Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Zengin Olmanın Görünmeyen Yüzü

Fakirliğin kader diye tanımlanması üzerine

95.107

Zengin Olmanın Görünmeyen Yüzü

Fakirliğin kader diye tanımlanması üzerine

Fakirlik bir kader değildir; öğretilmiş bir kabulleniştir. Zenginlik ise çoğu zaman masum bir başarı hikâyesi değil, sistematik bir düzenin sonucudur. Bu düzen; eğitimden medyaya, inançtan dile kadar birçok alanda insanlara fark ettirilmeden inşa edilmiştir.

Fakirlik nasıl “kader” olarak öğretildi?

Hiç kimse fakir doğmaz. İnsanlar fakirliğe alıştırılır. Bu alıştırma çoğu zaman “eğitim” adı altında yapılır.
Ancak burada kritik bir ayrım vardır: Biz eğitim almadık, eğitildik. Eğitim sorgulatır, düşündürür ve birey üretir.Eğitilmek ise itaat eden, kabullenen ve susan bireyler yaratır.

Bu nedenle fakir birey:Neden fakir olduğunu sorgulamaz.Zengini doğal bir üstünlük gibi görür. Kendi yoksunluğunu “kader”, “imtihan” ya da “takdir” olarak tanımlar. İşte fakirliğin gerçek başlangıç noktası tam olarak burasıdır.

Medya, algı ve görünmeyen yönlendirme. Bugün fakirliğin normalleşmesindeki en büyük pay medya düzenine aittir.

Televizyonlar, cep telefonları, sosyal ağlar ve dijital platformlar aynı mesajı tekrarlar: “Çok çalışırsan zengin olursun”, “Başaramıyorsan sorun sensin”, “Sistem adil, sen eksiksin”

Oysa bu mesajlar: Uydular aracılığıyla yayılır. Bu uyduları yöneten merkezlerde üretilir. Ardından ekranlar ve bildirimlerle topluma pompalanır. Bu bir tesadüf değil; algı yönetimidir. Fakirlik insanlara öğretilmez, kabullendirilir.

Zenginlik ve fakirlik kelimeleri masum mu?

“Zengin” ve “fakir” kelimeleri masum değildir.Bu kavramları oluşturan ve yüceltenler, bu ayrımdan kazanç sağlayanlardır.

Çünkü:

Zenginlik kutsallaştırılırsa, Fakirlik aşağılanır, Aşağılanan itiraz edemez.

Oysa gerçek şudur: Hiçbir büyük servet; Kimseye dokunmadan, Kimseyi eksiltmeden, Kimsenin hakkına girmeden oluşmaz. Zenginliğin arkasında çoğu zaman başkasının eksilen payı vardır. Hırs, inanç ve meselenin özü

Zenginliğin temelinde çoğu zaman hırs bulunur. Ancak mesele yalnızca ekonomik değildir.
Varlık düzeninde her şey en tepede inançla son bulur.İnanç bozulduğunda ahlak aşınır. Ahlak aşındığında hukuk eğilir. Hukuk eğildiğinde hak gasbı normalleşir.

Bu yüzden mesele sadece para değildir; inançsız güç meselesidir. İnancı olmayan güç, sınır tanımaz. Hak, hukuk ve sessiz korku.

Bugün birçok büyük servet: İnsanların haklarını ihlal ederek, Emeği değersizleştirerek, Doğayı sömürerek,Hukuku eğip bükerek oluşturulmuştur.

Fakirler bunu bilmiyor mu? Biliyor. Ama korku var.

Sistem şunu öğretmiştir: “Ses çıkarırsan daha da yoksullaşırsın.” Bu korku, fakirliğin en kalın zinciridir.
Kurulan her düzen yıkılmak için vardır. Tarih boyunca hiçbir düzen sonsuza kadar sürmemiştir. Çünkü her yapı, yıkılma ihtimaliyle kurulur.

Bugün adaletsizlik üzerine inşa edilen bu düzen de bir istisna değildir.Bunu en iyi bilenler ise düzeni kuranlardır.

Bu yüzden korku sadece fakirin değil, zenginin de içindedir.

Hakikat er ya da geç ortaya çıkar

Fakirlik kader değildir. Zenginlik masum değildir. Ve hiçbir düzen sonsuz değildir.
Gerçekler: Yanlış kelimelerle örtülür, Yanlış eğitimle beslenir, Yanlış inançlarla kutsallaştırılır
Ama hakikat değişmez:İnsan bilinçlendiği gün, hiçbir servet onu susturamaz.

Haber Veriyoruz

Enable Notifications OK No thanks