0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
Serbest Titreşim.
Hapsolan Titreşim Diyagramı
Titreşim, Uyum ve Bilinç:
Enerji Kaynaklı Yaratılış Tezi Bağlamında Serbestlik Yasası
Bu çalışma, Enerji Kaynaklı Yaratılış Tezi kapsamında, titreşimin fiziksel boyutta bilinç eşiğine ulaştıktan sonra iki farklı yönde ilerleyebileceğini öne süren Serbestlik Yasasını ele almaktadır. Özellikle Dünya dışı ortamlarda (uzayda) uzun süre bulunan insanlarda gözlemlenen bilişsel ve nörolojik değişimler, canlılığın yalnızca biyolojik değil; aynı zamanda çevresel titreşim alanlarıyla uyumlu çalışan bir sistem olduğunu göstermektedir. Makalede, titreşimin fiziksel boyutta hapsolması ile serbest kalması arasındaki farklar açıklanmakta; bunun bireysel bilinç, algı, ego, fanatizm ve farkındalık gibi kavramlarla ilişkisi tartışılmaktadır.
Canlılığın kökenine dair klasik biyolojik ve fiziksel yaklaşımlar, çoğunlukla madde merkezli açıklamalar sunar. Ancak bu yaklaşımlar, bilincin neden aynı biyolojik donanıma sahip bireylerde farklı düzeylerde ortaya çıktığını açıklamakta yetersiz kalmaktadır. Enerji Kaynaklı Yaratılış Tezi, varoluşu enerji–titreşim–yoğunlaşma döngüsü üzerinden ele alarak, bilinci bu döngünün doğal bir sonucu olarak konumlandırır.
Bu bağlamda temel soru şudur:
Titreşim, fiziksel boyutta bilinç eşiğine ulaştıktan sonra nasıl bir yol izler?
1. Titreşim ve Fiziksel Boyutun Oluşumu
Enerji Kaynaklı Yaratılış Tezi’ne göre evrendeki tüm oluşumlar, tekil bir enerji kaynağından yayılan titreşimin farklı yoğunluk seviyelerine ulaşmasıyla meydana gelir. Titreşim yoğunlaştıkça:
Fiziksel boyut oluşur. Madde ortaya çıkar. Canlılık için uygun yapılar gelişir. Ancak fiziksel boyut, titreşimi taşıyan bir yapı olmakla birlikte, onu sınırsız biçimde barındıramaz. Bu noktada gezegenlerin manyetik alanları, yerçekimi ve elektromanyetik dengeleri devreye girer.
2. Uyum Yasası: Dünya ve Dünya Dışı Ortamlar
Dünya, insan bedeni ve bilinci için özgün bir uyum alanı sunar. Manyetik alan, kozmik radyasyon filtresi ve yerçekimi, insan biyolojisinin ve bilişsel süreçlerinin dengeli biçimde çalışmasını sağlar.
Uzay ortamında ise: Yerçekimi azalır veya yok olur, Manyetik koruma zayıflar, Kozmik radyasyona maruziyet artar.
Bu durum, uzun süre uzayda kalan insanlarda beyin yapısı ve bilişsel süreçlerde kalıcı değişimlere yol açmaktadır. Bu bulgular, bilincin yalnızca beyin dokusuna değil, aynı zamanda bulunulan titreşim alanına da bağlı olduğunu göstermektedir.
3. Bilinç Eşiği ve Titreşimin Ayrışması
Titreşim, fiziksel boyutta belirli bir yoğunluğa ulaştığında bilinç eşiği oluşur. Bu eşik, kritik bir kırılma noktasıdır. Bu noktadan sonra titreşim iki farklı yönde ilerler:
3.1 Hapsolan Titreşim
Titreşimin fiziksel ve zihinsel yapıda dolaşımını kaybetmesi durumudur. Enerji sıkışır, dönüşemez ve yeni algılar üretemez. Bu durumun bireydeki yansımaları:Saplantı, Ego yoğunlaşması, Fanatizm, Kör inanç, Fantaziyi gerçeklik yerine koyma Algı kapanması. Bu bireyler genellikle “emin” görünür; ancak bilinç üretimleri sınırlıdır. Enerji, dönüşemediği için farkındalık yaratamaz.
3.2 Serbest Kalan Titreşim
Titreşimin bilinç içinde dolaşımını sürdürmesi ve yeni algılar üretmesidir. Enerji burada dönüşebilir, genişleyebilir ve kendini yenileyebilir.
Bu durumun bireydeki yansımaları: Sorgulama yetisi, Sezgi, Empati, Ego çözülmesi. Hakikat arayışı
Bilinç genişlemesi. Bu bağlamda bilinç, enerjinin hapsolduğu bir alan değil; dolaşım ve dönüşüm alanı olarak tanımlanır.
4. Serbestlik Yasası (Alt Yasa Önerisi)
Bu çalışma kapsamında önerilen yasa şu şekilde formüle edilebilir:
Serbestlik Yasası: “Titreşim, fiziksel boyutta bilinç eşiğine ulaştığında ya serbest kalır ya da hapsolur. Serbest kalan titreşim bilinç üretir; hapsolan titreşim algıyı sınırlar.” Bu yasa, bireyler arasındaki bilinç, algı ve farkındalık farklarını açıklayan temel bir çerçeve sunmaktadır.
5. Tartışma
Toplumlarda yaygın olarak gözlemlenen fanatizm, kör bağlılık ve gerçeklikten kopuk düşünce biçimleri, yalnızca sosyolojik ya da eğitsel eksikliklerle açıklanamaz. Bu olgular, enerjinin fiziksel ve zihinsel düzeyde dolaşımını kaybetmesiyle de ilişkilendirilebilir.
Serbest kalan titreşim ise bireyi rahatsız eder; çünkü hakikat, titreşimi yükseltir ve konfor alanını bozar. Bu nedenle her birey bilinç düzeyine aynı anda veya aynı ölçüde erişemez.
Bu makale, Enerji Kaynaklı Yaratılış Tezi kapsamında bilincin, titreşimin fiziksel boyutta ulaştığı bir serbestlik durumu olduğunu ortaya koymaktadır. İnsanlar biyolojik olarak benzer yapılara sahip olsalar da, titreşim özgürlükleri aynı değildir. Bu fark, bireysel ve toplumsal bilinç düzeylerini belirleyen temel unsurlardan biridir.
EKYT