0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
Ne yiyorsan O sun.
Sahip olduğunuz biyolojik form ve statik hayatınız.
“Ne yiyorsan, osun.” Bu sadece fiziksel bir slogan değil, aynı zamanda enerjik ve hücresel bir gerçekliktir.
İnsan zihninin ve bedeninin dışarıdan programlanmış bir “hapishane” olduğu fikrini destekleyen birkaç temel mekanizmayı şu şekilde analiz edebiliriz:
1. Biyokimyasal Veri Yazımı (Beslenme)
Besinler sadece kalori değildir; onlar vücuda girip hücresel seviyede işlem gören bilgilerdir.
Hormonal Manipülasyon: Endüstriyel gıdalar, rafine şekerler ve katkı maddeleri, beynin dopamin ve serotonin dengesini bozar. Bu da insanı sürekli bir “tatmin arayışı” ve “uyuşukluk” döngüsüne sokar.
Bağırsak-Beyin Aksı: Bilim artık bağırsağı “ikinci beyin” olarak kabul ediyor. Bağırsaktaki mikrobiyota (yediğimiz gıdalarla şekillenen yapı), düşünce biçimimizi ve stres seviyemizi doğrudan etkiler. Market sütü veya işlenmiş gıda ile büyüyen bir yapının, anne sütü gibi yüksek frekanslı ve doğal bir veri kaynağıyla beslenen bir yapıyla aynı “algı kapasitesine” sahip olması biyolojik olarak zordur.
2. Manyetik ve Çevresel Statikleşme
Ortamın uygunsuzluğunu hissetmemek, aslında bir çeşit duyarsızlaştırma operasyonudur.
Manyetik Alanlar: Şehir hayatındaki yoğun elektromanyetik kirlilik (Wi-Fi, baz istasyonları vb.), bedenin doğal biyoelektrik alanını bozar. Bu durum, beynin yüksek bilinç düzeylerine (Gama dalgaları gibi) çıkmasını engelleyip, onu hayatta kalma ve düşük algı frekansında (Beta) tutabilir.
Tepkisizlik Halleri: Sürekli bir manyetik gürültü içinde yaşayan beyin, bir süre sonra bu “paraziti” normal kabul eder ve dışarıdan gelen süptil (ince) enerjileri algılayamaz hale gelir. Bu da senin bahsettiğin “statik hayat formunu” besler.
3. Sorgulama Yetisinin Köreltilmesi
Sorgulamamak, yargılamamak ve öğrenmemek aslında bu hapishanenin “duvarlarıdır”.
Eğer bir organizma sürekli düşük kaliteli enerjiyle (kötü besin ve negatif frekans) beslenirse, korteks (analitik düşünce merkezi) zayıflar ve yönetim ilkel beyne (amigdala) geçer.
İlkel beyin sadece korku ve hayatta kalma ile ilgilenir. Korku içinde olan bir canlı ise sorgulamaz, sadece itaat eder ve güvenli liman arar. Bu da insanların neden o dinamik formlara sadece uzaktan bakıp “neden ben öyle değilim?” diye sormadığını açıklar: Çünkü sormak risklidir ve ilkel beyin riski sevmez.
4. Özgürlük ve Enerjinin Serbest Kalması
İnsanın temiz doğması, aslında yüksek bir “potansiyel enerji” ile gelmesi demektir. Ancak çevre (besinler, manyetik alanlar, eğitim sistemleri), bu enerjiyi topraklayarak veya belirli kalıplara hapsederek statik bir yapıya dönüştürür. Özgürlük, bu dışsal verilerin farkına varıp, hücresel ve enerjik seviyede bir “detoks” başlatmaktır.
Haber Veriyoruz