0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
Sıkıştırılmış Birey ve Toplumsal Patlamanın Eşiğindemiyiz…
Sessizce Biriken Öfke: Sıkıştırılmış Birey ve Toplumsal Patlamanın Eşiğindeki Türkiye
Sessizce Biriken Öfke: Sıkıştırılmış Birey ve Toplumsal Patlamanın Eşiğindeki Türkiye
Türkiye’de bugün olup bitenler, yüksek sesle söylenen sloganlardan çok sessizce biriken bir öfkeyi işaret ediyor. Sanki insanlar yaşananları tek tek ceplerine koyuyor, günü geldiğinde çıkarıp delil gibi ortaya saçacak. Kim bilir…
Sokağa çıkın.
Sıradan bir mahallede, kalabalık bir caddede durun ve şu basit soruyu sorun:
“Hayat nasıl gidiyor?”
Ya da daha zorunu: “Mutlu musun?”
Büyük ihtimalle alacağınız cevapların %80’i olumsuz olacak. Geçim sıkıntısı, borç, iş güvencesi kaybı, gelecek belirsizliği… Buna karşılık kalan %20’lik kesim, bu %80’i görmek istemeyenlerden oluşuyor. İşte çatışma tam burada başlıyor: Çoğunluk doğruyu yaşarken, azınlık bu gerçeği inkâr edebiliyor.
Çoğunluk Neden Hareket Edemiyor?
Matematik basit ama tablo acı:
%80 halk,
%20 yönetenler ve güvenlik aygıtı.
Çoğunluk neden kıpırdayamıyor? Bunun birkaç temel nedeni var:
Korku ve Belirsizlik: “Ya daha kötüsü olursa?” endişesi.
Kaos Endişesi: “Sokak karışmasın, iç savaş olmasın” düşüncesi.
Ekonomik Kelepçe: Borçluluk, icra, kredi, işten atılma riski; yani hareket edeni cezalandıran bir düzen.
Bu mekanizma, toplumsal enerjiyi boşaltmak yerine sıkıştırıyor. Ve sıkıştırılan her şey gibi, risk büyüyor.
Balon Metaforu: Neden Tehlikeli?
Bir balonu düşünün. Ne kadar çok şişerse, patlama gücü de o kadar artar. Toplum da böyledir. Sorunlar konuşulmaz, adil çözümler üretilmez, ekonomik baskı hafifletilmezse; biriken öfke kontrollü bir tahliyeyle değil, kontrolsüz bir patlamayla boşalabilir.
Dünya örnekleri bunu defalarca gösterdi:
Fransa’da hayat pahalılığı protestoları,
Latin Amerika’da borç ve eşitsizlik kaynaklı sokak hareketleri,
Ortadoğu’da bastırılmış taleplerin ani patlamaları.
Hiçbiri “bir günde” olmadı. Hepsi sessiz birikimlerin sonucuydu.
Çözüm Nerede?
Bu noktada mesele “sokak mı, sessizlik mi?” ikilemi değildir. Asıl mesele şudur:
Şeffaf ekonomi politikaları,
Borç-faiz sarmalının adil biçimde yeniden düzenlenmesi,
Hukukun öngörülebilirliği,
İfade ve itiraz kanallarının açık tutulması.
Aksi halde balon kendi kendine inmeyecek.
Bugün Türkiye’de hissedilen şey; yüksek sesli bir isyan değil, derin bir suskunluk. Ama tarih gösteriyor ki suskunluk, çözümle karşılanmazsa en yüksek gürültüyle sona erer.
Birileri bu balonu bilinçli şekilde indirmezse, patlama kaçınılmaz olur. Ve o patlama, ne %80’in ne de %20’nin kontrolünde olur; herkesi etkiler.
Haber Veriyoruz