0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
LGBT nedir? Kimler ortaya attı, kimler destekliyor…
Bu terimin tek bir "ortaya atanı" yoktur.
LGBT kabul edilebilir mantıklı bir duruş değildir.
İnsanlığın Doğası ve Yaşam Formları Üzerinden Bir Bakış
Bir insan olmanın öncelikle bir duruşu, adabı ve ahlaki bir çerçevesi olması gerekir. Peki bu çerçevenin temelinde ne var? Yaşamın kendisi. Yaratılışın en temel kuralı, tüm canlı türlerinin devamını sağlamak üzere iki temel cinsiyet üzerine inşa edilmiştir: dişi ve erkek. Bu, yalnızca insana özgü bir toplumsal sözleşme değil, aynı zamanda biyolojik ve evrensel bir zorunluluktur.
Doğadan Deliller: Üreme ve Cinsiyetin Rolü
Gelin, bu durumu yaşam formlarımızdan örneklerle somutlaştıralım:
Memeliler ve Kuşlar: Aslan sürüsünü ele alalım. Sürünün devamı, bir erkek aslan ile dişi aslanların birleşmesiyle sağlanır. Dişi aslan, yavrularını doğurur, sütüyle besler, onlara hayatta kalmayı öğretir. Erkek aslan ise sürüyü korur, avlanır ve dişiyle birleşerek neslin devamını garanti altına alır. Bir erkek aslanın başka bir erkek aslana, bir dişi aslanın başka bir dişi aslana cinsel yönelim göstermesi, türün devamlılığı için anlamsızdır, hatta zararlıdır. Aynı kural, kartallar, penguenler veya kurtlar için de geçerlidir. Doğada, yavrularını birlikte büyüten tek eşli çiftlerin neredeyse tamamı erkek-dişi birlikteliğinden oluşur.
Böcekler ve Deniz Canlıları: Arı kovanına bakın. Kovanın tek amacı, kraliçe arının (dişi) erkek arılarla (iğnesiz arılar) birleşerek yeni nesil arılar üretmesidir. İşçi arılar (kısır dişiler) ise kovanın düzenini sağlar. Burada da cinsiyetler arasında katı bir iş bölümü ve üreme odaklı bir düzen vardır. Hiçbir işçi arı, başka bir işçi arıyla “eş” olmaya kalkışmaz. Deniz atlarında ise erkek, yumurtaları keseğinde taşır ve doğurur. Bu, cinsiyet rollerinin tersine döndüğü bir örnektir, ancak yine karşı cinsin birleşmesi söz konusudur. Yani doğa ne kadar esnek olursa olsun, üremenin temel dinamiği asla dişi-dişi veya erkek-erkek üzerine kurulmamıştır.
Bitkiler Alemi: Elma ağacını düşünün. Çiçekleri, arılar ve rüzgar aracılığıyla erkek organından (stamen) dişi organına (pistil) polen taşınarak meyve oluşur. Burada da iki farklı cinsiyet organının birleşmesi vardır. Bir bitkinin kendi kendini veya aynı cinsiyetteki bir başka bitkiyi döllemesi mümkün değildir. Doğurganlık, farklı olanın birleşmesini gerektirir.
İnsan Neden Bu Kuralın Dışına Çıksın?
İnsan, akıl ve iradesiyle doğanın bu değişmez yasasını fark edebilen tek canlıdır. Yaratıcı, tüm bu yaşam formlarında olduğu gibi insanı da erkek ve kadın olarak yaratmış ve “çoğalın, dünyayı doldurun” emrini vermiştir. Bu, kadim ve değişmez bir kabuldür.
O halde, kalkıp da “kadın kadına, erkek erkeğe ilişki”yi savunmak, hem doğanın hem de yaratılışın bu açık gerçeğini inkâr etmek demektir. Bu durum:
Doğurganlığı yok sayar.
Neslin devamını riske atar.
Ailenin temel yapısını (anne, baba, çocuk) bozar.
Cinselliğin doğal amacını (üreme ve bağ kurma) sadece hazza indirger.
Bu Bir Özgürlük Meselesi Değildir
“Bireysel özgürlük” adı altında bu durumu savunmak, insan haklarını çarpıtmaktır. Bugün dünyada açlıktan ölen milyonlarca çocuk varken, tecavüze uğrayan kadınlar varken, savaşlarda hukuku çiğnenen masumlar varken, özgürlük talebini cinsel tercihlere hapsetmek büyük bir vebaldir. Gerçek özgürlük, insanın kendi cinsiyetini ve rolünü doğaya ve yaratılışa uygun şekilde yaşamasıdır.
LGBT akımı, ne ahlaki bir temele dayanır, ne kültürel bir değeri vardır, ne de dini herhangi bir meşruiyeti. Bu, doğadaki her canlının fıtratına aykırı, sonradan üretilmiş bir oyundur. Bu oyunla insanların algıları, aile yapıları, hatta yiyecek ve içeceklerle cinsel arzuları bile değiştirilmeye çalışılmaktadır.
Biz, HaberVeriyoruz olarak bu oyunu kabul etmiyoruz. İnsan onuru, ancak erkek ve kadının doğal ve kutsal birliğinde yücelir. Gerisi, insanlığın özüne ve yaşam formlarının değişmez kurallarına ihanettir.