Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Seçimlerde Yapılması Gereken Bir Devrim.

Doğru Karar İle Doğru Kişi

101.113

Seçimlerde Yapılması Gereken Bir Devrim: Doğru Karar İle Doğru Kişi

Geleneksel siyasetin “parti disiplini” ve “kariyerist siyasetçi” üretme döngüsüne karşı, kökten bir alternatif ortaya atılıyor: Halkın doğrudan aday gösterdiği, dijital platformla desteklenen yeni bir seçim modeli. Bu, demokraside bir devrim mi yoksa ütopik bir hayal mi?

Mevcut Sistemin Açmazı: Particilik ve Liyakat Krizi

Türkiye’de ve dünyada birçok demokraside, seçmenler önlerine konulan sınırlı aday listeleri arasında seçim yapmak zorunda. Bu listeleri belirleyen ise parti liderleri ve teşkilatları. Sonuç olarak, siyaset kendi içinde kapalı bir kariyer yolu haline geliyor. Seçmenler çoğu zaman tanımadıkları, hayatın gerçeklerinden kopuk, “partiye sadık” isimlere oy vermek durumunda kalıyor. Meclislerde, ülke yönetmek için gerekli becerilere sahip olmayan, hatta temel iletişim yetenekleri zayıf kişilerin temsilci olabildiği gözlemleniyor.

Devrimci Öneri: Halkın Doğrudan Aday Göstermesi

Bu çıkmaza radikal bir çözüm önerisi şu: “Neden adayları siyasi partiler değil de, doğrudan halk belirlemesin?”

Önerilen sistemin temel ilkeleri:

Dijital Platform ve Aday Önerme: Her vatandaş, güvenli e-devlet kimlik doğrulamasıyla, yönetmesini istediği kişiyi bir devlet portalına önerebilecek.

Doğal Filtreleme: En çok önerilen, toplumun farklı kesimlerinden güven oyu almış kişiler, bir “potansiyel adaylar havuzu” oluşturacak.

Şeffaf Tartışma ve Eleme: Bu havuzdaki isimler, geçmişleri, başarıları ve vaatleriyle şeffaf bir şekilde tartışmaya açılacak. Halk, ikinci bir oylamayla bu listeyi nihai aday sayısına indirecek.

Geleneksel Seçim: Nihai aday listesi, klasik seçim sürecine girerek halkoyuna sunulacak.

Sistemin Devrimci Vaadi: Liyakatin ve Güvenin Yükselişi

Bu modelin vaat ettiği dönüşüm çarpıcı:

Parti Oligarşisinin Sonu: Hiçbir parti genel başkanı veya merkez yönetimi, aday listesini dayatamayacak. Güç, tabana, halkın kolektif tercihine geçecek.

Gerçek Liderlerin Ortaya Çıkışı: Siyasi aparata sahip olmayan, ancak mahallesinde, iş yerinde, kasabasında dürüstlüğü, zekası ve çözüm üretme kapasitesiyle tanınan insanlar (o doktor, o öğretmen, o emekli mühendis) siyasete girebilecek.

Kökten Hesap Verebilirlik: Sana oy verenler, seni yıllardır kahvede, mahallede tanıyan insanlar olacak. Hesap vermek Ankara’ya değil, doğrudan sokaktaki vatandaşa olacak.

Kalite Filtresi: Toplumun güvenini kazanmamış, liyakati sorgulanan kişilerin sisteme sızması neredeyse imkansız hale gelecek.

Eleştiriler ve Sistemin Aşması Gereken Engeller

Hiçbir sistem mükemmel değildir. Bu devrimci modelin de ciddi eleştiriler ve pratik engellerle yüzleşmesi gerekiyor:

Teknolojik Güvenlik: Böyle bir platform, siber saldırılar ve manipülasyon için birincil hedef haline gelir. Blockchain düzeyinde güvenlik ve kusursuz kimlik doğrulama şarttır.

Dijital Uçurum: Yaşlı nüfus ve dijital okuryazarlığı düşük kesimlerin sisteme eşit erişimi nasıl sağlanacak? Fiziksel destek noktaları gerekebilir.

Kutuplaşma Riski: Sistem, toplumdaki mevcut kümelenmeleri yansıtabilir. Her kesim kendi grubundan kişiyi öne çıkarmaya çalışarak, “en iyi örgütlenenin” kazandığı bir yarışa dönüşebilir.

Popülerite vs. Liyakat İkilemi: Sosyal medya popülaritesi yüksek ancak yönetim kapasitesi düşük kişiler, ciddi ancak “sıkıcı” uzmanların önüne geçebilir mi?

Yönetim Becerisi Meselesi: İyi ve zeki bir insan olmak, iyi bir devlet başkanı olmak için gerekli ancak yeterli olmayan bir koşuldur. Sistem, seçilen bu doğal liderlere strateji, diplomasi ve karmaşık bürokrasiyi yönetme konusunda destek sağlayacak mekanizmaları da içermelidir.

Sonuç: Halkın Kolektif Zekasına Dayalı Bir Sıçrama

Bu öneri, sadece bir “seçim sistemi değişikliği” değil, siyaset felsefesinde bir paradigma kayması öneriyor. Siyaseti, parti merkezlerinin tekelinden alıp, mahallenin, sokağın, iş yerinin kolektif güvenine ve bilgeliğine devretmeyi amaçlıyor.

Olumsuzluklar aşılamaz mı? Önerinin savunucularına göre, bu sistemin üreteceği “zeki ve güvenilir” liderler, ortaya çıkacak sorunları çözme kapasitesine de sahip olacaklar. Sistem, kendi kendini iyileştiren dinamik bir yapıya kavuşacak.

Hiç kimse annesinin karnından ülke yönetmek için doğmuyor. Ancak, toplum içinde denenmiş, güven kazanmış, zekası ve karakteriyle öne çıkmış insanları bulup, onlara yönetme fırsatı vermek, belki de demokrasinin en saf ve etkili haline ulaşmanın yoludur.

Bu fikir ütopik görünebilir, ancak mevcut sistemin ürettiği krizler derinleştikçe, radikal demokrasi arayışları da güç kazanıyor. “Doğru karar ile doğru kişi”yi bulma arayışı, belki de dijital çağın bize sunduğu imkanlarla yepyeni bir forma bürünecek.

Bu makale, geleneksel parti sistemine alternatif arayan ve halkın doğrudan iradesinin siyasete yansımasını savunan bir görüşü ele almaktadır. Demokratik sistemlerin evrimi, bu tür radikal fikirlerin tartışılması ve denenebilir modellere dönüştürülmesiyle ilerler.

Haber Veriyoruz

Enable Notifications OK No thanks