Elbette Amerika Birleşik Devletleri’nde de okul saldırıları yaşanıyor. Ancak bu saldırıların büyük kısmı, belirli bir ideolojiyi savunma, sistemi yargılama veya terör eylemi olarak nitelendirilebilecek motivasyonlarla gerçekleşiyor. Oysa Türkiye’deki vakaların trajikomik yanı, bu kadar derin bir ideolojik sebep olmaksızın, tamamen özensizlik, ihmal ve sevgisizlik sonucu patlak vermesidir. Bir polis memurunun çocuğunun evde kolayca ulaşabildiği bir silahı alıp okula götürmesi ve arkadaşlarını katletmesi… Bunun adı ne terör ne de ideolojidir; bunun adı ihmaldir, denetimsizliktir, sevgisizliktir, umutsuzluktur ve belki de en tehlikelisi: “hükmetme” arzusudur.

Bu katliam sadece bir babanın silahını saklamaması meselesi değil; şiddeti eğlence, kurtuluş veya güç gösterisi aracı olarak sunan bir medya anlayışının, eğitim sistemindeki çaresizliğin ve aile içi iletişimsizliğin toplamıdır. Asıl suçlu, tetiği çeken parmaktan çok, o parmağa tetiği çektiren zihniyettir.

Gündemin yorumlanması:
Biz bu haberi verirken değil, yorumlarken şunu söylemek zorundayız: Bir çocuğun eline silah alıp okula gitmesi, onun kişisel sapkınlığı değil, bizim ortak ihmalkârlığımızdır. Dizilerde şiddeti özendiren senaristlerden, evinde silahı çocuğunun ulaşacağı yerde tutan ebeveynlere; şiddeti “reyting” gören yapımcılardan, bu görüntüleri sansürsüz yayınlayan ekranlara kadar herkesin bu trajedide payı vardır. Eğer gerçekten “bir daha yaşanmasın” diyorsak, önce şu soruyu sormalıyız: Biz hangi toplumu inşa ediyoruz?

Haber Veriyoruz