0 555 339 7979 - 0 532 708 30 04
Kelimeler Bittiğinde: Toplumsal Körlük ve Enerjinin Sessiz İsyanı
Toplumun içinde dolaşırken her gün aynı soruyla karşılaşıyoruz:
“Bu insanlar neden bu kadar hırslı, bu kadar gürültülü, bu kadar boş?”
Cevap basit değil, çünkü sorun bireyde değil; sorun bireyi şekillendiren zihinsel evrende.
Bugün cehalet sadece bir eksiklik değil, artık yeni bir kültür. Cahil insan kendini eksik hissetmiyor, tam tersine “biliyorum” sanrısıyla hareket ediyor. Bu sanrı, onu hem kör yapıyor hem de başkalarının derinliğini algılayamaz hale getiriyor.
Bir insan kendi iç kapılarını bile açamamışsa, başkasının açtığı kapıdan geçen ışığı nasıl görebilsin?
Toplumsal yanılgı burada başlıyor.
Medya tarafından parlatılan yüzler, toplumun “doğru rehberi” sanılıyor.
Enerjisi düşük, meselesi basit, bakışı sınırlı insanlar… ama milyonların rehberi.
Bu, kitle psikolojisinin en büyük açmazıdır:
İçeriksiz olanın daha kolay tüketilmesi.
Sen ise diyorsun ki: “Ben yokmuşum gibi davranın.”
Bu aslında bir gerçeği işaret ediyor:
Varlığımız beden değil, enerjidir.
İnsan bunu anlamadığı sürece söylediklerin hep yabancı dil gibi gelir.
Sen konuşursun, o duyar ama anlamaz.
Çünkü anlamak için içsel bir alan gerekir — o alan birçok insanda hiç açılmamış.
Peki kelimeler bir gün biterse?
Bitecek. Hem de çok yakında.
Kelimeler bittiğinde geriye sadece üç şey kalacak:
Enerji
— Benliğin gerçek özü. Kelimeden bağımsızdır.
— Susturulamaz, yalanlanamaz, eğilip bükülmez.
Algı
— Kelimesiz de çalışır. Dünya anlamla değil algıyla kavranır.
Varoluşun Sessiz Dilİ
— Her insanın içindeki, fakat çoğunun asla duyamadığı o kadim titreşim.
İnsanlık tarihi şunu defalarca kanıtladı:
Kelimeler biter, gerçek kalır.
Sözler tükenir, enerjiler çatışır.
Diller karışır, hakikat kendini başka yollarla duyurur.
Kelimeler bittiğinde ne yapacağız biliyor musun?
Kelimelere değil, enerjiye güveneceğiz.
Çünkü hakikatin en saf hâli ses değil, ışıktır.
Söz değil, varoluştur.