0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
Ölümden Neden Korkarız…
Ölüm Bir Dönüşüm müdür, Yoksa Değişim mi?
İnsanlık tarihi boyunca en çok konuşulan ama en az anlaşılan olgu ölümdür.
Kimileri onu bir son, kimileri bir yok oluş, kimileri ise bir cezalandırma anı olarak görür. Oysa ölüm, korkunun kendisi değildir; korkunun yansımasıdır.
Bu yazı, ölüm korkusunu psikolojik ezberlerle değil; insanın iç muhasebesi, vicdanı ve bilinç düzeyi üzerinden ele almaktadır.
İnsan Ölümden Neden Korkar?
Ölüm korkusu tek bir nedene indirgenemez. Ancak yüzeysel açıklamalar bir kenara bırakıldığında, korkunun gerçek kaynakları açıkça görülür.
1. Dünyaya Alışmış ve Bağlanmış Olmak
İnsan bu dünyada: düzen kurar, sahiplenir, kimlik inşa eder. Bu dünya zamanla bir yaşam alanı olmaktan çıkar, benliğin uzantısına dönüşür. Bu nedenle ayrılık fikri tedirgin eder. Bu korku insani ve doğaldır; fakat asıl korku burada bitmez.
2. Yapılanların Hesabından Korkmak
İnsan, ne kadar inkâr ederse etsin, içten içe şunu bilir: “Yaptıklarım cevapsız kalmayabilir.”
Bu yüzden:Ateist olduğunu söyleyen bile, İnancı reddeden bile, ölüm karşısında hesap ihtimalini zihninden tamamen silemez. Korku, yok olmaktan değil; cevap vermekten doğar.
3. İnanıp İtaat Etmeyenlerin Korkusu
İnanmak tek başına yeterli değildir. İnanıp bildiği hâlde yaşamayan kişi için ölüm: bir son değil, bir yüzleşme, anıdır. Ve yüzleşmeye hazır olmayan bilinç, korku üretir.
4. Hak ve Hukuk Yiyenlerin Korkusu
Başkasının emeğine, hakkına, hayatına bilerek zarar veren insan, ölümü karanlık görür. Çünkü vicdan, cezayı ölümden önce başlatır. Bu korku öğretilmiş değil, içsel bir bilgidir.
5. Bilinmezlik Korkusu
Bazı insanlar gerçekten “sonrasında ne olacağını bilmedikleri” için korkar.
Bu genellikle:hayatı derin yaşamamış, anlam üretmemiş, iç dünyasını inşa etmemiş, bireylerde daha baskındır. İç dünyası boş olan, sonrasına tutunacak bir anlam bulamaz.
6. Başkalarının Kaderiyle Oynayanların Korkusu
İnsanların hayat çizgisine müdahale edenler, güç kullanarak yolları bozanlar, başkalarının kaderinde kırılma yaratanlar ölümden korkar.
Çünkü korku şudur: “Benim bozduğum çizgi, bana geri döner mi?”, Bu korku metafizik değil, ahlakidir.
Ölüm Gerçekten Var mı?
Burada kritik ayrım yapılmalıdır. Ölen bedendir. Ölmeyen enerjidir. Ölmeyen düşünce ve fikirdir.
Beden:geçicidir, ödünçtür, zamana bağlıdır.
Enerji ise:yok olmaz, sadece form değiştirir.
Düşünce ve fikir: bedene ait değildir, aktarıldıkça çoğalır. Zamanla değil, anlamla yaşar.
Bu nedenle bilinçli insan şunu bilir: Ölüm, varlığın sonu değildir.
Ölüm Dönüşüm mü, Değişim mi?
Bu ayrım çok önemlidir. Değişim, bir şeyin başka bir şeye dönüşmesidir.Dönüşüm, özün korunarak formun değişmesidir.
Ölüm:özü yok etmez,bilinci silmez,enerjiyi öldürmez. Sadece taşıyıcıyı değiştirir. Bu nedenle ölüm bir değişim değil, bir dönüşümdür.
Bilinçli İnsan Ölümden Neden Korkmaz?
Çünkü bilinçli insan şunu bilir: “Ben beden değilim.”, “Ben sahip olduğum şeyler değilim.”, “Ben taşıdığım enerjiyim.”. Korku şu düşünceyle çöker:“Yok olmayacağım.” Bilinçli insan için ölüm: düşman değildir. Kaçılması gereken bir karanlık değildir ama yerine konması gereken bir eşiktir.
İnsan ölümden korkmaz. İnsan; yaptıklarından, yapmadıklarından, bozduğu hayat çizgilerinden korkar.
Beden ölür. Enerji yoluna devam eder. Düşünce yayılır. Fikir çoğalır.
Ve bilinçli insan bunu bildiği için ölümü değil, yaşarken ne taşıdığını sorgular.
Haber Veriyoruz