Haber Veriyoruz
Güncel Haber Yayın ve Yorum Sitesi

Kodlanmış Gelecek Kimin Geleceği?

Kodlama bir gerçeklik üretmez.

65.982

Kodlanmış Gelecek Kimin Geleceği?

Kodlama bir gerçeklik üretmez. Kodlama, gerçeğin üzerine kurulan bir yansımadır. Gerçek zaten ortadadır; gizlenmez, kodlanmaz, icat edilmez. Olan olur. Kodlama ise olanın nasıl okunacağını belirler.

Bugün insanlığa sunulan şey “teknolojik ilerleme” değil, geleceğin önceden daraltılmasıdır. Kodlama; matematiksel bir işlem, masum bir veri analizi ya da tarafsız bir hesaplama değildir. Kodlamanın asıl amacı, geçmiş ile bugünü karşılaştırarak kimin nasıl bir geleceğe yönlendirileceğini belirlemektir.

Sorulması gereken soru şudur: Bize bir gelecek çizilmesi mi sorun, yoksa neden bizim adımıza bir gelecek çizilmek isteniyor mu?

Kodlama, “ne oldu?”yu anlamak için kullanılmıyor artık. “Ne olmalı?”, “Kim nerede durmalı?”, “Kim neyi tüketmeli?”, “Kim susmalı?” sorularına hizmet ediyor. Veri, tahmin üretmek için değil; davranış üretmek için işleniyor.

Asıl tehlike burada başlıyor.

Çünkü kodlama bir noktadan sonra itaat talep eder. Sana “bunu yap” demez. “Sana uygun olan budur” der. Seçtiğini sanırsın, ama seçeneklerin baştan belirlenmiştir.

Bu noktada kritik soru ortaya çıkar: Bu kodlamayı kim yapıyor?
Arkasında kim var? Hangi akıl, hangi çıkar, hangi korku bu sistemleri besliyor?

Kodlama tek başına bir yazılım değildir. Platformdur. Alışkanlıktır. Bağımlılıktır. Ve en önemlisi, sanal bir hayatın içine gönüllü olarak girmeyi kabul etmektir.

Gerçekten kaçmadan, gerçeğin yerine konulan bir simülasyon.

“Bilinç yükselirse bu düzen çöker” deniliyor. Bu büyük bir yanılgıdır. İnsan tek başına bilinçlenebilir. Ama kalabalıkla birlikte hareket eder.

Çoğunluk; doğruyu değil, rahatı seçer.

Yalnız kalmamayı, dışlanmamayı, konforu tercih eder. Bu yüzden bilinç, sürü psikolojisi karşısında çoğu zaman çaresiz kalır. Sorun zekâ eksikliği değildir. Sorun ait olma ihtiyacıdır.

Eskiden toplumların başında bir çoban vardı. Bugün bu model çöktü.

Artık bir topluma tek bir çoban yetmez. Çünkü yönlendirme bireyselleşti. Algoritmalar kişiye özel çalışıyor. Manipülasyon hedefli ve sessiz.

Bu yüzden yeni düzen şunu dayatıyor: Her koyun için ayrı bir çoban.
Ama bu çoban insan değil; ekran, veri, algoritma.

Burada acı bir gerçek var: Kalkıp “kodlama şöyledir, böyledir” demek, yazmak ya da konuşmak tek başına bir şey ifade etmiyor. Çünkü sistem, eleştiriyi bile içeride tutacak kadar esnek.

Yazmak çözüm değildir. Ama teşhistir. Ve bazen bir sistemi yıkan şey, yüksek sesli sloganlar değil; sessiz ama doğru sorulardır.

Son kez soralım: Kodlanmış bu gelecek gerçekten kimin geleceği? Ve biz bu geleceğin neresindeyiz: öznesi mi, verisi mi?

Haber Veriyoruz

Enable Notifications OK No thanks