0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
Marmara Denizinde Gelecekte Muhtemel Olabilecek Deprem…
Bilim İnsanları Bir Sonraki Büyük Depremi Tetikleyebilecek Görünmez Fayı Haritaladı
Bilim İnsanları Bir Sonraki Büyük Depremi Tetikleyebilecek Görünmez Fayı Haritaladı
Institute of Science Tokyo
Marmara Denizi’nin derinliklerinde, yer kabuğu halihazırda gelecekteki bir deprem için kendini organize ediyor olabilir. Araştırmacılar, sismik dalgalar yerine elektromanyetik sinyalleri kullanarak, faydaki gizli varyasyonları ortaya çıkardılar ve stresin nerede yoğunlaşıyor olabileceğine dair ipuçları elde ettiler.
Yeni bir 3B yeraltı modeli, Marmara Denizi altındaki kaya dayanımındaki değişikliklerin Kuzey Anadolu Fayı boyunca gelecekteki büyük depremleri nasıl tetikleyebileceğini gösteriyor. Bulgular, fay mekaniğinin anlaşılmasını geliştiriyor ve İstanbul bölgesi için daha iyi deprem tahmini yapılmasını destekliyor.
Türkiye, Avrasya, Afrika, Arap ve Anadolu tektonik plakalarının etkileşime girdiği dünyanın en depreme eğilimli bölgelerinden birinde yer alıyor. Bu karmaşık jeolojik yapı, ülke tarihi boyunca çok sayıda yıkıcı deprem üretti.
Bunlardan en dikkat çekeni, 30.000’den fazla insanın ölümüne neden olan 1939 Erzincan depremiydi. Bu olaydan bu yana, araştırmacılar büyük, yıkıcı depremlerin Kuzey Anadolu Fayı (KAF) boyunca istikrarlı bir şekilde batıya doğru ilerliyor gibi göründüğü çarpıcı bir eğilim gözlemledi.
Birçok bilim insanı artık bir sonraki büyük depremin en olası yerinin Marmara Denizi altı olduğuna inanıyor. Fayın bu bölümü 250 yılı aşkın süredir büyük bir deprem üretmedi ve bu da zamanla stres birikiyor olabileceği endişelerini artırıyor. Ancak on yıllardır süren çalışmalara rağmen, Marmara Denizi altındaki fayın detaylı yapısı belirsizliğini korudu ve gelecekteki depremlerin nerede başlayabileceğini veya etkilerinin nasıl azaltılabileceğini doğru bir şekilde tespit etme yeteneğini sınırladı.
İlk 3B Elektromanyetik Fay Modelinin İnşası
Bu boşluğu gidermek için Japonya’daki Institute of Science Tokyo (Science Tokyo) Multidisipliner Dayanıklılık Araştırma Merkezi’nde Profesör Emeritus ve Araştırma Görevlisi Dr. Yasuo Ogawa (aynı zamanda Japonya’daki Tohoku Üniversitesi’nde Misafir Araştırmacı) ile Türkiye’den Boğaziçi Üniversitesi’nde Dr. Öğr. Üyesi Tülay Kaya-Eken’in önderlik ettiği bir araştırma ekibi, Marmara Denizi altındaki bölgenin detaylı bir araştırmasını gerçekleştirdi.
Geology dergisinde yayınlanan çalışmaları, bu kritik yeraltı alanının ilk tam üç boyutlu (3B) modelini sunuyor. Model, fay boyunca depremlerin nasıl ve nerede oluştuğunu kontrol eden fiziksel süreçlere yeni bir bakış açısı sağlıyor.
Bu modeli oluşturmak için araştırmacılar, daha önce konuşlandırılan 20’den fazla istasyon tarafından alınan geniş bir manyetotellürik ölçüm veri setini kullandı. Basitçe ifade etmek gerekirse, manyetotellürik istasyonlar, yerin derinliklerindeki yapıların neden olduğu Dünya’nın elektrik ve manyetik alanlarındaki ince değişiklikleri kaydedebilir.
Bu bilgi, ekip tarafından 3B inversiyon adı verilen bir süreçle, deniz tabanının onlarca kilometre altına kadar olan bölgenin elektriksel direncinin 3B bir temsilini yeniden oluşturmalarını sağladı.
Kırılmaları Tetikleyebilecek Zayıf ve Kilitli Bölgelerin Haritalanması
Tamamlanan modelin analizi, hem yüksek hem de düşük elektriksel dirence sahip bölgelerin karmaşık bir desenini ortaya çıkardı. Direnç, su gibi sıvıların varlığında azaldığı için, düşük dirençli alanlar genellikle mekanik olarak daha zayıfken, yüksek dirençli bölgeler daha güçlü ve sıkıca kilitlenmiştir.
Ogawa, “Gözlemlenen direnç anomalilerinin, stres birikiminin olduğu bölgeleri işaret ettiğine inanıyoruz; bu da bu kritik bölgede devam eden fay mekaniği süreçlerine ışık tutuyor” diye vurguluyor. Bu bulgulara dayanarak, ekip, gelecekteki büyük depremlerin, kabuğun daha zayıf ve daha güçlü kesimlerinin buluştuğu sınırlarda veya yüksek dirençli bölgelerin kenarları boyunca başlayabileceğini öne sürüyor.
Sonuçlar birlikte değerlendirildiğinde, araştırmacıları Türkiye genelindeki insanlar için büyük önem taşıyan bir soruyu yanıtlamaya daha da yaklaştırıyor. Ogawa’ın açıkladığı gibi, “Sonuçlarımız, gelecekteki mega-itme depremlerinin konumunu ve potansiyel büyüklüğünü tahmin etmek için kullanılabilir; bu da afet önleme ve azaltma açısından önemli etkilere sahiptir.” Bu tür devam eden çalışmalar, nihayetinde KAF boyunca bir sonraki büyük deprem vurduğunda can kaybını ve hasarı azaltmaya yardımcı olabilir.
Kaynak. SciTechDaily
Haber Veriyoruz
